DOĞRU BİR JEOPOLİTİK DEĞERLENDİRME NASIL YAPILMALIDIR?
Güray ALPAR (07 Eylül 2024 tarihinde düzenlene Uluslararası Çankaya Kongresinde bildiri olarak sunulmuştur).
Öz
Jeopolitik, bir ülkenin coğrafyasının, tarihinin ve kültürünün o ülkenin politikalarına olan etkisidir. Bu anlamda, oluşturulacak politikaların sağlıklı olması açısından bu konunun disiplinler arası bir anlayışla ele alınması ve değerlendirmelerin gerçekçi olarak ortaya konulması gerekmektedir. Esas olarak Jeopolitik; jeostrateji, jeoekonomi ve jeokültür olarak alt branşlara ayrılabilir ve bir ülkenin; kara, deniz, hava, uzay alanlarıyla birlikte bilgi ve teknoloji alanlarını da kapsar. Bunların herhangi birisinin tam olarak ortaya konulamaması şüphesiz oluşturulan politika ve stratejileri derinden etkiler. Buna rağmen birçok ülkenin bu konu üzerinde yeterince durmadığı veya konuyu yüzeysel olarak geçiştirdiği de görülür.
Bu çalışmanın maksadı ve yöntemi; ülkelerin refahı ve bekası için son derece önemli olan Jeopolitik konusunu tam olarak ortaya koyarak, sağlıklı bir jeopolitik değerlendirme yapılması için olmazsa olmaz hususları belirlemektir. Jeopolitiğin konusunun oldukça geniş bir alanı kapsaması nedeniyle çalışma özellikle inceleme ve değerlendirme esasları ile sınırlı tutulmuştur. Çalışmada konu ile ilgili literatür taraması yanında tarihi örneklerden de yararlanılacaktır.
Siyasal coğrafyadan doğan bir bilim dalı olarak Jeopolitik, coğrafyanın bir ülkeye sağladığı avantaj ve dezavantajları ortaya koyar ve politikaların oluşturulmasına katkı sağlar. Jeopolitik kesinlikle rastgele bir subjektif tahmin veya kehanette bulunmak olmadığı gibi geneli içermeyen sınırlı bilgilerle de istenilen sonuca varılabilecek bir bilim dalı değildir. Bu açıdan gerçek bilginin ne olduğu üzerine de düşünülmesi gerekmektedir. Yapılan çalışmanın jeopolitik değerlendirme konusunun daha iyi anlaşılması için akademik düzeyde yeni bir bakış açısı getireceği ve faydalı olacağı değerlendirilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Jeopolitik, veri, bilgi, öngörü, jeoekonomik, jeokültür
HOW SHOULD A CORRECT GEOPOLITICAL ASSESSMENT BE MADE?
Abstract
Geopolitics is the impact of a country’s geography, history and culture on that country’s policies. In this sense, in order for the policies to be created to be sound, this issue should be addressed with an interdisciplinary understanding and evaluations should be presented realistically. Mainly Geopolitics; It can be divided into sub-branches as geostrategy, geoeconomics and geoculture, and a country’s; It covers land, sea, air and space fields as well as information and technology fields. Failure to fully reveal any of these will undoubtedly deeply affect the policies and strategies created. Despite this, it is seen that many countries do not pay enough attention to this issue or gloss over it superficially.
The purpose and method of this study; To fully reveal the issue of Geopolitics, which is extremely important for the welfare and survival of countries, and to determine the indispensable issues for a healthy geopolitical evaluation. Since the subject of geopolitics covers a very wide area, the study is limited to the principles of examination and evaluation. In the study, historical examples will be used as well as literature review on the subject.
Geopolitics, as a branch of science arising from political geography, reveals the advantages and disadvantages that geography provides to a country and contributes to the formation of policies. Geopolitics is certainly not a random subjective guess or prophecy, nor is it a branch of science in which the desired conclusion can be reached with limited information that does not contain the general information. In this respect, it is necessary to think about what real knowledge is. It is evaluated that the study will bring a new perspective and be useful at the academic level for a better understanding of the geopolitical evaluation issue.
Key Words: Geopolitics, data, information, foresight, geoeconomics, geoculture
Giriş
Bir ülkenin coğrafyası ile o ülkenin yürüttüğü siyaset arasında çok yakın bir ilişki vardır (Alpar, 2021). Diğer taraftan her ülkenin dünya üzerindeki konumu ve coğrafi özellikleri farklılık gösterir (Alpar, 2023).
Genelde yüzeysel olarak ve sadece coğrafya ile ilişkilendirilen Jeopolitik, herhangi bir ülkenin coğrafyasının o ülkenin politikalarına olan etkisini inceler ve doğal olarak coğrafyanın o ülkenin dış politikalarını belirlemesini ele alır (Göney, 1993:6). Tarih boyunca önemini koruyan coğrafi faktörler, zamanla daha da önem kazanmış ve ülkelerin politikalarında baskın bir faktör olmaya başlamıştır. Jeopolitik kuramlar özellikle soğuk savaş dönemi ve ertesinde büyük güçlerin rakiplerine karşı stratejik ve taktik düzeyde politikalarını etkilemiştir (Göney, 1993:38-47).
Her ülke kendi coğrafyasına ve yeteneklerine göre jeopolitiğini kurgular ve bunu avantaja çevirmeye çalışır. Bu anlamda 1800’lü yıllardan başlayarak dünya egemenliği iddiasında olan devletler 4 ana jeopolitik ekol oluşturmuştur (Sevgi, 217-218).
Bunlar esas olarak; İngiliz Ekolü: Halford MACKINDER (1861-1947), Amerikan Ekolü (Alfret, T. MAHAN (1850-1913), Nıcholas SPYKMAN), Alman Ekolü: Frederich RATZEL (1844-1904), Rudolf KJELLEN (İsveç asıllı Alman ekolünü geliştiren jeopolitik uzmanı, 1864-1922), Kari HAUSHOFER (1869-1946) ve Fransız Ekolü: Vidal de la BLACHE (1845-1915)’dır. Dikkatle tetkik edilirse bu teorisyenler coğrafyayı hep kendi ülkeleri ve politikaları açısından yorumlamışlar ve buna göre teoriler geliştirmişlerdir. Örneğin; Alman Ekolünden Frederich RATZEL (1844-1904), alan ve alanın haritadaki konumu üzerinde dururken, Almanya’yı esas alarak gelişme ve yayılmayı öngören alan görüşler geliştirmiştir (Ratzel, Frederich. (1897).
Araştırmanın amacı ve kapsamı
Bu çalışmanın maksadı, jeopolitiği doğruya yakın olarak tanımlayarak, buna göre doğru bir jeopolitik değerlendirme için gerekli olan esasları ortaya koymaktır. Çalışmanın konusu çok geniş bir zaman dilimi ve değişik alanları kapsadığından, konu tanım ve temel esaslarla sınırlandırılmaya çalışılmıştır.
Bulgular ve bulguların değerlendirilmesi
Bu gerçekten hareketle, her ülkenin bu tür jeopolitik teori ve stratejileri kendi gerçeklerine ve coğrafyasına göre oluşturması bir zorunluluk olarak görülmektedir. Oysa jeopolitik değerlendirmelerde yapılan en büyük yanlış bu kurallara uymadan, başkaları tarafından oluşturulmuş olan teori ve esasları herhangi bir değerlendirmeye tabi tutmadan birebir kendi coğrafyasına uygulamaya çalışmak olarak karşımıza çıkmaktadır. Buna en bariz örnek 20 ve 21 yüzyılda Avrasya coğrafyası için önce İngilizler (MACKINDER) sonrasında ise ABD tarafından (MAHAN) uygulanan “Kara Hakimiyet ve Çevre Kuşak (Rimland) teorilerinin (Özdemir, 2020) bu coğrafyadaki bütün devletler tarafından değişmez bir ilke olarak kabul edilip uygulanmaya çalışılmasıdır. Bu teorilerle Sovyetler Birliği’nin çevrelenip yıkılması sağlanmış olup, bunun değişik bir versiyonu Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrası yürürlüğe konulmuştur. Rimland teorisine göre, eski dünya’ya yani rimland’a hâkim olan güç, ABD’nin mutlak hegemon olduğu yeni dünya’yı da kuşatarak dünyaya hâkim olmaktadır. Başka bir deyişle rimlandı ele geçiren Avrasya’ya hâkim olur, Avrasya’ya hâkim olan dünya’ya hâkim olur (Uluslararası İlişkiler Teorileri,2021:178-180).

Soğuk Savaş Dönemi sonrasında ise tek kutuplu olacağı düşünülen dünyanın, bazı değişimlere sahne olduğu görülmektedir. Bu dönemde şüphesiz doğru değerlendirmeler yapanların ve bunu alanda uygulayabilenlerin kazanacağı aşikardır (Stratejik Öngörü ve Uyanma Zamanı, Alpar, 2023).
Jeopolitik değerlendirmelerde yapılan bir başka hata ise sadece yalın haliyle coğrafi konum üzerinden değerlendirmelerde bulunmaktır. Oysa jeopolitik sadece coğrafya ve coğrafi konum değildir. Yine alan olarak sadece karasal veya kısmen deniz alanlarının öne çıkarıldığı da görülmektedir. Oysa Jeopolitik; kara, deniz, hava ve uzayla birlikte siber alanı da kapsar ve coğrafi faktörlerin yanında ekonomik, kültürel, tarihi bağlantıları çevre, iklim, bilim ve teknoloji alanlarıyla birlikte ele almak zorundadır. Bu bağlantılar ortaya konulmadan ve bütün bu unsurlar stratejik düzeyde sinerji yaratacak şekilde kullanılmadan yapılacak değerlendirmeler şüphesiz eksik kalacak ve buna dayalı oluşturulacak strateji ve politikaları olumsuz yönde etkileyecektir. Bunun da büyük bir bilgi altyapısı gerektirdiğini söylemek gerekiyor.

Jeopolitik değerlendirmeler konusunda üzerinde durulması gereken diğer bir konu ise çoğu zaman rasgele tahmin, ideolojik tahmin veya eksik bilgi ile ve yetersiz örneklem ile öngörü’de bulunulmaya çalışılmasıdır. Sonuçlara yol açması ve karar vericiler için alternatifler sunması açısından öngörülerde yapılabilecek eksiklikler önemlidir.
Şüphesiz öngörü, geleceği tahmin etme girişimidir (Suddendorf ve Corballis, 2007: 299). Öngörü bir ileriyi görme yeteneğidir (Oxford Languages). Öngörü’de geniş ve derin bir bilgi altyapısı vardır ve olayları birbirleri ile ilişkilendirerek geleceğe yönelik alternatifler sunar.
Bu açıdan geneli içeren, bilgiye dayalı ve alternatifleri içerecek şekilde oluşturulan öngörü’nün kehanet, subjektif tahmin ve sınırlı veriye dayalı tahminlerden ayrılması son derece önem arz etmektedir. Konuya ilişkin hazırlanan tablo aşağıda sunulmuştur.

Son olarak doğru bir tahmin yapabilmek için veri ve bilgi ile sentez, analiz ve değerlendirme kavramlarını iyi ayırt edebilmek gerektiği söylenebilir. Bu anlamda da sadece olayları sıralamak olan verileri birbiri ardına saymanın bir jeopolitik değerlendirme yapmak için yeterli olmadığı ortadadır.

Burada açıkça görüldüğü gibi bir akıl yürütme ya da değerlendirilmemiş ham bilgi olan veri ve bunların bir araya getirilmiş biçimi olan enformasyon, bilgi olmadığı gibi sentez, analiz ve değerlendirme seviyelerine ise ancak anlama ve kavrama seviyeleri geçildikten sonra ulaşılabilmektedir. Geniş bir bilgi altyapısı ve derinlik gerektiren jeopolitik değerlendirmelerin de bu doğrultuda yapılması şüphesiz doğruluğunu artıracaktır.
Bütün bunların ötesinde ise jeopolitik metodoloji ilkelerinin bilinmesi de gerekmektedir. Bilimselliği yakalamak ve araştırma yapmak için alana özgü birtakım yöntemler geliştirilmiş ki bu yöntemlerin genel adı “metodoloji” bilimidir. Örneğin coğrafi epistemoloji, coğrafya biliminin bilimsel dünyadaki yerini coğrafyanın araştırma sahasını ve coğrafya ya özgü yöntemleri ortaya koyar.
Metodoloji, bir sorunu tespit ve çözmeye yönelik olarak veri toplama, analiz ve yorumlama gibi süreçlerde izlenmesi gereken, izlenmesi gereken sistemli ilkeler ve yöntemler bütünüdür. Bu ise bizlere yol göstererek zaman kaybını önler ve daha esaslı ilkelerle sonuca ulaştırır.
Sonuç olarak; derin bir bilgi ve derinliği gerektiren jeopolitik değerlendirmeler ve öngörülerin öylesine yüzeysel yapılamayacağı ve bunların da doğru sonuçlara ulaştıramayacağı açıktır.
Bu nedenle bu altyapının sağlanması, jeopolitik konusunun ve jeopolitik öngörülerin ve kapsadığı alanların tam olarak anlaşılması ve bunun stratejik sonuçlar sağlayacak şekilde metodolojik bir anlayışla ortaya konulması durumunda istenilen faydayı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
Kaynakça:
Alpar, Güray. (2021). Uluslararası İlişkilerde Stratejiyi ve Coğrafyayı Anlamak, Konya: Palet yayınları.
————- (2023). From Geopolitic to Geostrategy, Konya: Palet Yayınları.
————- (2023). Stratejik Öngörü ve Uyanma Zamanı, Konya: Palet Yayınları.
Doğanay, Hayati. (1998). “Coğrafyada Metodoloji”, Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü, Erzurum.
Göney, Suat. (1993). Siyasi Coğrafya. Cilt 2. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları.
Mc. Millan, J. And Schumacher. S. (1984), Research İn Education A Conceptual İntroduction, Boston and Toronto: Little Brown and Company.
Mahan, Alfred Thayer. (2003). The Problem of Asia and its Effects Upon International Policies, Routledge.
Ratzel, Frederich. (1897). Politische Geographie, Münih.
Özdemir, Yavuz Selim. (2020). “Mackinder’in Kara Hâkimiyet Teorisi Nedir?” Stratejik Ortak, April 17, 2020.
Sevgi, Cezmi. (1988). Jeopolitik ve jeostratejinin tarihsel gelişimi açısından Türkiye’nin stratejik konumu. Ege Coğrafya Dergisi, Cilt 4, Sayı:1.
Suddendorf ve Corballis. (2007). “The evolution of foresight: What is mental time travel and is it uniquely human”. Behavioral and Brain Sciences, 30, 299.
Uluslararası İlişkiler Teorileri. (2021). Aktüel Yayınları.