İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Ağustos 12, 2024 7 dk okuma

ULUSLARARASI ÖRGÜTLER VE SİVİL TOPLUMLA İLİŞKİLERDE KAMU DİPLOMASİSİ YAKLAŞIMI

ULUSLARARASI ÖRGÜTLER VE SİVİL TOPLUMLA İLİŞKİLERDE KAMU DİPLOMASİSİ YAKLAŞIMI
Ağustos 12, 2024 7 dk okuma

Kamu Diplomasisi:

Türkiye, jeo-stratejik konumu ve miras aldığı rol ile küresel güvenlik, kültürel ve ekonomik ilişkiler bakımından iletişim gücü, tanıtımı, etkin varlığı ve kararlı politikalarla da etki sağlayabileceği sahada ve diplomasi masasında güçlü bir yere sahiptir.

Ülkemizin önde gelen uluslararası örgüt ve sivil toplum aktörleriyle 100 yıldır süregelen diplomatik birikime dayalı ilişki ve işbirliği, barışçıl ve kalkınmaya yönelik girişimlerle etkin kamu diplomasisi stratejisine sahip olmayı zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, istikrar, süreklilik, iyi zamanlanmış atılımlar ve yenilikçi araçların kullanılmasıyla marka değerimizin yüksek tutulması üstün önem taşımaktadır.

Tarihsel zenginliğiyle Türk ulusunun kültür, sosyal hayat ve devlet yapısına dair ilk görsel ve yazılı kamu diplomasisi örneklerinin kadim yurt ve birlik içinde yaşama dair anıtsal balbal taşlarına runik yazıyla kazınmış Türk kimliği, ulusu ve töresini geleceğe taşımış olan Orhun, Tonyukuk ve Bilge Kağan Yazıtları olduğunu söylemek mümkündür. Kitlesel göçler sonucu yüzyıllardır gözlerden uzak kalmış bu anıtsal yazıtlar, tanıtım ve marka değeri bakımından Türk kültürünün en anlamlı arşiv belgeleri olarak eşsiz örnek sunmaktadır. Dünya üzerinde yaşam ve yönetim biçimi oluşturmuş olan tüm topluluklar benzeri tapınak, sembol ve simgesel abide yazıtlarla geleceğe bir iz, tanı ve aktarım modeli bırakarak günümüz tanıtım ve kültürel zenginlik kütüphanelerine konu teşkil etmiştir. Bu model günümüz uluslararası örgütler ve sivil toplu aktörleriyle kamu diplomasisi ilişkileri ve marka değerimizin artırılması bakımından yararlanılabilecek bir örnek olarak ortaya çıkmaktadır.

Kamu Diplomasi Stratejisi ve Türkiye’nin gelecek öngörüsü:

Milletler Cemiyetinin 1932’de üyesi olan Türkiye, BM, NATO, Avrupa Topluluğu, İslam İşbirliği Teşkilatı, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) gibi uluslararası örgütler ve askeri-ekonomik teşkilatlanmalara katılım ve işbirliği vesilesiyle uluslararası toplumun bir parçası olmakla birlikte, jeopolitik konumu ve sosyo-kültürel varlığı ve marka değerini barışa yönelik gayretler ve küresel değerlere katkı ile geliştirmektedir.

21 yy. da hala küresel barış için etkin bir güvence oluşturulamamasına neden olan ekonomik dengesizlikler, gelişmemiş toplumların eğitim, sağlık-gıda ve ulaşım gibi yaşamsal sorunları, gelişmiş ülkelerin bencil politikaları sonucu sosyal hayatta uçurumlar yaşayan komşuluklar ve çözülememiş/donmuş ihtilaflarla sarsılan güven ortamı yeni ilişkiler stratejisiyle birlikte, kamu diplomasisinin de yenilikçi bakışla ele alınması beklentisini ortaya koymaktadır. Bu beklenti tanıtım stratejisiyle birlikte gelecek öngörüsünü (foresight) birlikte ele alarak geliştirilmesi yararlı olacaktır.

Küresel aktörlerin çatışmacı yayılmaları, ekonomik tekelleşme arzuları ve vekil aktörlerle karşı hamle ve üstünlük kabul ettirme gayretleri, etkinliğini kaybeden küresel sisteme beklenen yeni bir soluk getirememektedir. 1995 Bosna, 2003 Körfez, 2005-2012 Afganistan örneklerinden sonra 2014/2021 Kırım ve Donbass odaklı RF-Ukrayna çatışmaları Avrupa’da soğuk rüzgârlar estirmiş ve yansımaları hala devam etmektedir. Uluslararası sistemde yaşanan bu hayal kırıklığı geleceğe dair öngörü için henüz umut var bir görüntüyü akla getiremediği gözlenmektedir.

Stratejik konumuyla Avrupa, Asya ve Afrika’ya en yakın konumdaki ulaşım, enerji, üretim ve dağıtım merkezlerine sahip ve bunları ekonomik sisteme sunmaya hazır olan Türkiye, uluslararası sistemin sınama ve fırsatlarına karşı hızlı ve kapsamlı çözümler üretebilecek yapısal ve sistematik gücünü, milli gücün tüm alt unsurlarıyla destekleyerek jeopolitik varlık ve farkındalığı yaymak bakımından hissedilebilir avantajlara sahiptir. Bu çerçevede, Türkiye Kamu Diplomasisinde tarihi bir fırsat hamlesi yakalamış ve küresel sorunların beraberinde gelişen sınır, sığınmacı ve terör yumağıyla mücadelede yumuşak gücünü, kamu diplomasisiyle birleştirerek sorunların kaynağına yönelmeyi hedeflemektedir. Ekonomik durgunluğa karşı “birlikte kazanma” stratejisiyle küresel bağlantı, ulaşım ve enerji koridorları ile yaratılacak yatırımlar yoluyla bölgesel farklılıkları ortadan kaldırmak odaklı kapsayıcı bir diplomasinin sürdürülebilirlik öngörüsü hayata geçirilmeye muhtaçtır.

Kamu Diplomasisi ve Jeopolitik Öngörü:

21nci yüzyılın sonunda Türkiye’ye bölgesel güç olma, çok yönlü diplomasi yürütme ve BM’nin etkinliğini yenilikçi reform süreciyle artırmaya yönelik diplomatik ve beraberinde ekonomik sınamalar getiren gelişmeler özgün, katılımcı, yapıcı ve arabulucu yöntemler kamuoyunu bilgilendirmek ve meseleleri sahiplenmekle kamu diplomasisine itici güç kazandırabilecektir. Bosna,-Kosova ve Balkanlarda ortak noktaların bulunmasında, Afganistan’da çatışmaların uzamadan kalkınma ve kapasite geliştirme odaklı desteğe dönüşmesinde, Ortadoğu’da sınırların korunması ve DAEŞ terörünün sona erdirilmesindeki katkılarımız küresel görünüme katkı sağlamış ve uluslararası toplumla birlikte hareket edilmiştir. Ancak jeopolitik öngörüye dayalı stratejik planlama ile küresel ortak değerler temelinde öncü rolümüz daha fazla öne çıkarılmalıdır.

1.Dünya Savaşından sonra İstiklal Savaşıyla işgalcilere karşı tarihi ve zorlu bir askeri ve diplomasi savaşı sürdüren Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk ülkesinin onur, varoluş ve bağımsızlık hedefinden vazgeçmeden çok yönlü diplomatik ilişkilerle Türk Vatanını kurtarmış, Misakı Millîyi tanımlamış ve Cumhuriyeti tesis ederek tarih sahnesinde yeniden var olmamızı sağlamıştır. Mali yokluk ve imkânsızlıklar içinde dahi diplomatik vakar ve ulusal değerlerle muhataplarının gözünde Türkiye’nin marka değerini yücelten ve tüm ülkelerce tanınmasını sağlayan Atatürk geleceği öngören stratejik dehasıyla kamu diplomasisini doğal olarak ele almakla halkın da gönlünde taht kurmuştur.

Günümüzde, gelişen askeri yetenekler, sivil toplumun gücü, özel sektörün canlılığı, savunma sanayinin gelişmesi, dış yardımda öncülük ve dinamik toplum yapısıyla Türkiye bilgi ve emek altyapısına dayanan akıllı güç ve etkin istihbarat yeteneklerini de bölgesel ve küresel refahın gelişmesi ve insanlığın faydası için kullanmasında öncülük yapmaya gayret edebilecektir.

Sonuç olarak, kadim kültür mirası ve 100 yılını aşan Cumhuriyet ile uluslararası ilişkiler, etkin diplomasi, küresel ekonomik işbirliği ve bölgesel kalkınma projeleriyle barışı tesis hedeflenmelidir. Bu kapsamda, analitik araştırma ve gözleme dayanan jeopolitik öngörü, kamu diplomasisi, kamu-akademi-sanayi iş birliği ile Cumhuriyet değer ve emanetlerine sahip çıkılarak, ülkemiz milli hassasiyetlerinin bilgi ve emek ağ yapısının gelişmesiyle ileriye taşıyabileceğimize inanıyoruz.

PAYLAŞ:

Diğer Yazılar

Değerlendirme ve Analizler
15 TEMMUZ: GASSALIN ELİNDE MEYYİT OLMAK