İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Haziran 21, 2026 8 dk okuma

ORTA DOĞU EKSENİNDE KAZANANLAR VE KAYBEDENLER

ORTA DOĞU EKSENİNDE KAZANANLAR VE KAYBEDENLER
Haziran 21, 2026 8 dk okuma

ORTA DOĞU EKSENİNDE KAZANANLAR VE KAYBEDENLER

Kur. Kd. Alb. İlyas SÜPÜRGECİ

Bölge Uzmanı, Araştırmacı Yazar

7 Ekim 2023 tarihindeki Aksa Tufanı Baskını sonrası yaşanan çatışma süreçleri bölgede birçok değişime yol açtı. Türkiye bu süreçte çok güzel diplomasi örnekleri verdi, Pakistan ise görüşmelere büyük bir başarı ve sabır ile aracılık etti.

Yaşanan çatışmalarda görünen, İsrail askeri gücü tarafından Suriye, Irak, Lübnan, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Yemen coğrafyalarında İran tarafından desteklenen ve oluşturulan “ateş çemberi ve direniş cephesi”nin parçalanmış ve çok ciddi ölçüde hasar ve zayiata uğratılmış olarak göründüğüdür. Bunun ne kadar doğru olduğunu zaman gösterecek. ABD Başkanı Trump’ın Hizbullah karşısında bir türlü neticeye varamayan İsrail nedeniyle çatışmaların yeni kurulan Suriye Hükümetinin devreye girmesini ve bu mücadeleyi onun yürütmesini teklif etmesi gerçekten şaşırtıcı olmuştur.

Yine şimdilik İsrail Gazze Şeridi’nde, Lübnan’da ve Suriye güneyinde işgal ve kontrolünü genişletmiş olduğu görülüyor. Böylece İsrail kendince bu işgaller ile siyasi ve diplomatik müzakerelerde isteklerini dayatmak için manivela olarak kullanacağı bir güç elde ettiğini düşünüyor.

Yine İsrail bölgenin güçlü ve köklü ülkelerinden olan “İran’dan kaynaklanan tehditleri (nükleer, füze, vekil güçler) ABD’nin fiili desteğiyle kısa ve orta vade için bertaraf ettiğini iddia ediyor. Ama henüz müzakereler sonuçlanmadı. Konu İsrail içinde bile tartışmalı. Çünkü Her ne kadar İran’ın milli güç unsurları (özellikle askeri ve ekonomik gücü) önemli ölçüde kayba uğrasa da direncinin tam olarak kırıldığı söylenemez.

İsrail bölgede güç dengelerini kendi lehine önemli ölçüde değiştirmiş ve önemli ölçüde hareket serbestisi kazanmış gibi görülmekle birlikte zaman içerisinde bunun gerçekte ne anlam ifade ettiği ortaya çıkacaktır. İsrail ordusu (özellikle hava kuvvetleri, istihbarat gücü, özel kuvvetleri, siber ve elektronik harp), halk, genel olarak devlet ve hükümet sistemi uzun süren bir savaşı yürütme deneyimi ve saldırı altında dayanıklılık kazandığını düşünmektedir ancak konuyla ilgili İsrail ordusu içerisinde dahi kuşkular bulunmaktadır.

ABD desteğinin her zaman İsrail’in yanında olduğu, iki ülke ilişkilerinin derin ve sağlam olduğu ve çıkarlar açısından karşılıklı bir bağımlılığın olduğu gerçeği tescillenmiş gibi gözükmekle birlikte son dönemde yüzeysel de olsa fikir ayrılıklarının ortaya çıktığı gözden kaçmamaktadır ve her ne kadar ABD ile İsrail arasında fiili bir savunma ittifakı ve özel müttefiklik ilişkisi sergilense de bu durumun ne kadar daha süreceği tartışılmaya başlanmıştır.

Sahadaki tüm bu kazanımlara rağmen, İsrail için yukarıda sayılan cephelerin ve dosyaların tamamı henüz açıktır ve masa üzerinde durmaktadır; siyasi sonuca ulaştırılamamıştır. Ayrıca İsrail’in işlediği savaş suçları, katliam ve soykırım suçu bağlamında uluslararası alanda yüzleşmesi gereken çok ciddi bir durum vardır. Buna paralel olarak İsrail yaptıklarıyla dünyada (ABD dahil) Yahudilere karşı nefret ciddi bir biçimde körüklemiştir. Bu süreçte Çin, küresel bir güç olarak siyasi manada eşitlik bağlamında ABD tarafından kabul görmüştür ve muhatap alınmıştır ve ABD yönetiminin petrolün kontrolüne dayalı dayatmasına karşı dayanıklılığını kanıtlamıştır. Sonuç itibarıyla küresel ticarette ve ulaşımda kritik öneme sahip su yollarında serbest ulaşımın güvence altına alınması bağlamında; Körfezde ve Hürmüz boğazında çıkarlarını korumuştur. İran ile savaş öncesinde yaptığı ticari ve ekonomi alanındaki anlaşmalarına sadık kalmıştır ve savaş süresince İran’a siyasi ve istihbarat alanında destek vermiştir. Tayvan meselesinde ve ticaret savaşında ABD yönetimine istediği tavizleri vermemiştir. Rusya liderinin Çin yönetimi ile ilişkilerine önem verdiği ve tavizkar bir tutum sergilediği gözlenmiştir.

Diğer taraftan süreçte Filistin muazzam bir direnç göstermiş ancak halkı soykırıma uğramış ve geleceğe dair umutlarına maddi ve manevi olarak çok büyük darbe vurulmuştur; bu durum halen sahada fiilen devam etmektedir.

Arap ve Genel Olarak İslam Dünyası, İsrail’in ABD ve genel olarak Avrupalı büyük güçlerin desteği ile Filistin halkına karşı işlemiş olduğu soykırıma ve büyük yıkıma engel olamamışlardır; sınırlayıcı ve caydırıcı bir etki sergileyememişlerdir. Ülke yönetimleri (Türkiye hariç) kendi kamuoyu önünde aciz bir görüntü sergilemişlerdir.

ABD-İsrail ikilisinin İran topraklarında gerçekleştirdiği saldırılara misilleme olarak ve bir cevap niteliğinde İran tarafından, Körfez ülkelerindeki ABD üslerine ve bazı ekonomik tesislere yapılan dron ve füze saldırı sonucu ve Hürmüz boğazının gemi trafiğine kapatılması nedeniyle ciddi ölçülerde ekonomik kayba ve itibar kaybına uğramışlardır. Güvenliğin olmadığı her yerden uzaklaşan uluslararası sermaye ve yatırım şirketleri bu dönemde olumsuz etkilenmişlerdir.

ABD Başkanı Trump ve yönetimi ABD çıkarlarından çok İsrail’in ve Netenyahu’nun hileleri ve sürüklemesiyle İran’a karşı fiilen savaşa girdiği kanaati hem ABD hem dünya kamuoyunda yerleşmiştir ve itibar kaybettirmiştir.

ABD’nin küresel hegemonik güç olarak gücünün sınırları ortaya çıkmıştır ve değer kaybına uğramıştır.

Körfez bölgesindeki ABD üslerinde mevcut hava ikaz, ihbar ve komuta kontrol sistemleri ve hava ve füze savunma sistemleri ile lojistik destek unsurları İran etkisiyle ciddi hasar almıştır.

Körfez bölgesindeki Arap müttefikleri için taahhüt ettiği savunma ve dokunulmazlık garantilerini karşılayamamıştır ve bu ülkelerin ABD’ye karşı güveni ciddi ölçüde sarsılmıştır.

ABD ordusunun hasar ve kayıpları (savaş gemileri, tanker uçakları, savaş uçakları, helikopterler, SİHA/İHA, kullanılan kritik mühimmat ve füzeler) on milyarlarca dolarlar ile ifade edilmektedir.

ABD-İsrail İran karşısında kesin sonuçlu bir askeri zafer kazanamamıştır ve arzu ettikleri siyasi sonuca ulaşamamıştır.

ABD küresel ölçekte insani değerlerin savunulması bağlamında çok ciddi itibar kaybına uğramıştır ve bu konudaki yumuşak gücünü kaybetmiştir. İsrail’in insanlığa karşı işlediği çok ağır suçlarda suç ortağı ve destekçisi durumuna sürüklenmiştir.

İran ve vekil güçleri kısa ve orta vadede telafi edilemeyecek derecede ağır bir hasar ve kayıp vermişlerdir; İsrail’e karşı caydırıcı kapasitelerini önemli ölçüde yitirmişlerdir. İran kendi ülkesini uzaktan(derinlikten) savunma kalkanını kaybetmiştir.

İran Irak ve Suriye üzerinden (bu ülkeleri tahakküm altına alarak) karadan Akdeniz’e ulaşma stratejik hedefini belirsiz bir tarihe kadar ertelemek zorunda kalacaktır; bu uğurda on yıllardır kullandığı kaynaklar ve çabalar bu savaşla birlikte boşa gitmiştir.

Suriye’de rejim değişikliği sürecinde, İsrail yaptığı hava akınlarıyla Suriye’nin Esad döneminden kalan stratejik askeri savunma kapasitesini tamamen yok etmiştir. Yine bu dönemde Golan Tepeleri ve Şeyh Dağı zirvelerini tamamen işgal etmiş ve işgal bölgelerini genişletmiştir. İsrail, Suriye-Ürdün-Filistin üçgenindeki sınır bölgelerinde yaşayan Dürziler üzerinden Suriye’nin siyasi egemenlik haklarını da ihlal etmektedir. Suriye Hava Sahası adeta İsrail savaş uçakları için serbest uçuş bölgesi durumuna gelmiştir. Lübnan onlarca yıldır devam eden başarısız devlet konumundan İsrail saldırıları ve işgaliyle çok ağır bir darbe almış fiili savaş ülkesi durumuna sürüklenmiştir ve bu baskı altında; Hizbullah ile Lübnan’daki diğer siyasi aktörler arasında siyasi etkinlik ve Hizbullah örgütüne silah bırakmaya zorlama mücadelesi yaşanmaktadır. Güney Lübnan’daki İsrail işgali ve saldırıları nedeniyle, evlerini ve topraklarını terk ederek kuzey bölgelere sığınan halkın durumu Lübnan yönetimini çaresiz bırakmaktadır. Hizbullah Örgütü siyasi, askeri ve ekonomik açıdan ağır bir darbe almıştır ve İran ile bağlantısı eskisi gibi olamayacaktır; taraftarlarının güven duygusunu ve umutlarını sarsıcı bir durumdur.

Yemen’deki on yıllardır devam eden iç savaş, yıkım, bölünmüşlük ve istikrarsızlık halkın durumunu zaten perişan etmiş iken, son savaş sürecinde ABD-İsrail hava akınları ile stratejik askeri ve ekonomik kapasiteye ağır bir darbe vurulmuştur.

İlyas Süpürgeci, 19 Haziran 2026

PAYLAŞ:

Diğer Yazılar

Değerlendirme ve Analizler
15 TEMMUZ: GASSALIN ELİNDE MEYYİT OLMAK