İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Ekim 7, 2024 8 dk okuma

SİYONİST İTTİFAKIN AVRASYA SATRANÇ TAHTASINDA YAPMASI BEKLENEN HAMLESİ

SİYONİST İTTİFAKIN AVRASYA SATRANÇ TAHTASINDA YAPMASI BEKLENEN HAMLESİ
Ekim 7, 2024 8 dk okuma

SİYONİST İTTİFAKIN AVRASYA SATRANÇ TAHTASINDA YAPMASI BEKLENEN HAMLESİ

Araştırmacı Yazar İlyas SÜPÜRGECİ, 07.10.2024

Avrasya bölgesinin karıştırılmasına, ayrıştırılmasına ve birbirine düşürülmesine yönelik başlatılan hamlelerin giderek netleştiği görülmektedir.

İran’a yönelik senaryoların neler olabileceğinin tespitinde rol oynayan temel etkenler şöyle sıralanabilir:

▪ Gayesi,

▪ Zamanlaması ve süresi,

▪ ABD’nin bölgedeki stratejik askeri yığınağı,

▪ ABD-Çin küresel güç mücadelesi ve bölgedeki izdüşümü,

▪ Çin- Rusya ilişkileri,

▪ ABD ve Küresel ekonomi üzerine tesiri (ekonomi alanındaki savaş),

▪ Zamanın ruhu,

Belirleyici olan bu etkenler dikkate alınarak kısa ve özlü şu tespit ve değerlendirmeler yapılabilir:

▪ Siyasi hedef bakımından:

A. “Tahran’da rejim değişikliği gerçekleştirmek”:

Asıl gayesi, “Ortadoğu bölgesinde ABD hegemonyasını yeniden tesis etmek ve Hint Okyanusundaki durumunu güçlendirmek” ise diğer maksatları şunlar olabilir: İsrail’in güvenliğine yönelik nükleer ve konvansiyonel tehditleri ortadan kaldırmak, ABD liderliğinde “İbrahim Anlaşmaları”nın hayata geçirilmesinin önünü açmak, Çin’in İran üzerinden bölgede etkinlik kazanmasını önlemek, Rusya-İran stratejik ve güvenlik işbirliğini baltalamak, Irak ve Suriye coğrafyasında kendi çıkarları doğrultusunda hareket edecek ve kendileri için gerektiğinde ölecek ve bölge insanını birbirine düşürecek bir “terör devleti” oluşumunu hızlandırmak, Türkiye’yi tecrit etmek ve boyun eğmeye zorlamak.

B. “İran’da kaos yaratmak, başarısız devlet haline getirmek ve parçalanma sürecini başlatmak.” Türkiye dahil tüm çevre ve bölge ülkelerini derinden etkileyecek kaotik ve şekillendirici çatışma ortamı sürecini tetikleyerek Büyük Ortadoğu projesinin tamamlanması; Büyük İsrail Devleti’nin ve müttefiki “Terör” devletinin ortaya çıkmasını temin etmek ve böylece bölgenin su ve petrol kaynaklarını ve bölgeyi kontrol altına almasını kolaylaştırmak.

Zamanlaması ve süresi bakımından ABD’deki seçimler öncesinde veya sonrasında olması durumu:

A. Siyasi hedef sadece “rejim değişikliği (ABD yanlısı)” olması halinde, askeri müdahalenin seçim öncesinde de olması ihtimali yüksektir ve harekâtın süresi göreceli daha kısa süreli ve kapsamı daha dar olabilir.

B. Siyasi hedefin “İran’da kaos yaratmak, başarısız devlet haline getirmek ve parçalanma sürecini başlatmak” olması halinde; harekâtın kapsamı ve süresi daha uzun olacağından ve ABD açısından daha riskli olacağından dolayı, seçim sonrasında yeni yönetimin işbaşına gelmesini müteakip başlaması ihtimali yüksektir.

ABD’nin bölgedeki stratejik askeri yığınağı ve hazırlığı bakımından:

Siyasi hedefleri temin edecek sahadaki koşulları en kısa sürede gerçekleştirebilmek ve “meşruiyet” algısını güçlendirmek için ABD liderliğinde bir çekirdek koalisyon deniz ve hava gücü (ABD, Birleşik Krallık ve İsrail) oluşturulması muhtemeldir. Siyonist, yayılmacı ve etnik temizlik yapan İsrail’i destekleyen güçler aslında bir yıldır bölgedeki varlığını sürekli arttırmaktadır. Körfez ülkelerinden bazıları bu koalisyona destek verebilir (İbrahim Anlaşmaları ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı bağlantısı). Siyonist ittifak uzun süredir bölgedeki saldırgan askeri faaliyetlerini “Savaşlar Arası Çatışmalar” doktrini çerçevesinde yürütürken, son bir yıldır şehirleri ve sivil halkı hedef alan çok kanlı bir savaş olarak sürdürmektedir. Bu savaşı, bölgesel güçler için ciddi sonuçlar doğurabilecek bir şekilde, başta İran toprakları olmak üzere taşımak ve yaymak istemektedirler. Bölgede toplanmış olan Siyonist ittifakı himaye eden askeri gücün üretebileceği potansiyel güç siyasi hedeflerin neler olabileceğini göstermektedir. Mevcut yığınak ve uzun zamandır yaptıkları gözlenen hazırlık bir caydırıcı güç olmanın çok ötesine geçmiştir. Özellikle sadece ABD’nin sahip olduğu F 22 (Raptor) savaş uçağı filosunun da İran’a çok yakın bir bölgeye intikal ettirilmiş olması bir hava akını öncesinde güvenli bir hava koridoru oluşturma niyetini göstermektedir.

ABD- Çin Küresel Güç Mücadelesi ve bölgedeki izdüşümü bakımından:

Çin yönetiminin “ABD’yi caydırma veya stratejik aldatma ile örtülü olarak teşvik etme” durumu oldukça önemlidir. Çin’in izlemekte olduğu siyasete göre, ABD karar vericileri; Avrupa’da devam eden Rusya-Ukrayna savaşı ve Pasifik bölgesinde Çin-Tayvan bağlamında devam eden Çin- ABD gerilimi ile birlikte Ortadoğu bölgesinde İran üzerinden bir cephe açmanın risklerini göğüslemek zorunda kalacaklardır. ABD karar vericileri tüm cephelere bakarak, ne kadar risk alabileceklerine göre, İran’a yönelik muhtemel bir harekâtın siyasi hedeflerini ve kapsamını belirleyeceklerdir. Çin’in karar vericileri için İran yönetiminin direnme gücünün ve dayanıklılığının ölçüsü belirleyici olacaktır. Çin aslında İran’ı kaybetmek istemeyecektir, fakat destekleyebilme potansiyeli büyük bir soru işaretidir.

Çin-Rusya İlişkileri Bağlamında.

Çin-Rusya arasındaki işbirliği ve dayanışmanın ölçüsü ve birlikte üretebilecekleri caydırıcılık (nükleer dahil) oldukça önemlidir. Fakat bu bağlamda bugüne kadar sergiledikleri görüntü caydırıcı olmaktan daha çok, ABD’ye cesaret verici niteliktedir.

ABD Ekonomisi ve Küresel Ekonomi Üzerindeki Muhtemel Tesiri Bağlamında.

ABD’nin Körfez petrolüne olan geçmişteki bağımlılığı günümüzde geçerli değildir. Bu önemli bir faktördür, fakat dünya enerji piyasasındaki fiyatların yükselmesi ve enflasyonu körüklemesi ihtimali söz konusudur. Dünya enerji fiyatlarının yükselmesi ABD’nin Avrupa’daki ve Pasifikteki müttefiklerini oldukça olumsuz etkileyecektir. Çin de petrol fiyatlarının yükselmesinden olumsuz etkilenecektir. Burada öne çıkan konu kısa ve orta vadeli çıkarlardan daha çok uzun vadeli çıkarlardır. Küresel Yahudi gücünün, Siyonist İttifakın ve genel olarak Batı’nın uzun vadeli ortak çıkarları doğrultusunda gerekiyorsa bedel ödemektir. Genel olarak Batı dünyasına bunun dayatılmakta olduğu zaten görülmektedir. Ayrıca yenilenebilir enerji alanında bir devrim için teşvik edici bir durum olarak görülüyor olabilir.

Siyasi hedefin ne olması gerektiği ve ekonomiye orta ve uzun vadeli muhtemel etkileri bağlamında gerekli analizler yapıldıktan sonra ortaya konulabilecektir. Çünkü İran coğrafi konumu ve kaynakları nedeniyle dünya ekonomisini ve ticaretini doğrudan ve dolaylı etkileyebilecek bir potansiyele sahiptir ve halen etkilemektedir.

Zamanın Ruhu Bağlamında:

Küresel uluslararası sistem iflas etmiş ve dünya ABD’nin gücü üzerinden dayatılan kontrollü kaos ortamına sürüklenmiştir. Dünyada bölgesel savaşların gittikçe daha yaygın hale gelmekte olduğu bir durum yaşanmaktadır. ABD kendisini Ortadoğu’daki bitmeyen savaşlardan sıyırmış ve rakiplerini bitmeyen savaşların içine çekme ve zayıflatma siyasetini sürdürmektedir. Bu siyasetin bir gereği olarak, rakiplerine karşı kendi vekillerini çok güçlü bir şekilde desteklemektedir; fakat Amerikan askerinin botu muharebe sahasında olmadan bunu yapmaktadır.

Ortadoğu coğrafyası uzun yıllardır devam eden Siyonist ittifakın dış müdahalesi, saldırıları ve tertiplediği iç savaşlar nedeniyle; devletlerin bazılarının çöktüğü, ayakta kalanların zayıfladığı; büyük bir enkaza dönüştüğü, kan gölü ve göz yaşının hakim olduğu, yoğun demografik değişimlerin yaşandığı, daha fazla yoksullaştığı, Batı tarafından tüm insani değerlerin bu bölgede ayaklar altına alındığı ve Siyonist İttifakın gerçekleştirdiği soykırım ve katliamların devam ettiği vahim bir durumu yaşamaktadır. Bölge halkları bu durum içerisinde birlik ve dayanışma gösterememiştir.

Sonuç: Siyonist İttifak, tarihi saptırılmış emellerine ulaşmak için yüzyılın fırsatını yakaladığını düşünmektedir. Batı dünyası ise isteyerek ya da baskıyla Siyonist İttifak’ın esaretinde ve hizmetindedir. Gerekli olan askeri güç zamana yayılmış olarak bölgeye getirilmiş ve yığınaklanma safhası tamamlanmıştır. Avrasya satranç tahtasındaki jeopolitik güç mücadelesinde tayin edici niteliğe sahip ileri bir hamlenin öncesinde başlayan, bölgeyi şekillendirme faaliyetlerinin son safhası; Yemen’de, Filistin’de ve Lübnan’da devam etmektedir. Siyonist ittifakın sözcülerinin deyimiyle, “Ahtapotun kolları” ile mücadelenin kritik aşamaları geçilmiştir ve sıra “Ahtapotun başını” vurmaya gelmiştir. Saldırgan zalimdir ve çok güçlü olduğuna inanmaktadır. En kritik konu ise; bundan sonra gelişmelerin seyrini tayin eden asıl faktörün siyasi mekanizmalardan daha çok askeri ve güvenlik mekanizmalarının olmasıdır ve bu durum kötü niyetli istismara çok açık bir durumdur. Tarihsel derinlik, jeopolitik faktörler ve bölgedeki farklı denklemler de dikkate alındığında; İran’a yönelik askeri bir müdahalenin siyasi hedefinin, “rejim değişikliğinin yolunu açmak ve böylece Rusya ve Çin ile olan stratejik ilişki bağlarını koparmak” olabileceği ihtimali daha kuvvetli görünmektedir.

PAYLAŞ: