İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Kasım 11, 2024 7 dk okuma

RUSYA DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI SÖZCÜSÜ ZAHAROVA’NIN, “ALMANYA KLASİK MUZ CUMHURİYETİ OLDU” SÖZÜNÜ JEOPOLİTİK AÇIDAN NASIL DEĞERLENDİRİLMELİYİZ?

RUSYA DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI SÖZCÜSÜ ZAHAROVA’NIN, “ALMANYA KLASİK MUZ CUMHURİYETİ OLDU” SÖZÜNÜ JEOPOLİTİK AÇIDAN NASIL DEĞERLENDİRİLMELİYİZ?
Kasım 11, 2024 7 dk okuma

RUSYA DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI SÖZCÜSÜ ZAHAROVA’NIN, “ALMANYA KLASİK MUZ CUMHURİYETİ OLDU” SÖZÜNÜ JEOPOLİTİK AÇIDAN NASIL DEĞERLENDİRİLMELİYİZ?

Öncelikle, Alman ekonomisinin üretim yönünden son derece gelişmiş ve dünyanın en büyük ekonomilerinden birisi olduğunu söylemekte fayda var. Avrupa’nın en büyük ulusal ekonomisine sahip bir ülkesi olarak, 2016 yılında dünyanın en yüksek ticaret fazlasını veren ülkesi olduğu da bir gerçek.

Diğer taraftan, bu muazzam büyüklüğüyle birçok ülkeyi kıskandıran Alman ekonomisinin, bu tarihten sonra bir sıkıntı yaşamaya başladığı da bir gerçek. Bugün buna dair belirtiler, daha açık olarak, ortaya çıkmaya başladı.

“Ekonomi” konusu da Jeopolitiğin, en önemli alt dallarından birisi ve enstitü olarak geçtiğimiz ay, daha IMF verileri açıklanır açıklanmaz, Avrupa ekonomisinin ve özellikle Almanya’nın içine düştüğü durumu, jeopolitik analizlerimizde açıkça dile getirmiştik.

Şimdi ise Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova’nın, “Almanya, klasik bir ‘muz cumhuriyeti’ oldu” şeklinde, manşetlere düşen açıklaması, her ne kadar biraz ileri gitmiş ve espirili bir hale dönüşmüş olsa da jeopolitik olarak bir ülkenin, kendi gerçekleri yerine başkalarının politikalarını uygulamaya çalışmasının sonuçlarını, belli oranda yansıtıyor gibi.

Değerlendirmeye başlamadan önce, II. Dünya Savaşı sonrasında Almanya’nın, ABD askerlerinin stratejik üssü olarak kaldığından, ülkede 40’tan fazla yabancı askeri üssünün bulunduğundan ve bu üslerde çoğu zaman Alman yasalarının geçerli olmadığından ve yine Almanya’daki yabancı asker varlığından da kısaca bahsetmekte fayda var.

Sonuçta Almanya, günümüzde dahi, hala kendi jeopolitiğine göre stratejiler oluşturamıyor ve kararlar alamıyor. II. Dünya Savaşı sonunda işgal edilen Almanya’da, Almanya’yı kontrol amaçlı olarak, çoğunluğu Amerikalı olmak üzere, 400 binden fazla yabancı asker bulunuyordu. Sonradan bu sayı kademeli olarak azaltılsa da 1985 yılında bile ülkedeki Amerikalı asker sayısı 250 bin civarındaydı. Soğuk savaş dönemi sona erdiğinde bile bu askerler hemen çekilmedi. 2006 yılındaki asker sayısı 72 bindi. Halen bu sayının 34 ile 47 bin arasında olduğu söyleniyor. Almanya’daki savaş karşıtları, ABD üslerinin kapatılması için yıllardır eylemler ve kampanyalar düzenliyor ancak, diğer taraftan Almanya, ülkesinde üslenen ABD yabancı askerleri ve üsleri için bütçesinden yüklü miktarda ödeme yapmaya devam ediyor. Trump, başkanlığının ilk döneminde, Almanya’nın daha fazla savunma harcaması yapmasını istemiş ve Almanya’daki askeri sayısını azaltacağı konusunda bir açıklama yapmıştı.

Tekrar ekonomik alana geçecek olursak, Ukrayna Krizi öncesi, Almanya ekonomisi gittikçe artan bir ivme yakalamıştı. 2018 yılında bu rakamın, ihracat bazında zirve yaptığı görülür.

Bu noktada, Almanya’nın Rusya ile ekonomik ilişkilerine de kısaca göz atmakta fayda var. 2018 yılında Almanya’nın Rusya ile olan ticaret hacmi, bir önceki yıla göre neredeyse %10 civarında artarak 62 milyar doları geçmişti ve giderek artıyordu. Bu ilişkiler Mackinder’in ortaya koyduğu (Heartland Teorisi) daha sonra da revize edilerek Spykman tarafından devam ettirilerek (Rimland Teorisi) ile neredeyse 100 yıldır uygulanan, “Almanya ile Rusya asla bir araya getirilmemelidir.” jeopolitik kuralına pek de uymuyordu. Nitekim, kovid-19 pandemisi ile başlayan ve ardından Ukrayna’da gelişen olaylar, Alman ekonomisini negatif yönde etkileyecektir ve bu etkide Alman-Rus ekonomik ilişkilerindeki azalma da önemli bir rol oynayacaktır.

Almanya’nın Rusya’dan, daha uygun şartlarda enerji ihtiyacını sağladığı biliniyor. Covid-19 salgını esnasında, Almanya’nın Rusya’dan petrol ve doğal gaz ithalatı ister istemez düşmüştü ve 1993 yılından bu yana ilk defa ihracat fazlası vermişti. Covid 19 salgını esnasında düşen ticari ilişkiler, Moskova ile artan gerilimlere rağmen, 2021 yılında, 2020 yılına göre %34 oranında artarak yine de 59,8 milyar avroya yükselmişti (Alman Federal İstatistik Kurumu-Destatis Raporu).

Asıl sorunlar, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ertesinde bariz biçimde ortaya çıktı. Trump ilk döneminde, AB ekonomisinin Rusya’ya enerji yönünden bağımlı olmasından duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getiriyordu. Ancak bunu, farklı bir biçimde uygulamaya koyan, Biden yönetimi oldu ve Ukrayna Krizi sonrasında sadece Almanya değil diğer belli başlı AB ülkeleri de bu durumdan olumsuz yönde etkilendi. En bariz şekilde AB ile Rusya arasındaki ticaret hacimleri, 2023 yılı boyunca azalmaya devam etti. Rusya’nın AB ülkeleri ile ticaret hacmi giderek azaldı ve Rusya, AB’nin ticareti yönünden bir anda 5. sıradan 10. sıraya düştü. Almanya ise 2023 yılını ekonomik küçülme ile kapattı. Bu gerilemede, Almanya’nın yapısal zorlukları ve üretim sektöründe karşılaştığı güçlükler yanında, Rusya ile ticaretindeki daralma ve başta Çin olmak üzere küresel rekabetin olumsuz etkilerinin de olduğu uzmanlar tarafından değerlendiriliyor.

Bu kapsamda, Şubat 2022 ayında Rusya’nın, Almanya’nın ihracatı açısından 5. sırada yer alırken, bir yıl sonrasında, Mayıs 2023’te 16 sıraya düşmesi, ekonomik açıdan bölünmeyi ve uzaklaşmanın keskinliğini açıkça ortaya koymaya yetiyor.

Konuyla ilgili hususlardaki temel bilgi altyapısını ortaya koyduktan sonra, sanırız, Rus Dışişleri Bakanlığı’nın, biraz espri kokan, açıklaması şimdi daha iyi anlaşılacaktır.

Bilindiği üzere IMF, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun 2024 yılı Ekim sayısını, “Politika Değişikliği, Artan Tehditler” başlığıyla yayımlamış ve bu raporda, 2024 yılı Almanya ekonomik büyümesini %0 olarak tahmin etmişti. Almanya’da Başbakan Olaf Scholz’un, Maliye Bakanı Christian Lindner’i görevden alması sonrası, ortaya çıkan siyasi krizin hemen ertesinde, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova’nın Muz Cumhuriyeti açıklaması, bu nedenle oldukça ilginç oldu.

Zaharova, Almanya hükümetini, Ukrayna’ya desteği ve Rus gazına getirilen kısıtlamalar üzerinden eleştirerek, “Alman koalisyon hükümetinin çökmesi, Almanya’daki modern siyasi sistemin ana sorununu ortaya çıkardı. Dünyada hiçbir devlet, kendi hükümetini, ABD seçimlerinin sonuçlarına göre, aynı gün dağıtmadı. Almanya hariç” dedi. Zahorova ayrıca, Almanya yönetimini başarısız bir dış politika izlemekle itham ederek; sırf Washington yönetimini memnun etmek uğruna, kendileri için hayati önemdeki Rus gazından uzaklaşmakla, büyümelerini kendi kendilerine durdurmakla ve Almanya’daki birçok fabrika ve şirketin enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle, ABD’ye göçünü sadece seyretmekle suçladı.

Diğer taraftan Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov’unda, Alman ekonomisinin zor bir durumda olduğunu vurgulayan konuşmasında, “Her ne kadar koalisyonun çöküşü doğrudan ve sadece Rus enerji kaynaklarında vazgeçmeye bağlanamasa da önde gelen Alman şirketlerinin halihazırda rekabet güçlerini giderek kaybettiği ortada.” şeklinde bir yorum yapması dikkat çekti.

Sonuç olarak, mevcut durumda Almanya, jeopolitik açıdan aktif olarak Rusya’nın karşısında ve Almanya ekonomisinin bugünkü durumuna ait Rus yetkililerin açıklamalarının da belli bir oranda propaganda kaynaklı olabileceği değerlendirilebilir. Ancak yine de itiraz edilemeyecek bir şekilde, AB ve Alman ekonomisi giderek daha fazla Ukrayna krizinden etkilenmeye devam ettiği de görülüyor ve bu etkinin Almanya ve AB üst yönetimi tarafından ne oranda giderilip giderilmeyeceğini zaman gösterecek gibi.

PAYLAŞ: