JEOPOLİTİK REKABET: TRUMP’IN İNGİLİZLERİ BÜYÜK APTALLIK YAPMAKLA SUÇLADIĞI CHAGOS ADALARI
Jeopolitik bir bölgenin coğrafi konumuna göre politika oluşturma anlamındadır. Daha önce de belirttiğimiz şekilde enstitümüzün ismini oluşturan bu terimin, giderek daha fazla klasik manada dar anlamından çıkıp, disiplinler arası hak ettiği yerlere geldiğini görmek umut verici.
Dünyada jeopolitik açıdan önemli olan birçok nokta var ve bunlardan birisi de pek fark edilmeyen bir bölgede yer alan ve Trump’ın İngiltere’yi ‘Büyük aptallık’ yapmakla suçladığı Chagos Adaları. Bu nedenle bizler de bu bölge ile ilgili küçük bir analiz yapmak istedik.
Öncelikle bu adaların coğrafi konumundan söz etmek gerekiyor. Bu adaları tanıtmak için pek bilinmeyen ve göze çarpmayan Mauritius’u tanımak gerekiyor. Mauritius Cumhuriyeti, Hint Okyanusunda bulunuyor. Mauritius‘da yaklaşık 1 milyon 300 bin kişi yaşıyor. Bu nüfusun büyük kısmı merkez ada olan ve ülkeye ismini veren, Mauritius adasında yaşıyor. Mauritius dünya genelinde sürekli ordusu bulunmayan 25 ülkeden birisidir.
Mauritius yaklaşık 2000 km2 bir yüzölçümüne sahip ancak sahip olduğu muazzam münhasır ekonomik bölge göz önüne alındığında önemi artıyor: 2,3 milyon km2. Adalar birçok etnik grubu bünyesinde barındırıyor ve Hinduizm en yaygın inanç grubunu oluşturuyor. Burası Afrika’ya yaklaşık 2000 kilometre mesafede bulunan bir ada ülkesi. Afrika’nın güneydoğusunda Madagaskar adasının ise 870 km doğusunda yer almakta. Fransa’ya bağlı Reunion adasına 200 km ve Hindistan’a ise 4000 km mesafededir. Ada aynı zamanda turistik bir bölge olarak tanınan Maldivler’in güneyinde yer alıyor.
Bölge öyle göze çarpan bir özelliğe sahip olmamasına rağmen stratejik bir konumda ve birçok önemli olayda sessiz sedasız kilit bir rol oynuyor. Asıl önemi ise Hint Okyanusunun ortasında İran-Afrika-Kızıldeniz-Afganistan ve Hindistan gibi bölgeleri kontrol edebilecek ve buralara yönelik askeri harekatlarda kullanılabilecek bir alan olması.
1500’lü yılların başlarında Portekizli denizciler buraya ulaşıyor ancak fazla ilgilenmiyorlar. Onlara göre buraları küçük ve uğraşmaya değecek kaynaklara sahip değildi ve bu bölgede bulunmanın maliyetini zaten karşılayamıyordu. Adayı sahiplenenler ise bundan bir yüz yıl sonra Hollandalılar oluyor ve bazı yerleşim alanları oluşturuyorlar. Daha sonraları bir yüzyıl kadar Fransızların kontrolündeki adalar grubu, Napolyon dönemindeki zayıflama esnasında, 1810 yılında, Paris Anlaşması ile Chagos Adaları ile birlikte İngilizlere devrediliyor. Bu anlaşmada Tromelin Adası spesifik olarak geçmediğinden bugün bile konu Fransa ile Mauritius arasında bir sorun olmaya devam etmektedir.
Bu tarihten 1968 yılında bağımsız olmasına kadar geçen dönemde Mauritius, İngiltere’nin sömürgesi olarak kalmıştır. Ancak İngilizler bağımsızlığını tanımadan üç yıl önce burada ileriye dönük ve Mauritius’un aleyhine olacak şekilde bazı garip olayları gerçekleştirmiştir. Başta Chagos Adaları ile bazı adaları esas almış ve adalarda yaşayan yerel insanları güç kullanarak bölgeden sürmüş ve bu adaları Seyşeller’den ayırmıştır. En büyük adalardan birisi olan Diego Garcia ABD’ye kiralık olarak verilmiş ve Chaos adalarına yerel halkla birlikte;
yabancıların, turistlerin ve medya mensuplarının girmesi yasaklanmıştır.
Bugün üzerinde İngiliz ve Amerikan üslerinin bulunduğu Diego Garcia, yaklaşık 60 kadar adadan oluşan Chagos Adalarının en büyüğüdür. Burayı İngilizler 1966 yılında 50 yıllığına ABD’ye kiraladı. 2016 yılında ise kullanım haklarını 20 yıl daha uzattı. ABD burada 1977 yılında bir askeri üs oluşturdu. Bu üs 3600 metre uzunluğunda lojistik uçaklarının da kullanabileceği bir havaalanı ve bir de limanı içeriyor. Limana uçak gemileri yanaşabiliyor. Üs soğuk savaş döneminde Sovyetleri Hint Okyanusunda sınırlama görevini üslendi. Enerji taşıma yollarını ve deniz ulaşım hatları ile bölge civarında birçok ülkeyi kontrol etme konumu da önemli. Hindistan’ın da bu bölge civarında üs oluşturma gayretleri olduğu yönünde bilgiler mevcut.
1967 yılında gerçekleştiren seçimleri Hint Kökenli Mauritiuslar Avrupa kökenlilere karşı kazandı ve ülke bağımsızlığını ilan etti. Burada aslında adaların maliyetinin İngilizler için gelirinden fazla olmasının büyük bir payı vardı. Bölge İngilizlerde kalsaydı ulaşımı son derece zor olan bu küçük bölge ve kontrol edecek personel için çok büyük maliyetler gerekiyordu. Ayrıldılar ancak İngiliz Devletler Topluluğunun bir üyesi olarak kaldılar. Sistem de zaten İngiliz sistemi olarak devam etti. Diğer taraftan yeni Mauritius yönetimi zaten Chagos Adalarının İngilizlere ait olduğunu direnmeden kabul etti. Zaten ada daha sonra İngilizler tarafından ABD’ne kiralandı ve adada bulunanlar ki bunların sayısı 2000’in üzerindeydi, Mauritius ve Seyşeller bölgesine zorla göç ettirildiler. Bundan sonra bu bölgede bazı deneylerin yapıldığı iddia edildi. Bugün o dönemde sürülen bu insanlar kendi topraklarına dönmek istemektedir. Bu konu halen Mauritius ile ABD arasında anlaşmazlık konusudur. İngilizler, ABD’nin burada askeri bir üs oluşturmasına izin vermiştir. Bu bölge 1991’den bu yana Irak, Afganistan ve İran’a yönelik operasyonlarda son derece önemli rol oynamış ve ABD’nin uzun menzilli bombardıman uçakları için liman görevi görmüştür. Üs halen adada bulunmaktadır. Sorunlar da buradan kaynaklanmaktadır.
Diğer taraftan 2010 yılında İngiltere Hint Okyanusu bölgesinde bir Deniz Koruma Alanı oluşturmuştur. Bu konu belli bir deniz alanının belirgin bir insan etkisinden korunması ve doğal, tarihi ve kültürel özelliklerinin muhafaza edilmesini kapsamaktadır. Alan yaklaşık 640 bin km2’lik bir deniz koruma alanını kapsamaktadır. Bu alan Chagos Ada yerlilerinin bölgeye yeniden dönmesini imkânsız hale getirmektedir. Mauritius BM Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca, Tahkim Mahkemesine başvurmuş ve bu Mahkeme 2015 yılında koruma alanının uygun şekilde oluşturulmadığı yönünde karar vermiştir. Bu karara göre Deniz Koruma Alanı uluslararası hukuka göre geçerliliğini kaybediyor ve bölgeden daha önce uzaklaştırılan yerli halkın geri dönmesi gerekiyor.
BM Genel Kurulu tarafından, 1917 yılında Uluslararası Adalet Divanına sunulan öneride, “İngiltere’nin kontrolü altındaki Chagos Adalarının 1965 yılında Mauritius’tan ayrılmasının hukuki sonuçları ve bu durumun yasal olup olmadığının” değerlendirilmesi talep edilmiştir. Adalet Divanı ise 2019 yılında İngiltere’nin bu adaların kontrolünü acilen bırakması yönünde bir karar vermiştir. Bu karara göre İngilizlerin kendisine ayırdığı adaları Mauritius’a iade etmesi gerekiyor.
Zaten 2019 yılında geldiğinde ise Uluslararası Adalet Divanı Mauritius’un bağımsızlığının tamamlanması ve Chagos Adalar grubunun bu ülkeye tekrar iade edilmesi için bir görüş oluşturmuştur.
Bölgenin jeopolitik durumuna bu şekilde değindikten sonra, şimdi ABD Başkanı Donald Trump ile İngiltere Başbakanı Keir Starmer arasında gerçekleşen restleşmeler daha iyi anlaşılacaktır.
Trump, sosyal medya platformundan, İngiltere’nin, Chagos Adalarının egemenliğinin Mauritius’a devretme kararını eleştirmiş ve daha da ileri giderek bunu büyük bir aptallık olarak nitelendirmişti. Ama neden?
Aslında Trump, Starmer’in 2025 şubat ayında Starmer’in aldığı bu kararı desteklemiş ve yaptığı görüşme sonrası “çok iyi işleyeceğini” belirtmişti. Ancak Starmer’in Grönland konusunda Danimarka’ya destek veren açıklamalarından sonra durum aniden değişti.
Trump’a göre İngiltere, bunu kendisinin Grönland konusundaki taleplerine bir karşılık olarak gerçekleştirmişti ve bu Rusya ve Çin’e karşı kendilerinin bir zayıflık göstergesini olarak anlaşılacaktı.
İngilizlere göre ise uluslararası mahkemelerin kararları nedeniyle Diego Garcia adasındaki askeri üssün geleceği tehlikeye girmişti ve bu nedenle adanın egemenliğinin mahkeme kararları çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerekiyordu. Böylece ABD-İngiltere ortak üssü yapılan anlaşma ile daha uzun yıllar varlığını garanti edecek ve rakiplerini bölgeden uzak tutabilecekti.
Bağımsızlığını daha ilan etmeden önce, İngilizler Chagos adalarını bugünkü değeriyle yaklaşık 75 milyon sterline kiralamıştı. Mauritius bunu o zamanın koşulları nedeniyle bağımsız olabilmek için mecbur kaldığından kabul ettiğini söylüyor. Ada Hindistan yarımadasının güney ucuna 1600 km uzaklıkta. Bu anlaşma ile de İngilizler Diego Garciya adasını Mauritius devletine verecek ancak 99 yıllığına yine bu devletten yıllık 100 milyon sterlin gibi cüzi bir ücret karşılığı kiralayacak. Mauritius’un Başbakanı bu anlaşmayı bir zafer olarak niteledi ve sömürgecilikten kurtulmalarının son adımı olarak değerlendirdi. Anlaşma 2025 yılı mayıs ayında yapıldı ve imzalandı ancak İngiliz Parlamentosu henüz onaylamadı. Bu yüzden hala İngilizlere ait.
Görüldüğü üzere bazıları ufak işlerle meşgulken diğerleri dünyanın birçok noktasında jeopolitik üstünlük sağlamak adına mücadele ediyor. Bu noktada şu soruyu da sormak gerekiyor: Ne işi var Amerika ve İngilizlerin on binlerce kilometre uzakta…





