İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Ocak 1, 2026 6 dk okuma

Küre Resim1
Ocak 1, 2026 6 dk okuma

ÖNGÖRÜ KÜRESİNİN SİSLİ FOTOĞRAFLARI

Doç. Dr. Güray ALPAR

Jeopolitik Öngörüler, coğrafi ve stratejik derinlikte öne çıkan bir alan olarak, uluslararası ilişkilerle irtibatlıdır ve karar vericilere küresel dönüşüm alanlarını sunarak geleceğe yönelik sağlıklı karar almalarında yardımcı olurlar. Bu yönüyle de disiplinler arası derin bir bilgi altyapısına, sorumluluk duygusuna ve sarsılmaz bir sağduyuya gereksinim gösterir.

Öngörüyü sadece sezgilere dayalı kehanet ve yüzeysel ya da eksik bilgi derinliğiyle yapılan tahminden ayrı tutmak bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli husus olarak öne çıkar.

Bir düşün insanı için sorumluluğunun bir gereği olarak geleceğe yönelik ortaya koyduğu öngörülerinin ne oranda gerçekleştiği bir anlam ifade eder. Bu nedenle de sürekli olarak değerlendirmelerini zaman içerisinde ileri ve geri taşıyarak gözden geçirir. Olmuş olayın herkes tarafından yapılan yönlendirilmiş yorumlarının dışına çıkarak, sisler arasında kalmış geleceği etkileyen karanlık noktalarına ışık tutar. Bu açıdan enstitümüzün kuruluşundan itibaren gerek web sitemizde gerekse sosyal medya hesaplarında yapmış olduğu değerlendirmelerin sağlamlığı da zaten kolayca görülebilir.

Bu doğrulukta bağımsız bir düşünce kuruluşu olmanın ve herhangi bir yönlendirmenin etkisi altında kalmadan yapılan çoklu bilgi altyapısına dayalı bilimsel metodolojik analizlerin şüphesiz büyük bir rolü vardır.

Örneğin, 2025 yılı başında 07 Ocak 2025 tarihinde ABD Başkanı Trump tarafından yapılan açıklama sonrası kaleme aldığımız, “TRUMP USULÜ GÜNDEM BELİRLEME VE KONTROL YÖNTEMİ” isimli makalede “Dünyada ne olup bitiyor jeopolitik olarak anlamlandırabilmek önemli. Derinliği görmek ve birbiri ile irtibatlandırmak gerekiyor. Yeni dönemi anlamak ise derin bir bilgi altyapısı ve analiz olmadan, öyle parça parça tek yönlü yüzeysel yorumlarla anlaşılamıyor.” ve “…. Ortaya gerçekten de basit söylemlerin dışında, global ölçekte yeni bir oluşumun gerçekleştirilmesi stratejisi çıkıyor. Bu dönem ABD’nin 1823 yılında, Monroe Doktrinini gündeme getirerek izlediği politikaların, 200 yıl sonra tekrar gündeme gelmesi anlamına getirilebilir mi? Şüphesiz bilgi altyapısına sahip olanlar için, Trump’ın söylemleri James Monroe ile birebir örtüşüyor.” öngörüsünü daha hiç kimse gündeme dahi getirmemişken yapmış ve Trump tarafından 11 ay sonra ortaya konulan “ABD ULUSAL GÜVENLİK STRATEJİ BELGESİ” sonrası dünyanın gündemini oluşturmuştu. Bu husus jeopolitik değerlendirmelerdeki kopukluğun dışına çıkabilme ve bağlantı kurabilme sorunsalını da açıkça gündeme getirmektedir.

Bu noktada diğer bir sorunla karşı karşıyayız. Bu ise bir ülkenin ulusal güvenlik strateji belgelerini nasıl ve ne amaçla oluşturduğunu ve bunun o ülke kurumları için hangi anlamı ifade ettiğini anlamlandırmadan yüzeysel bir analize tabi tutma yanlışlığıdır. Burada jeopolitik gibi derin bir alanı içeren konuda geleceğe yönelik sonuçlar çıkarabilmek geniş ve multidisipliner bir analiz yeteneğine ihtiyaç göstermektedir.

Geçtiğimiz yıl sonunda yapmış olduğumuz 2025 yılına ilişkin öngörülerde, Baltık Denizinden başlayan ve Avrupa ve Rusya arasında oluşturulan “Fay Hattı”nın, Romanya ve Yunanistan üzerinden Ege Denizi ve Akdeniz’de İsrail aracılığı ile güneye doğru devam ettirileceği ve bunun Kızıldeniz ve Yemen üzerinden Suriye ve Ortadoğu coğrafyasına uzatılacağı yanında, devamla Pakistan-Hindistan çizgisinde Güney Çin Denizini kapsayacağından bahsetmiştik. Nitekim Sudan, Suriye, İran, Yemen, Somaliland konusunda gerçekleşen olaylar ve Hindistan ve Pakistan arasında nükleer güç kullanımına varan çatışma noktaları bu öngörüleri doğrulamıştır.

Bu noktadan hareketle bu yıl içerisinde de benzer bölgelerdeki karışıklıkları beklemek hiç de şaşırtıcı olmayacaktır. Bu kapsamda 2026 yılında;

  • Ukrayna ve Rusya arasındaki gerginliği azaltmaya yönelik girişimlerin devam edeceği ancak uzun süreli sağlıklı bir barış ortamını sağlamanın hiç de kolay olmadığının görüleceği,
  • ABD ve Rusya ilişkilerinin Avrupa ülkeleri ve Çin açısından geleceğe ilişkin sonuçlarının dengeler üzerinde oldukça etkili olacağı,
  • ABD ve İsrail tarafından Ege Denizi ve Akdeniz’de kışkırtıcı ve gerginliği tırmandırıcı faaliyetlerin artarak devam ettirilmeye çalışılacağı,
  • Aynı faaliyetlerin İsrail tarafından, Lübnan, Suriye ve İran yanında, Kızıldeniz bölgesi ve civarındaki ülkelere ve Gazze ve Batı Şeria bölgelerinde ABD destekli olarak devam ettirileceği, bu durumun bu bölgelerde istikrarın daha da bozulmasına ve karışıklıklara neden olabileceği,
  • Afganistan, Hindistan ve Pakistan ile civarındaki bölgelerin hassasiyetini korumaya devam edeceği,
  • ABD’nin Afrika kıtasına ekonomik çıkarları hariç fazla bir müdahalesinin olmayacağı, bu açıdan Nijerya ve Kongo gibi ülkelerin öne çıkacağı,
  • ABD’nin Çin başta olmak üzere diğer ülkelerin Amerika kıtasında yakın çevresine müdahale etmesini engelleme faaliyetlerini artıracağı, yakın çevresindeki ekonomik alanlarda Venezuela ve Panama örneklerinde olduğu gibi kendisine ayrıcalıklı konumlar talep etmeye devam edeceği, Meksika, Grönland gibi alanları ve kaynaklarını kullanmak için girişimlerini ve baskılarını artıracağı, Kuzey Buz Denizinde (Arktik) kontrol için Rusya ile işbirliği imkanlarını arayacağı, Güney Amerika’nın diğer ülkelerinin giderek daha fazla ABD etkisini üzerlerinde hissedeceği,
  • Bugüne kadar transatlantik ittifak sayesinde Avrupa’yı kontrol eden ve bunun maliyetini karşılayan ABD’nin, yeni yönetiminin ekonomik bir bakış açısıyla bölge için para harcamaktan ziyade, maliyetleri Avrupa ülkelerinin karşılamasını öngören politikaların yarattığı kırılmanın bu yıl içerisinde daha da artarak devam edeceği, Avrupa’nın önde gelen liderlerinin ise bunu önlemeye yönelik girişimlerini artıracakları ancak kendi güvenliklerini sağlama yönündeki çalışmalarının kısa sürede mümkün olamayacağının açık bir şekilde görüleceği öngörülebilir.

Sonuç olarak karışıklıkların ve güç mücadelelerinin yanında yoğun bir silahlanmanın devam ettiği bir yılda sadece siyasi ve askeri alanda değil ekonomik, kültürel ve teknoloji gibi alanlarda rekabeti, yapay zekâ konusunu da işin içine katarak kara, deniz, hava ve uzay yanında siber alanda da hissedeceğimiz bir yıla hazır olalım.

PAYLAŞ:

Diğer Yazılar

Değerlendirme ve Analizler
DEĞİŞEN GÜVENLİK MİMARİSİ VE NATO
Değerlendirme ve Analizler
ZAFERLER AYI VE HARBİN JEOPOLİTİĞİ