İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Şubat 6, 2025 5 dk okuma

RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ NEDİR? NASIL YAPILMALIDIR?

RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ NEDİR? NASIL YAPILMALIDIR?
Şubat 6, 2025 5 dk okuma

RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ NEDİR? NASIL YAPILMALIDIR?

Risk yönetimi, ortaya çıkabilecek potansiyel risklerin önceden dikkatli bir biçimde ve ayrıntıları ile tanımlanıp değerlendirilmesi ve bu riskleri minimize edecek veya tam olarak ortadan kaldıracak önlemlerin alınmasıdır. Kriz Yönetimi ise krizi yaratan olayların önlenmesi, ortadan kaldırılmasını veya ülke menfaatleri doğrultusunda en az zararla atlatılmasını sağlamak amacıyla gereken hazırlık ve faaliyetlerin yönlendirilmesidir.

Genel olarak farklılık gösteren bu kavramların çoğu zaman tam olarak anlaşılamadığı görülmektedir. Risk yönetimi mi yoksa Kriz yönetimi mi önceliklidir? Kriz yönetimi risk yönetiminin yerine kullanılabilir mi? Planlama yeteneği yeterince gelişmemiş bir toplum için Risk Yönetiminin ne kadar anlamı olabilir?

Planlama yeteneği gelişmemiş toplumlarda Risklerin neler olduğu ve Risk Yönetiminin ne olduğu bilinmez ve/veya bilenler de tam olarak uygulamaz. Bu nedenle de Risk Yönetimi süreçleriyle mevcut riskler asgari seviyeye indirilmez.  Bunun bir sonucu olarak farklı alanlarda sürekli krizler ortaya çıkar. Kriz yönetiminin ne olduğunu bilen ise yine bu toplumlarda çok azdır. Bunun yanında bir çok toplumda kriz yönetimi kâğıt üstünde planlanmış olsa dahi, değişen koşullara göre planların güncel tutulduğunu ve kriz yönetimini uygulama yeteneğinin sürekli korunduğunu söylemek pek mümkün değildir.

Milli Güvenliğe yönelik tehditler ve bu tehditleri karşılamak veya savmak ile Risk Yönetimi ve Kriz Yönetimi konularını birbiriyle karıştırmamak gerekir. 

Risk Yönetimi farklı süreçlerin her biri için ve her bir sürecin farklı aşamaları için planlama safhasında uygulanması gereken metodolojik bir yaklaşımdır. Değişen koşullara ve değişen etkenlere göre süreçlere ait planların güncellenmesi aşamalarında da Risk Yönetimi metodolojisi uygulanır. Risk yönetimi ile farklı süreçlerin başarıyla işletilmesini ve hedeflere ulaşılmasını engelleyebilecek veya aksatabilecek etkenlerin neler olabileceğinin araştırılması, tespit edilenlerin engelleyici olmaktan çıkarılacak şekilde çözüme kavuşturulması ve tamamen ortadan kaldırılamayan engelleyici ve/veya aksatıcı etkenlerin süreç üzerindeki olumsuz tesirlerinin azaltılması maksadıyla tedbirler geliştirilmesi sağlanır.

Kriz Yönetimi ise Tehditlere Karşı Mücadele veya Tehdidi Savma maksatlı farklı süreçlerin planlanması safhasında uygulanan Risk Yönetimi ile tespit edilen, fakat tamamen yok edilmesi mümkün olamayan, sürecin başarısını önemli ölçüde zedeleyebilecek bir gelişmenin vuku bulması (krizin yaşanması) halinde, meydana gelebilecek kayıpları azaltmak için uygulamaya konulan bir eylem planıdır. Bazı hallerde öngörülemeyen veya tespit edilemeyen risklerin (gelişmelerin) vuku bulması nedeniyle de kriz yaşanabilir. Böyle bir durum bir yönüyle Risk Yönetimindeki başarısızlığa da işaret edebilir. Bu durumda ise Kriz Yönetimi uygulamasına rağmen kayıplar arzu edilen ölçüde azaltılamayabilir.

Risk Yönetimindeki başarı liyakat, bilimsel ve teknolojik kapasite, toplam kalite, farklı disiplinlerarası müşterek çalışma ve eşgüdüm, göreve adanmışlık ve hukuk devleti gibi önemli faktörlere bağlıdır.

Sonuç olarak:

-Milli güvenliğe yönelik tehditlerin neler olduğu gerektiği gibi ortaya konulamadığı,

-Tehditlerle mücadele etmek maksadıyla yapılan, farklı süreçlerle ilgili planlama safhasında, Risk Yönetiminin gerektiği gibi uygulanmaması halinde,

-Öngörülen risklerden ortadan kaldırılması mümkün olamayanlarla ilgili olarak, bunların vuku bulması (kriz) halinde uygulanacak eylem planlarının (kriz yönetimi) yetersiz olması ve/veya uygulama yeteneğinin sürekli korunmaması halinde ödenecek bedel çok ağır olabilir.

Milli Güvenliğe yönelik tehditlerin ortaya konulması, Risk Yönetimi ve Kriz Yönetiminde gösterilen zaaf bir devletin Başarısız Devlet (devlet olmanın gereklerini yerine getirme yeteneğini kaybetmiş devlet) durumuna sürüklenmesine neden olabilir. Tehditler, Riskler ve Krizlerin sayısı ve sıklığı ne kadar azaltılırsa; bir devletin ve/veya milletin dayanıklılığı o kadar artmış ve korunmuş olacaktır.

Milli Güvenliğe yönelik tehditlerin sayısında ve türlerinde bir artış trendinin yaşandığı günümüzde yukarıda çok özet olarak sunulmaya çalışılan içerik bağlamında; bir zihniyet devriminin yapılması ve hayatın her alanında yetenek kazanılması için ülke çapında ve uluslararası düzeyde çalışmalar yapılması ve bu doğrultuda ihtiyaç duyulan eğitimlerin önceden verilmesi aciliyeti vardır.

PAYLAŞ:

Diğer Yazılar