JEOPOLİTİK ÖNGÖRÜ YOKSUNU AVRUPA
Avrupalı liderlerin bazıları öylesine acemice hatalar yapıyorlar ki bu başlığı koymak zorunda kaldık. Şüphesiz hepsi iyi okulları bitirmiş eğitimli yöneticiler, iyi insanlar ancak bir türlü “soğuk savaş dönemi” anlayışını üzerlerinden atmayı ve gelişen jeopolitik koşulları anlamayı beceremiyorlar. Kısaca sorunlar farklı, çözüm farklı, Avrupalı liderlerin söylemleri çok daha farklı.
Son olarak, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, güçlü jeostratejik rekabetin olduğu yeni bir döneme girildiğini belirterek, Avrupa’nın çıkarlarını korumak ve değerlerini savunmak için güçlü bir ekonomiye sahip olması gerektiğini söylemesi jeopolitik açıdan ilginçti.
Şimdi sormak gerekiyor sayın Leyen, rekabetin farkına yeni mi vardınız? Dahası, Ortadoğu yakılıp yıkılırken, siviller, kadınlar ve hatta çocuklar uçaklardan atılan bombalarla topluca öldürülürken susan bir Avrupa’nın, koruyacak değeri mi kaldı ki bu konuya giriyorsunuz?
Yine ABD Başkanı Trump’ın ifade ettiği şekilde önlenebilecek bir savaşı kışkırtanın arkasına takılıp, Libya ve Suriye’den sonra yakın çevrenizde bir kriz noktası daha oluşturmaya katkı sağlamanıza, kendi ellerinizle enerji hatlarınızı kesip fiyatları yükseltmenize ne demeli? Daha dün Trump, “Ukrayna ile aramızda bir okyanus var. Biden yönetimi buraya 200 milyar dolar harcadı. Avrupa yardım etsin, biz aptal mıyız?” açıklamasını yaparken, öngörü ve jeopolitik kelimelerinin Avrupa’ya ne kadar uzak olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Nereden mi? Yapılması gereken Ukrayna’daki çatışmaları sona erdirmek olması gerekirken, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın Trump’ın sözlerine hak vererek, üye ülkeleri Ukrayna’ya yardım ve mali desteği artırmaya çağırmasını anlamakta zorlanıyoruz. Sayın Kallas, Trump bunun bir hata olduğunu söylüyor, sen Avrupa’yı aynı hatanın içine sokmaya çalışıyorsun. Peki paran çok madem, devam et.
Fazla düşünmenize gerek yok. Avrupa Birliğinin belli başlı ülkelerinin ekonomik büyüme oranlarına bir bakın, size her şeyi söyleyecektir zaten. Şimdi çıkıp da çocukların dahi bildiği “Avrupa’daki enerji fiyatları yapısal olarak ABD ve Çin’den hala çok daha yüksek.” değerlendirmenize ise kutluyoruz. Kusura bakmayın ama, nerede jeopolitik, nerede öngörü.
Jeopolitik bir ülkenin veya ülkelerin coğrafi konumlarına göre kendi politikalarını geliştirmesi demek. Ancak bu hususu neredeyse son 200 yıldır Avrupa’da göremiyoruz. Tamam, bugün tüm olumsuzluklara rağmen AB yine de ekonomik olarak bir güç ama geleceği alarm veriyor. Savunmasını okyanus ötesindeki bir güce bağlayan Avrupa’nın, sürekli olarak Ortaçağ geçmişinden kaynaklanan körleşmiş bir düşmanlık anlayışı ile çevresine kıta dışındaki ülkelerin gözünden bakması ve bu yönde politikalar geliştirmesi, azıcık jeopolitik kavramından anlayanları şaşkınlık içerisinde bırakıyor. Tamam Macron Elysee sarayında Scholz’a, “Avrupalıların önceliği her zamankinden daha fazla Avrupa’mıza, her şeyden önce rekabet gücümüze ve güvenliğimize yönelik olmalı.” diyor ama jeopolitik sahada uygulama alanına konulmadığı sürece bir masal olmaktan öteye gidemiyor.
Bu kapsamda şu hususları özellikle dürüstçe vurgulamak gerekir.
– Avrupa’nın etrafının güvende olması mı Avrupa’nın yararına, yoksa istikrar sağlanamamış bir Libya, Suriye, Ukrayna mı? Biz diyoruz ki Avrupa’nın çevresindeki kuşaklar ne kadar huzur içinde olursa, bu Avrupa’nın güvenlik mimarisini o derece olumlu etkiler.
– Avrupa’nın en önemli sorunlarından birisi enerji. Pahalı enerji belini büküyor, rekabet gücünü azaltıyor hatta geriletiyor. Avrupa’nın çevresindeki ülkelerden enerji temini mi daha güvenli ve ucuzdur yoksa uzaklardan gelen veya gelip gelmeyeceği belli olmayan kaynaklara mı güvenmeleri gerekiyor. Biz diyoruz ki gel yakınındaki ülkeler bol, çeşitli ve ucuz enerji kaynıyor. Etrafını karıştırma projelerine ortak olmak yerine çevrendeki ülkelerle iyi ilişkiler geliştir, istikrarı sağlanmasına katkı sağla ve bundan istifade et.
– En önemlisi, yıllardır Türkiye’yi, geçmişe dayalı yoz bir zihniyetin etkisinde ve küçük grupların uyduruk, şımarık girişimlerini esas alarak AB dışında tutuyorsunuz. Türkiye’nin içinde olduğu bir AB’nin mi güvenliği sağlamdır yoksa Türkiye’ye düşman jeopolitik gerçeklere uymayan politikalar geliştirerek mi güvende olacaksınız? Biz diyoruz ki Türkiye’yi karşısına almak Avrupa’nın güvenlik mimarisinin oluşmasına karşı olmaktır ve gerçekçi olmayan müttefikler yerine Türkiye’yi yanına almış ve onunla iyi ilişkiler geliştirmiş bir Avrupa’nın daha güvenli bir yer haline geleceği açıktır.
Diyeceksiniz ki bu söyledikleriniz gerçekçi ve uygulanabilir mi? Şüphesiz her bir kelimesi gerçek ve uygulanabilir. Ama bu Avrupa kadrosunda çok az lider bunun farkında veya farkında ama genetik travmalar doğru bir şeyler yapılmasının önünde engel oluşturuyor. Bazıları jeopolitik gerçeklerin tersine politikalar peşinde ve o zaman da biraz tebessümle Leyer’in çocuksu yüzeysel ve acemi jeopolitik söylemlerini dinlemeye devam ediyoruz.
İyi eğitimli bilge insan Leyer’in görüşleri şöyle devam ediyor.
– Avrupa’da enerji fiyatları pahalı. Çok yüksek. Komisyon olarak şubat ayında yeni enerji planını açıklayacağız (Bu planı hazırlayıp uygulamaya geçirene kadar Avrupa’yı bitirmezlerse).
– Avrupa’nın ekonomik dayanıklığını ve güvenliğini güçlendirmek için dünya çapında ortaklarla yeni anlaşmalar ve işbirliği yapılmasını öneriyoruz (Hala güvenliğini ve işbirliğini uzaklarda arıyor. Kural: Aynı şeyleri yaparak farklı bir sonuç elde edilmez).
– ABD ile aramızda dostluklar, aile bağları, ortak tarih ve kültür bulunuyor. Görüşmeye başlayacağız ortak çıkarlara odaklanacağız (Kültürel bağları ve jeokültür’ü hatırlaması güzel. Zaten Trump’da bu bağları hatırladığı için, AB içindeki Danimarka’dan Grönland’ı istiyor. İngiliz Milletler Topluluğu üyesi Kanada’yı kendi eyaleti yapmayı düşünüyor. Avrupa’ya enerjiyi ben satacağım ve kar elde edeceğim diyor. Trump bu liderlerin ne olduğunu anladı ve istediği şeyleri onların elinden alacağını iyi biliyor).
Sadece Leyer değil, başka bilgeler de var. AB Konseyi Başkanı Antonio Costa’da jeopolitik biliyor ve “Bugün dünya çok kutuplu bir hal aldı ve bu durum Avrupa için yeni fırsatlar yarattı.” diyerek Leyer’e destek veriyor. Hadi burada bir kuralı daha hatırlatalım. Fırsat, ancak uygun yöntemlerle zamanında kullanılabildiğinde bir avantaj sağlar.
Ne diyelim, dünya değişiyor, şartlar değişiyor ancak Avrupalı bazı liderler bunu bir türlü tam ve gerçekçi olarak yorumlayamıyor ve değişmemekte ısrar ediyor.