İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Nisan 3, 2025 4 dk okuma

TRUMP, ÇİN’İ SIKIŞTIRMAK İÇİN PUTİN YÖNETİMİNİ Mİ KULLANIYOR?

TRUMP, ÇİN’İ SIKIŞTIRMAK İÇİN PUTİN YÖNETİMİNİ Mİ KULLANIYOR?
Nisan 3, 2025 4 dk okuma

TRUMP, ÇİN’İ SIKIŞTIRMAK İÇİN PUTİN YÖNETİMİNİ Mİ KULLANIYOR?

ARAŞTIRMACI YAZAR, KURMAY ALBAY (E) İLYAS SÜPÜRGECİ, 03 Nisan 2025

Trump’ın, Biden sonrası bir anda Putin’i yanına almış görüntüsünü vermesi bir anda dünyadaki tüm dengeleri değiştirmiş gözüküyor. Yeni durumda en fazla endişelenenler Avrupa ve Çin oldu. Trump işte bu denge düzeni içerisinde rahat bir şekilde kendisine hareket imkânı sağladı.

■ İkinci Dünya Savaşı sonrasında Küresel Güç Merkezi Kuzey Atlantik bölgesinde oluştu ve karşısında Rusya merkezli Avrasya (Doğu Avrupa ve Asya) güç merkezi, denge unsuru olarak konumlandı.

■ Ardından ABD tarafından desteklenen devlet dışı Batılı uluslararası aktörlerin başını çektiği küreselleşme fenomeni Çin, küresel ekonomiye dahil edildi ve Çin on yıllar içinde küresel üretim merkezine dönüştü.

■ ABD ile Çin arasındaki, ekonomi alanındaki etkileşim ve zamanla oluşan karşılıklı bağımlılık Küresel Güç Merkezi’nin Pasifik Bölgesine (ABD-Çin-Japonya) kaymasına yol açtı.

■ Küreselleşme Fenomeninin en çok kazananı Çin olmuştur. Çünkü Çin dünyadaki bütün önemli aktörlerle ticari ve ekonomik ilişkilerini tesis etme ve geliştirme imkânı elde etmiştir; ABD ile birlikte, özellikle Avrupalı ve Asyalı ekonomi devleriyle.

■ ABD devlet olarak, Küreselleşme Fenomeninden zararlı çıkmıştır. Ulusal borcu gittikçe büyümüş ve üretim gücü gittikçe zayıflamıştır; fakat ABD orijinli devlet dışı ve uluslararası kimliğe sahip küresel şirketler gittikçe büyümüş ve güçlenmiştir.

Bu durum ABD’nin hem küresel üstünlüğünü hem kendi iç dengelerini ciddi olarak tehdit eder hale gelmiştir; ABD açısından sürdürülebilir olmaktan çıkmış ve içeride Federal Yönetim Sistemini ve işleyişini sorgulanır hale getirmiştir.

Öyle ki ABD’nin gerçek sahipleri ve ABD’nin hâkimi kimdir? ABD Yönetimi Amerikan halkının çıkarlarını korumak yerine kimin çıkarlarına hizmet etmektedir? sorunsalı ortaya çıkmış ve işte tüm bunlar içeride yeniden bir kimlik ve denge arayışına yol açmıştır.

Bunun yanında; Sosyal Politik Denge, Ekonomik-sosyal denge ve Federal Anayasa Sisteminde yapısal ve güç dağılımı bağlamında yeni denge arayışına yol açmıştır. Kısacası bu alanlarda yeni düzenlemeler yapılması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu aynı zamanda bir iç mücadele ve gerilim demektir.

Başkan Trump işte böyle bir dönemde ikinci kez başkan olmuştur.

■ Başkan Trump yönetiminin temel hedefi ABD’nin gelirlerini artırmak, borçlarını ve borçlanma

ihtiyacını azaltmak ve rakiplerinin ekonomik gücünü frenlemektir. Böylece içeride ABD halkı lehinde dengeleri yeniden tesis etmek, Federal Sisteme olan güveni sağlamak ve halkın temel sorunlarını çözüme kavuşturarak geleceğe dair umutlarını güçlendirme gayesi gütmektedir.

Dış ilişkiler ve güvenlik siyasetinde ise ABD çıkarlarını ve önceliklerini yeniden tanımlamak suretiyle geçmişten farklı bir dünya siyaseti izleyeceğini açıkça ilan etmiştir.

Fakat bu yeni siyasetin hayata geçirilmesi için gerekli stratejilerin ne kadar doğru ve/veya uygun olduğu konusu, çok iyi analiz edilmesi gereken bir husustur.

Diğer önemli konu ise; küreselleşmiş ekonomi sisteminin yerine nasıl bir sistem inşa edilecektir? Siyaset ve ekonomi el ele birlikte yürüyen sistemler olduğuna göre, dünyada nasıl bir düzen kurulacaktır ve geçiş döneminde ülkeler ve insanlık nasıl bir bedel ödemekle karşı karşıya kalacaktır?

ABD’deki Trump yönetimi Çin ve Avrupa’ya karşı Putin yönetimine istediği her şeyi vermek zorunda

kalacak mı? Peki Putin’in isteklerinin sınırı var mıdır ve ABD’ne ne kadar güvenebilir?

Elbette derinliğine ve genişliğine analiz etmeyi gerektiren sorular bunlar.

Fakat ilk bakışta, riskleri ve maliyeti göz önüne alındığında; Trump yönetiminin Putin yönetimi ile yakınlaşmasını taktiksel bir yaklaşım olarak varsaymak mümkündür.

İLYAS SÜPÜRGECİ, 03 Nisan 2025

PAYLAŞ: