İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Aralık 20, 2024 3 dk okuma

JEOPOLİTİK AÇIDAN DOĞU AKDENİZ VE HİDROKARBON REZERVLERİ

JEOPOLİTİK AÇIDAN DOĞU AKDENİZ VE HİDROKARBON REZERVLERİ
Aralık 20, 2024 3 dk okuma

JEOPOLİTİK AÇIDAN DOĞU AKDENİZ VE HİDROKARBON REZERVLERİ

Derinliğine bir bakış açısıyla Doğu Akdeniz ve çevresinde gerçekleşen çatışmaları, gerçekte “JEOEKONOMİK” bir mücadelenin alana yansımış görünümü olarak nitelendirmemiz yanlış olmaz.

Doğu Akdeniz’de keşfedilen 10-15 trilyon metreküp doğalgaz rezervinin dışında, 10 trilyon metreküpün üzerinde keşfedilmeyi bekleyen doğalgaz rezervi var.

Bu bölgelerde ilk doğalgaz rezervi 1999 yılında İsrail’in karasularında “Leviathan” isimli sahada keşfedildi. İsrail’in bu keşfi başta ABD olmak üzere dünyanın güçlü ülkelerinin dikkatini bu bölgeye çevirdi. Ardından Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Kıbrıs Adasının güneyinde “Afrodit” denilen bölgede doğalgaz sahasını buldu. 2015 yılında ise bir İtalyan firması olan “Eni”, Mısır açıklarında “Zohr” denilen bölgede en büyük doğalgaz sahasını ortaya çıkardı.

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezinin yapmış olduğu çalışmaların sonuçlarına göre, Suriye-Lübnan-İsrail ve Kıbrıs Adası arasında kalan ve Levant Havzası olarak isimlendirilen bölgede 1.7 milyar varil petrol ile 3.5 trilyon metreküp doğalgaz rezervi bulunuyor. KKTC civarında ise 8 milyar varil petrol yatağı var. Bunun dışında Girit Adası civarında 3.5 trilyon metreküp doğalgaz ile Nil Delta Havzasında 1.8 milyar varil petrol ile 6.3 trilyon metreküp doğalgaz ve 6 milyar varil sıvı doğalgaz yatağının bulunduğu tahminleri yapılıyor.

Bu bölge enerji kaynakları yönünden zengin ve Türkiye’nin 570 yıldan fazla enerji ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip. Yani 2600 yılına kadar sorun olmayacak. İşte Doğu Akdeniz bölgesi ve civarının karıştırılmasının ve insanların acı çekmesinin asıl sebebi de bu. Libya, Lübnan, KKTC, Türkiye ve Filistin bu kaynaklardan uzak tutulmaya çalışılıyor. Libya bir yana, 2018 yılında 9 numaralı doğal gaz blogunun kendi karasularında bulunduğu bildiren Lübnan’ın o tarihten sonra başına gelmeyen kalmadı. Suriye acılar çekti, Filistin yerle bir ediliyor. Rusya ve Çin gibi ülkelerin ise bu bölgelere uğramaması isteniyor. Yunanistan ve Kıbrıs Rumları ise bu oyunda piyon olarak kullanılan ve toprakları kiralanan devletler olarak göze çarpıyor.

Planlamaların, bölge gerçeklerine göre değil de açgözlü ve tek taraflı olarak yapılması eninde sonunda hüsranla sonuçlandığını tarih ve jeopolitik bize her zaman söylüyor. Diğer taraftan bölge insanını dışarıda bırakan, hele hele Türkiye gibi bir devleti dikkate almayan suni yaklaşımların sonuç vermediği ise hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalıdır.

PAYLAŞ: