KÜRESEL KONTROLLÜ KAOSUN VE AVRASYA’DAKİ SAVAŞLARIN ORTAYA ÇIKIŞINDA ALMANYA’NIN ROLÜ
İlyas Süpürgeci, 05 Mayıs 2026
Soğuk Savaşın sonunda bu dönemin asıl kaybedeni, Sovyetler Birliği’nin lider ülkesi olan Rusya’dır; peki Avrupa kıtasındaki en çok kazanan ülkesi, kim olmuştur?
Elbette en çok kazanan Almanya olmuştur. Doğu Almanya ile birleşmiştir ve Doğu Politikası (Lebensraum ve Ostpolitik)’na tekrar dönüş yapmıştır. Almanya, Yugoslavya’nın parçalanma sürecini desteklemiş, suyu bulandırmış ve Alman nüfuzunu Yunanistan dahil Balkan ülkelerine ve bazı Doğu Avrupa ülkelerine yayma ve genişletme imkanını elde etmiştir. NATO’nun ve AB’nin Ukrayna sınırlarına kadar dayanmasının meyvelerini toplamaya çalışmıştır.
Rusya ise kendi coğrafyasına çekilmiştir; Ukrayna dahil Doğu Avrupa’yı terk etmiş, Türk devletleri yeniden bağımsızlığına kavuşmuş, Rusya ise küresel bir güç olmaktan uzaklaşmış ve Rusya Federasyonu halini almıştır. Rusya Soğuk Savaş sonunda, Avrupa’daki ve Ortadoğu’daki etkisini önemli ölçüde kaybetmiştir.
Aynı dönemde, Avrasya Satranç Tahtasında en çok güçlenen iki ülke vardı: Doğu’da Çin, Batı’da Almanya. Avrasya Satranç Tahtasında Merkez Bölgede yer alan Türkiye ise, bu dönemde Almanya tarafından engellenmek ve tökezletilmek istenen rakip bir güç olarak görülmüştür ve Türkiye’ye öyle de muamele edilmiştir.
Küreselleşmenin nimetlerinden ve Sovyetler Birliği’nin çökmesinden kaynaklanan güç boşluğunun avantajlarını sömüren Almanya ekonomik açıdan Avrupa’nın devi olmayı başarmış ve daha ötesi için daha cüretkâr bir dış politika izlemeye başlamıştır. Enerji alanı başta olmak üzere ticari ve ekonomik alanda ve siyasi alanda Rusya ile stratejik ilişkiler geliştirmeye başladı. Aynı dönemde Almanya Çin’de de önemli miktarda yatırımlara girişti ve stratejik işbirliği geliştirdi. Almanya’nın bu cüretkarlığı ABD’nin küresel çıkarlarının hilafına gerçekleşiyordu.
Almanya’nın bu adımları ABD’nin küresel rakiplerini güçlendirirken, ABD’nin gücünü aşındırıyordu. Halbuki Soğuk Savaş döneminde ve sonrasında Avrupa’nın ve özellikle Almanya’nın güvenliği esasen ABD liderliğindeki NATO tarafından karşılanmış ve Almanya savunma için bütçesinden ciddi bir kaynak ayırmak zorunda kalmamıştır. Bu dönemde hem ABD hem Türkiye savunma için bütçeden çok önemli kaynak ayırmak zorunda kalmışlardır. Türkiye NATO üyesi olarak Avrupa’nın güneydoğu cephesinde çok önemli bir misyon üslenmiş ve dünyanın en istikrarsız bölgesinde ağır bir bedel ödemiştir. Almanya’nın Rusya ve Çin başta olmak üzere Doğu ile stratejik ilişkiler geliştirmesi ve güçlenmesi hem Avrupa’nın güçleri arasındaki tarihi rekabet duygularını tekrar uyandırmış hem Kuzey Atlantik’te tepkisel bir etkiye yol açmıştır: Birleşik Krallık AB’den kopmuştur ve ABD’de “Önce Amerika!”, “Küreselleşmeye Son!” ve “Amerika’yı Yeniden Büyük Yapmak!” sloganlarıyla birlikte büyük bir tepki oluşmuştur.
ABD başkanı Trump bu sloganlarla Almanya başta olmak üzere AB’ye, Birleşik Krallık içindeki küreselcilere, Rusya’ya ve Çin’e karşı yeni politikasını dayatmıştır. ABD “Kontrollü Kaos” stratejisini uygulayarak Avrasya büyük satranç tahtasında şekillendirici ve yeniden düzenleyici çatışmaları ve bitmeyen savaşları teşvik etmiştir.
Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı, Ortadoğu’daki Siyonist Yahudi İsrail saldırganlığı ve İran’daki ABD-İsrail saldırıları bunun örnekleridir. Eski Dünya (Avrupa, Asya ve Afrika)’nın merkezinde yer alan Türkiye ve Geniş Ortadoğu bölgesindeki güç mücadelesinin aktörleri arasında bölgesel ve büyük güçler olmak üzere birçok aktör vardır; sadece Almanya, Rusya, ABD ve Çin’den ibaret değildir; fakat her iki dünya savaşını başlatmış olan Almanya’nın bölge üzerinde ve genel olarak Avrasya Satranç Tahtasında Rusya ve Çin ile ABD aleyhinde giriştiği cüretkâr politikaların çok önemli ve özel bir etkisi olmuştur. Bardağı taşıran son damla ve tetikleyici durumuna gelmiştir.
Almanya’nın Soğuk Savaş sonrasındaki devlet politikasını şekillendiren ve uygulayan yöneticilerin özellikle ABD’nin tepkisini öngörmemiş olmaları düşünülemez. O halde Almanlar nereye doğru koşuyorlar?
Bir taraftan soykırımcı ve işgalci İsrail’in yanında saf tutmak ve diğer taraftan Almanya’nın ve Fransa’nın birlikte Türkiye karşıtlığı! ABD’yi Avrupa’dan ve hatta Ortadoğu’dan kovmak istiyor olabilirler mi? Dolaylı tutum! Atlantik’te ABD ve Pasifik’te Çin büyük güç olarak var oldukça, Avrupa’nın kaderi ve geleceği Avrasya’ya ve özellikle Merkez bölgeye bağlıdır. Almanya’nın ve Fransa’nın bölgede NATO üyesi olan Türkiye’nin karşısında yer alması ve Türkiye karşıtı ülkelerle stratejik işbirliği ve dayanışma sergilemesi akıl tutulmasıdır.
Halbuki Avrupa için Türkiye’nin dostluğunun ve ortaklığının bölgede başka herhangi bir alternatifinin olmadığı çok açıktır. Fakat sömürgecilik ve ırkçılık hastalığının tedavisinin olmadığı da çok net görülüyor.