KÜRESEL GÜÇ MÜCADELESİNDE YENİ BÜYÜK RESİM
İlyas Süpürgeci, 15.12.2025
ABD küresel büyük güç mücadelesinde liderliğini koruyabilmek ve gücünü yeniden toparlayabilmek için Obama döneminden itibaren, imparatorluk genel siyasetiyle birlikte küresel kontrollü kaos stratejisi uyguluyordu. Bunun bir gereği olarak, kendisini bitmeyen savaşlardan sıyırmıştı ve rakiplerini zayıflatmak ve güçlerini sınırlandırmak için ABD’nin vekil güçleriyle bitmeyen savaşların içine sürüklemeye çabalıyordu.
Bununla birlikte büyük güçlere karşı ticaret savaşını da yürürlüğe koymuştu. Fakat bu çabalar Çin’in sadece ekonomik güç bakımından değil, aynı zamanda askeri güç bakımından da artık geri döndürülemez bir noktaya gelmesini engelleyemedi ve Rusya’nın Ukrayna’da bir yenilgiye uğratılmasına imkân vermediği gibi Rusya’nın Çin’e yaklaşmasına neden oldu.
Bu durum, ABD’deki Trump yönetimini “Önce Amerika, Yeniden Büyük Amerika, Küreselleşmeye Son!” yaklaşımına daha kuvvetli sarılmasına ve Avrupalı müttefiklerine karşı olan sorumluluklarından sıyrılarak ağırlıklarından kurtulma çabasına yöneltti. Fakat bunu yaparken, müttefiklerini hem Avrupa cephesinde hem Pasifik cephesinde ABD’nin rakipleri olan Rusya ve Çin ile karşı karşıya bıraktı.
KRİTİK SORULAR VE TESPİTLER
■ABD’nin büyük stratejisi değişti mi, yoksa yeni bir aşamaya mı geldi?
■ABD geleneksel müttefiklerinden vaz geçti mi, yoksa onları kendisine daha fazla mecbur bırakmak mı istiyor?
■ ABD Çin’e karşı Rusya’yı yanına çekebilmek için Putin yönetimine hangi tavizleri verdi veya vermeye hazır? Alaska zirvesinde bunlar konuşuldu mu?
Sonuç olarak, ABD, Çin ve Rusya gibi güçlerin birbiriyle doğrudan savaşmayacağına göre; bu büyük güçler arasındaki gerçek mücadele,
● Dünyada stratejik kaynakların bulunduğu bölgelerin kontrolü ve dünya ticaretinde ve stratejik kaynakların naklinde hayati öneme sahip ulaşım yollarının, düğüm noktalarının ve kıyı bölgelerinin kontrolü günümüzde çok daha önemli hale gelmiştir.
● Büyük güçler arasında kendi nüfuz bölgelerini genişletme ve arka bahçelerini koruma stratejileri önem kazanmıştır. Bu bağlamda, Güney Amerika, Ortadoğu, Afrika ve Asya-Pasifik ile birlikte Kuzey Kutbu bölgesi asıl mücadele alanı haline gelmiştir.
● Uzaydaki ve siber uzay alanındaki mücadele hızlanarak devam edecektir. ● ABD- Birleşik Krallık ve bu ikilinin AB ülkeleriyle ilişkileri yukarıda belirtilen çerçeve içerisinde yeniden şekillenecektir. AB’nin bir ekonomik birlik olmanın ötesinde siyasi ve askeri birlik kimliği kazanma şansı oldukça zayıf görünmektedir.
ABD ve Birleşik Krallık bazı AB üyesi ülkelerle doğrudan siyasi ve askeri stratejik ilişkiler geliştirmektedirler.
● Küresel güç mücadelesindeki bu yeni resimde, üç kıtanın merkezinde yer alan Türkiye’nin jeopolitik merkezi konumu ve ağırlığı çok daha anlamlı hale gelmiştir; Türkiye hem kuzey kutbunun güney şeridinde (Balkanlar- Türkistan uzanımı) hem küresel güneyde (İslam Kuşağı bölümü) bazı risklerle birlikle önemli fırsatlarla karşı karşıyadır.
Türkiye kendi içinde barış ve istikrarı daha dayanıklı hale getirirken, yakın çevresindeki ve etki alanındaki ülkelerin barış ve istikrara kavuşmasına katkı sunmak mecburiyetindedir.
Bölgedeki barış ve istikrarın yolu Türkiye’nin stratejik özerkliği ile birlikte önemli ölçüde kendi kaynaklarına dayalı caydırıcı bir askeri güce sahip olmasından geçmektedir. Batı sistemi içindeki Türkiye’nin stratejik özerkliği ve gücü hem bölgesel hem dünya barışı için hayati öneme sahiptir.