YUMURTA, ULUS VE ÜNİTER DEVLET İNŞASI
Araştırmacı Yazar İlyas SÜPÜRGECİ
Rusya deniz ve hava kuvvetleriyle henüz zalim diktatör Esad rejiminin Suriye’de koruyucusu durumunda iken, zamanın ABD başkanı bölge özel temsilcisi James Jeffry medyaya şöyle bir beyanda bulunmuştu(mealen): “Suriye’de Putin için bir yumurta hazırlıyoruz!”
Evet, Suriye’yi bir “yumurta” haline getirmek daima İsrail ve ABD ittifakının bir hedefi oldu.
Şam’da zayıf bir merkezi idare ve onu çevreleyen olabildiğince özerk ve sözde yerinden yönetilen (aslında Siyonist ittifakın vekilleri olan) etnik ve mezheplere göre siyasi ve askeri yapılardan oluşan bir “Suriye Yumurtası”; Şam’daki merkezi idare yumurtanın sarısı ve onu çevreleyen etnik ve mezhepçi yerinden yönetimler ise yumurtanın akıdır.
İşte hegemonik gücün oyunu budur, peki düşmanın oyunu bu olduğuna göre bu oyun bugüne kadar bozulabilmiş midir?
Değişen nedir?
Eğer, Rusya fiili olarak Suriye’den ayrılmıştır demek mümkün ise; “Suriye yumurtası hangi ülke için hazırlanmaktadır? Bu ülke Türkiye olabilir mi?
Türkiye kendi güvenliği, bölgenin güvenliği ve istikrarı için Suriye’yi bir yumurta olarak değil; üniter yapıya sahip, demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti olarak şekillenmesini istemektedir ve büyük çaba harcamaktadır. Çünkü iç savaş ve dış müdahaleler ile paramparça olmuş ve yıkılmış bir ülkenin tekrar üniter bir yapıya kavuşması Suriye halkının kendi varlığı ve iç dinamikleriyle imkânsız hale gelmiştir. Hegemonik güçler kendi çıkarları doğrultusunda bir “Suriye yumurtası” tasarımına uygun siyasi, güvenlik ve ekonomik alanda inşa faaliyetlerini sürdürme kapasitesini Türkiye’ye ve bölge ülkelerine dayatmayı sürdürmektedir. Suriye’yi kendi istedikleri gibi şekillendirmek isteyen bu güçler belirlendikleri amaçlardan vazgeçmiş değillerdir ve vazgeçmeyeceklerdir.
Onlar Türkiye’den kendi oyunlarına tabi olmasını sabırla beklemektedirler ve zamanın kendilerinin lehine işlediğine inanmaktadırlar. Türkiye, bu ittifak tarafından düşmanın oyununu oynayan bölgenin en güçlü aktörü durumuna düşürülmeye çalışılırken; Türkiye kendi güvenlik çıkarları ve refahı için Suriye’de doğrudan ve dolaylı yöntemleri kullanarak nasıl bir yol izlemelidir? İçinde yaşadığımız zamanın ruhu bakımından ve bölgenin gerçekleri bakımından, Suriye’de bir ulus inşası mümkün müdür ve Türkiye bunu kendi kapasitesi ile gerçekleştirebilir mi? Şam yönetiminin kapasitesi, azmi, iradesi ve kararlılığı bu ittifak tarafından dayatılan meydan okumaları aşarak; ayrılıkçı etnik ve mezhepçi yerel güçleri kendisine boyun eğdirebilir mi ve Suriyeli kimliği ile ulusal birliği kurabilir mi?
Şam yönetiminin uluslararası arenadaki temasları, çabaları ve medyaya yansıyan mesajları doğrusu bu bağlamda çok edilgen bir tutum içinde olduklarını gösteriyor. İnsanlık tarihi ve bölge tarihi bize şunu açıkça haykırmaktadır: Hegemonik güçlere ve düşmana boyun eğerek, tabi olarak ve onun merhametine sığınarak; ulusal birliğin sağlanması ve sağlam temellere dayalı üniter ve bağımsız bir devletin inşası bu topraklarda mümkün değildir; olsa olsa kolay kırılan ve kolay yemek yapılan bir yumurta olur.
Elbette Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin milli güce dayalı seçenekleri mevcuttur ve stratejik bir akılla ve makul bir maliyetle Suriye halkının yanında durarak; ikili ve uluslararası düzeyde diplomasinin ve yumuşak gücün tüm unsurlarını kullanarak, sürecin olumlu bir istikamette ilerlemesine büyük katkı vermektedir. Fakat sert gücün sahaya yansıtılması gereken bir duruma doğru sürüklenme riski halen ortada durmaya devam etmektedir ve Suriye dosyası bu ittifakın ve hegemonik gücün “Büyük Ortadoğu” bölgesindeki birbiriyle bağlantılı veya iç içe geçmiş muhtelif projelerden sadece bir tanesidir. İlyas Süpürgeci, 02.10.2025