İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Kasım 24, 2024 6 dk okuma

İSRAİL’İN YENİ DIŞİŞLERİ BAKANININ BÖLGEYİ KARIŞTIRMA PLANI VE BİR ÖNERİ

İSRAİL’İN YENİ DIŞİŞLERİ BAKANININ BÖLGEYİ KARIŞTIRMA PLANI VE BİR ÖNERİ
Kasım 24, 2024 6 dk okuma

İSRAİL’İN YENİ DIŞİŞLERİ BAKANININ BÖLGEYİ KARIŞTIRMA PLANI VE BİR ÖNERİ

İsrail’de, aşırı sağcı politikalarıyla bilinen Dışişleri Bakanı Gidion Saar, daha göreve atanır atanmaz, devir teslim töreninde, ortalığı karıştıracak tehlikeli cümleleri kurmakta gecikmedi. Bakanın, neden Türkiye gibi tarih boyunca sürekli Musevilerin koruyucusu olmuş bir devleti karşısına aldığı pek anlaşılamıyor ancak ona göre İsrail’in kendi savaşında, güvenliğini sağlamaya yönelik, bölgedeki azınlıklarla bağlarını güçlendirmesi gerekiyor. Bu nedenle de İsrail, bölgedeki azınlıkları doğal müttefiki görüyor.

Plan, kendisi açısından oldukça güzel gözüküyor. Zaten bu plan, tarihin değişik dönemlerinde defalarca tekrarlandı ve bölgeyi acılar içinde bıraktı.

Genelde kullanılan yöntem: Hırslar ve tutkular yanında korkuları harekete geçirmek.

Bu, insanlara çoğunlukla hiçbir zaman ulaşamayacakları hedefler göstermek suretiyle ve bunun yanında da bazı korkuları pompalayarak rahatça başarılabilen bir yöntem… Mesela, bazı halklara Türk korkusu yayarsın ve yanında bir ülkeye Megali İdea (Büyük Fikir) dersin, diğerine de Büyük Ermenistan deyip, Hazardan, Eğeye ve Akdeniz’e hiçbir gerçeği olmayan hayali alanlarda, boyundan büyük işlerle uğraştırır durursun da bir akıllı çıkıp, “kimin oyununa geliyoruz” demez. Diyenlerin sesleri de gürültüden zaten duyulmaz. Bu açıdan İsrail’in de idealleri nedeniyle bugün pek farklı durumda olduğu söylenemez. Bu aynı zamanda günümüzde Yahudiler üzerinden siyaset güdenlerin kimler olduğunu da akıllara getiriyor.

Sıkıştığın anda, biraz destek vereceğini beyan ederek, azınlıkları, bölgede yüzyıllardır bir arada yaşadıkları halklara karşı kışkırt, ayaklandır, bölgeyi karıştır, kan davaları yarat, sonra da istediğini alınca o insanları oralarda kendi kaderleriyle baş başa bırakarak çekip git. Arada bir de her iki tarafa düşmanlıklarını hatırlatarak, birbirlerine karşı nefreti körükle. Sonra da çekil bir köşeye keyfine bak…

Aslında, azınlıklar açısından, sosyolojik ve antropolojik olarak doğru olan, yaşadıkları çevredeki diğer kültürel gruplarla sağlıklı barışçıl ilişkiler geliştirme becerisini gösterebilmeleridir. Böyle yapılmayıp, sürekli olarak dışarıdan kışkırtmalarla hareket edildiğinde ve çevre ile kan davaları yaratıldığında, oluşan travma ve huzursuzluk bütün bölgeyi sürekli olarak etkiliyor. Örneğin, Ermenilerin, Moğollar ve Frankların, daha sonrasında ise yakın zamanda Rusların ve diğer emperyal devletlerin etkisiyle, tarihi süreçte işbirliklerinin ne tür sonuçlar yarattığını iyi biliyoruz.  Bu kapsamda Ermeniler, 1247 yılında, ortak düşmanlara karşı Moğollarla işbirliği yapmak üzere bir anlaşmaya varmıştı (Bournoutian, 2002:100). Sonrasında Franklarla ve Levant bölgesindeki Hristiyan azınlık unsurlarla da koordine edilen işbirliği sonucu, onbinlerce Ermeni ve diğer azınlık unsurlar Moğol Ordusuyla beraber, bugünkü Anadolu, Irak ve Suriye gibi bölgelerde yıllarca savaştı, hatta Kudüs ve Gazze’ye kadar akınlar düzenledi (Schein, 1979: 810). Ancak bölgedeki Hristiyanlar Avrupa’dan bekledikleri desteği sonrasında göremediler (Demurger, 2007: 287) ve 1303 yılında Moğollar yenilip geri çekildiğinde ise karşı saldırıya geçen Memlükler karşısında 1375 yılına kadar süren akınlarda perişan ve devletlerinden oldular. Ermeniler’in ihtirasları ve fırsattan istifade ile bölge dışındaki devletlere destek sağlamalarının, günümüze kadar devam ettiğini zaten biliyoruz. Aynı yöntemi, dış destekle kurulan, kurulurken Türklere karşı görülmemiş boyutta katliamlar gerçekleştiren, I. Dünya Savaşı sonunda büyük bir ihtirasla Anadolu’yu işgale kalkan ve toplumda yarattığı Türk korkusu ile bu tutumunu günümüzde dahi sürdürerek, topraklarını Kıbrıs dahil yabancı askeri üslerle dolduran ve sürekli bir korkuyla ve travma ile yaşamaya mahkum Yunanlılar’da da görmek mümkün. Peki bu halklar nasıl mutlu olacaklar ve nasıl çevreleriyle sağlıklı kültürel ve ekonomik ilişkiler geliştirecekler.

Zaten İsrail Dışişleri Bakanı Saar’ın sözleri üzerine, daha önce yapılandırılan bazı kesimler hemen harekete geçti bile. Şimdi kontrollerinde olan ve daha önce pek açık edilmeyen; basın organları, sivil toplum kuruluşları, bazı örgütler vs. kendilerine durumdan vazife çıkarıp, Saar’ın çıkarlarını gerçekleştirmek için, bir şeyler yapmaya ve var güçleriyle çevrelerine zarar vermeye başlayacaklar belki de. Bundan önce ne olduğunu bilseler ve bu sefer de ne olacağını tahmin etseler bile insanlara yine de sahte ümitler vermeye devam edecekler. Sonuçta onlar üzülecek, aileleri üzülecek, insanlar üzülecek, bölge insanı birbirine düşman olacak, sen ise köşende keyifle nargileni tüttüreceksin. İnsan fazla akıllı olunca böyle oluyor işte!

Şimdi siz, binlerce sözde; bilim insanı, akademisyen, düşünce kuruluşu, diplomat, uzman ile yıllardır durmadan proje üretiyorsunuz ancak hiçbiri, bölge insanının huzurunu, refahını ve mutluluğuna en ufak ölçüde sağlayamadı. Bölgenin yüzyıl sonra geldiği durum malum. Sizin bu parlak fikirlerinizden bıktık usandık.

Çıkıp şimdi biz de küçük bir öneride bulunsak, sizinkinden daha barışçıl ve güzel sonuçlar verecek olsa da pek dikkate almayacağınıza eminiz. Gerçi biz sizler kadar akıllı değiliz ama! inanın, önerimizi dikkate alırsanız, büyük ihtimalle bölgede hiçbir sıkıntı kalmayacağı gibi bütün azınlıklar da mutlu olacak.

Önerimiz şu. Madem samimisiniz ve azınlıkları seviyorsunuz, gelin bu sefer onları ölüme gönderecek aşırı akıllı fikirlerinizi bir tarafa bırakın ve bölge insanını birbirine kırdırmak yerine, onları evinize misafir edin.

Demek istediğimiz, bu azınlık dediklerinizin 10 milyonunu ülkenize kabul edin, onlara vatandaşlık ve sizlerin vatandaşlarının aldığı yüksek maaşları verin. 10’ar milyon da ABD ve İngilizler alırsa proje tamam olur. İnanın bu yol daha olumlu sonuçlar verecek, bölge huzura ve refaha kavuşacaktır.

Dediğimiz gibi bizimkisi naçizane bir öneri. Amaç bölgeyi barışa kavuşturmaksa mutlaka işe yarar ama sizin maksadınız farklıysa onu bilemeyiz!

Kaynakça:

Bournoutian, George A. (2002). Ermeni Halkının Kısa Bir Tarihi: Antik Çağlardan Günümüze, Mazda Yayıncılık.

Demurger, Alain. (2007). Les Templiers (Fransızca), Baskı Jean-Paul Gisserot: Gisserot Histoire.

Schein, Sylvia. (1979). “Gesta Dei Per Mongolos 1300”, The Genesis of a Non-Event- In: The English Historical Review Vol.94 (1979). p. 805-819.

 

 

PAYLAŞ:

Diğer Yazılar