BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK VE GÜVENLİK
Biyolojik çeşitlilik (Biyoçeşitlilik), geniş bir ifade ile yaşam formlarının çeşitliliği, belli bir coğrafi alan içerisinde yer alan ekosistemde tüm bitki, mantar ve hayvan türleri ile diğer mikroorganizmaları kapsayan bir terimdir.
Yaşam alanlarında biyoçeşitlilik, hayatın sürdürülmesi ve insanlığın refahı için gerekli olan koşulların ve sağlıklı bir çevrenin göstergesi olması bakımından önemlidir.
Biyolojik çeşitlilik; fiziksel ve ruh sağlığımız olumlu yönde etkiler. Çeşitliliğin azalması veya kaybolması ise sistemin bozulması dahil birçok konuda sorun yaratacağı gibi, insanlar ve hayvanlar üzerinde, ölümcül bulaşıcı hastalıkların yaygınlaşması dahil, bunun tam tersi sonuçlar yaratmaktadır.
Ne yazık ki, bu ortamın uygun ve gerektiği şekilde kullanılmamasının yanında, iklim değişikliği, kirlenme, aşırı ve gereksiz kullanım biyolojik çeşitliliği ve ekosistemi aşırı derecede tahrip etmiş, yok etmiş ve bu durum bazı noktalarda insanın var olma sürecini tehdit eder duruma gelmesine neden olmuştur. Nitekim doğal ürünlerden geliştirilen modern ilaçların neredeyse yarısı biyolojik çeşitlilik kaybının tehdidi altında.
Biyoçeşitlilik, sürdürülebilir bir yaşam için vazgeçilmezdir ve genel olarak şu alanları kapsar:
Tür bakımdan çeşitlilik:
Belli bir bölgedeki türlerin toplam sayısıdır.
Genetik açıdan çeşitlilik:
Kalıtsal olarak nesilden nesile geçen, biyolojik yapının çevreye uyumuna imkân veren ve var olmanın fiziksel özelliklerini ortaya koyan niteliklerdir. Bu genel olarak belirli bir biyolojik çeşit, alt tür ya da aynı ırk içindeki gen farklılıkları ile ortaya konulur.
Ekosistem açısından çeşitlilik:
Bir ekosistem genel olarak bitkiler, hayvanlar ile toprak, su, hava ve minerallerden oluşur ve bu ekosistemlerin gerek kendi aralarında gerekse çevreleri ile karmaşık ve karşılıklı bağımlılık esasına dayanan bir ilişkisi bulunur. Bu bağımlılık ise sürdürülebilir kalkınma ve var olma açısından hayati önemdedir.
Hepimiz bir sistem içerisinde yaşıyoruz. Sistem içerisinde en dikkate almadığımız bir unsur dahi diğerlerini desteklemesi açısından hayati önemdedir. Bu sistem içinde bazı parçalar yok olduğunda ve uyum bozulduğunda sistem çökecektir. Biyoçeşitliliğin zaman içerisinde azalması bu nedenle yaşamsal çevre için en büyük tehditlerden birisini oluşturur. Bu doğrudan güvenliğe yönelik bir tehdittir.
Çeşitliliği korumak adına düzenlenen Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (CBD), dünya çapında ülkelerin biyolojik çeşitliliklerini korumak ve sürdürülebilir bir şekilde kullanmak için çeşitli faaliyetleri içermektedir. Bu konularda farkındalık oluşturma yanında konuya ilişkin politikaların da uygun şekilde önceden oluşturması önem taşımaktadır. Ancak bu şekilde sürdürülebilir bir biyoçeşitlilik yanında gelecek nesillere daha iyi ve yaşanabilir bir çevre bırakılabilir.
Güvenlik, kişinin ve toplumun tehlikelerden uzak, korkusuzca yaşayabilmesidir. Biyolojik çeşitliliğin azaldığı bir ortamda güvenlik de bahsedemeyiz.
Globalleşme sürecinin kontrolsüzlüğü, yanlış kullanım, gereksiz ihtiyaçtan fazla tüketim ve bu maksatla ormanların ve kaynakların bilinçsiz kullanımı birçok alanda ülkemizde de olumsuz etkilerini göstermeye başlamıştır. Bu noktada bilinçlendirme faaliyetleri yanında, gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve uygulamaya konulması oldukça önem kazanmıştır. Özellikle var olan endemik yapımızın envanterinin çıkarılması, bunların kaçakçılara karşı korunması ve türlerin geliştirilmesi gerekmektedir. Ancak bu şekilde bilinçli çalışmalar ile biyolojik çeşitliliğimizi koruyabilir, geliştirebilir ve kendimiz ve gelecek nesiller için sağlıklı, yeterli ve mutlu yaşayacakları bir ortamı sağlayabiliriz.