2024 KÜRESEL FAİZ POLİTİKALARI
MERVE KARACAER
GFI EKONOMİ VE FİNANS KOORDİNATÖRÜ
- 2024’ün ikinci yarısında, küresel ekonomilerde enflasyonun kademeli olarak düşmesi ve ekonomik büyümenin zayıf seyretmesi nedeniyle merkez bankaları faiz indirimlerine yönelmeye başlamıştır. Bu dönemde özellikle gelişmekte olan ekonomiler, yüksek faizlerin büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletmek için faiz oranlarını düşürmektedir. Küresel enflasyonun %5,8’e inmesiyle birlikte bu faiz indirimi eğilimi giderek daha belirgin hale gelmiştir
- ABD ve Euro Bölgesi: ABD Merkez Bankası (FED), 2024 yılı Eylül ayında dört yıllık bir aradan sonra ilk kez faiz oranlarında indirim yaptı. Bu kararla faiz oranını 50 baz puan düşürerek %4,75-%5,00 aralığına çekti. Bu indirim, enflasyonda görülen yavaşlama ve ekonomideki büyüme hızının dengelenmesi amacıyla gerçekleştirildi. FED Başkanı Jerome Powell, faiz oranlarında daha fazla indirime ihtiyaç olabileceğini belirterek, ekonominin performansına göre ek faiz indirimleri yapılabileceğini açıkladı.
- Avrupa Merkez Bankası (AMB) ise bu yılki üçüncü faiz indirimini gerçekleştirdi (Haziran-Eylül-Ekim). Bu indirimlerle birlikte AMB, enflasyonun düşüş trendi ve ekonomik büyümedeki durgunluk nedeniyle faiz politikalarını gevşetme yönünde adımlar atmıştır.
- Bu gelişme, FED’in 2024 yılı sonunda en az iki ek faiz indirimi daha yapacağı yönünde bir beklenti yaratmış durumda. Bu politika değişikliği, ABD ekonomisini desteklemek ve tüketim ile yatırımları canlandırmak için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Özellikle, faizlerin yüksek kaldığı dönemde yavaşlayan işgücü piyasası ve artan borç maliyetleri göz önüne alındığında, bu indirim ABD’nin büyüme ve istihdam hedeflerine yönelik bir destek sağlama potansiyeline sahip.
- Bu gelişmeler, küresel olarak faiz indirimi trendini destekleyebilir ve diğer merkez bankalarının da benzer adımlar atmasına yol açabilir. Ancak ABD’de iş gücü piyasası güçlü kalmaya devam ettiğinden, FED’in sonraki indirimleri ölçülü ve ihtiyatlı bir yaklaşımla yapması bekleniyor.
- Pandeminin başlangıcında ABD ve Euro Bölgesi ekonomilerinin keskin bir daralma yaşadığını, ardından toparlanmaya başladığını ancak büyümenin 2022 ve sonrasında daha yavaş bir ivme kazandığını görülmektedir.
- Ekonomik büyümenin yavaşlaması, merkez bankalarını faiz indirimlerine yöneltmektedir. Bunun birkaç temel nedeni var:
- Ekonomik Büyümeyi Destekleme: Faiz indirimleri, ekonomik faaliyetleri canlandırmak için önemli bir araçtır. Faiz oranlarının düşmesi, borçlanma maliyetlerini azaltır ve şirketlerin yatırım yapma ve genişleme maliyetlerini düşürür. Bu durum, tüketicilerin daha uygun koşullarda kredi alabilmesini sağlayarak harcamaları artırabilir ve dolayısıyla büyümeye katkıda bulunur.
- Düşük Enflasyon Riskleri: Euro Bölgesi’nde enflasyon, Ekim 2024 itibarıyla %1,7 ile düşük seviyelerdedir. Bu düşük enflasyon oranı, ekonominin gereğinden yavaşladığına veya talebin zayıfladığına işaret edebilir. Düşük talep, fiyat artışlarının sınırlı kalmasına yol açar ve bu da deflasyon riskini artırır. Merkez bankaları, faizleri düşürerek tüketici talebini artırmaya ve enflasyonu hedeflenen seviyelere yaklaştırmaya çalışır.
- Küresel Riskler ve Belirsizlikler: Ticaret savaşları, tedarik zinciri sorunları ve bölgesel çatışmalar gibi küresel riskler, ekonomik istikrarsızlığa katkıda bulunabilir. Merkez bankaları, bu risklerin ekonomiye olası zararlarını azaltmak için faizleri düşürerek maliyeti düşük bir finansman ortamı yaratmayı amaçlar.
- Bu nedenle, büyümenin yavaşladığı ve enflasyonun düşük kaldığı mevcut ortamda faiz indirimleri, ekonomik toparlanmayı desteklemek için tercih edilen bir politika olarak öne çıkmaktadır.
- Gelişmekte Olan Ülkeler: Türkiye, Brezilya ve Hindistan gibi bazı gelişmekte olan ekonomiler, büyümeyi teşvik etmek ve borçlanma maliyetlerini düşürmek amacıyla pandemi sonrası kademeli faiz indirimlerine yöneldi.
- Türkiye’de faiz oranları, 2024 yılında artış eğilimindedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), enflasyonla mücadele ve lirayı desteklemek amacıyla politika faizini artırarak Ekim 2024 itibarıyla %50 seviyelerine çıkarmıştır. Bu artışlar, 2023 yılındaki yüksek enflasyon oranları ve Türk lirasının değer kaybı gibi ekonomik sorunlarla başa çıkmak amacıyla yapılmıştır.
- 2024 yılında Türkiye’nin faiz artırımı politikası, diğer ülkelerdeki indirim trendinden farklı bir yol izlemektedir. ABD, Euro Bölgesi ve diğer gelişmiş ekonomiler, enflasyondaki düşüş trendine bağlı olarak faiz oranlarında düşüşler yaparken Türkiye, enflasyonist baskılar nedeniyle sıkı para politikalarını sürdürmektedir.
- Gelişmekte olan ülkeler, ABD ve diğer gelişmiş ekonomilerdeki faiz indirim trendini izlemek yerine, kendi ekonomik koşullarına uygun stratejiler geliştirmektedirler. Bu farklılıklar, her bir ülkenin iç ekonomik koşulları ve küresel piyasalardaki riskleri farklı değerlendirmesinden kaynaklanmaktadır.
- Japonya ve Çin ise daha düşük enflasyon oranları ve zayıf büyüme beklentileri nedeniyle uzun süredir düşük faiz politikasını koruyor. Çin, 2024 yılı itibarıyla ekonomik yavaşlamayla başa çıkmak için faiz oranlarını düşürmeye ve parasal gevşeme politikalarına devam ediyor. Bu stratejiyle kredi maliyetlerini azaltarak şirketlerin ve bireylerin borçlanmasını kolaylaştırmayı ve böylece daha fazla yatırım yapmalarını sağlamayı hedefliyor.
- Çin ekonomisinde büyüme beklentileri zayıf olduğu için, Çin Merkez Bankası (PBOC) kredi piyasalarını canlandırmak adına politika faizini kademeli olarak indiriyor. Düşük enflasyon ortamı, özellikle hizmet sektöründe deflasyonist baskılara yol açarak fiyatların düşme riskini artırıyor. Bu durumla başa çıkmak için, Çin Merkez Bankası kredi genişlemesi ve likidite artırıcı önlemler alıyor. Amaç, hem tüketim hem de yatırım harcamalarını destekleyerek büyümeyi yeniden canlandırmak.
- Özetle, Çin hükümeti faiz indirimleri ve likidite artırıcı önlemlerle ekonomik aktiviteyi teşvik etmeyi ve büyümeyi sürdürülebilir bir şekilde desteklemeyi amaçlıyor.
- Japonya Merkez Bankası (BOJ), dünya genelinde sıkı para politikaları uygulanırken, yıllardır devam eden düşük enflasyon ve sınırlı büyüme nedeniyle ultra düşük faiz politikasını sürdürmektedir. Mart ve Temmuz aylarında faiz artışlarına giderek uzun süredir uyguladığı negatif faiz politikasını sonlandırsa da düşük enflasyon ve zayıf ekonomik büyüme nedeniyle hâlâ dünya genelinde en düşük faiz oranlarına sahip ekonomilerden biri olmaya devam ediyor.
- Japonya’nın düşük politika faiz oranı yenin değerini baskı altında tutmaktadır. Yenin zayıf seyri, ihracatı desteklerken ithalat maliyetlerini artırmakta, ancak enflasyonu istenen seviyelere taşımakta zorlanmaktadır.
- Makroekonomik Değişkenler Üzerindeki Etkiler:
- c) İşsizlik Oranı
- Jeopolitik Krizlerin İstihdama Etkisi: Yüksek enflasyon ve faiz oranları istihdamda düşüşe yol açabilir. Ayrıca tedarik zinciri aksaklıkları, özellikle imalat sektöründe iş kayıplarını artırabilir.
- OECD verilerine göre, 2023 yılında gelişmiş ülkelerde işsizlik oranı ortalama %5,2 seviyesine çıktı. Özellikle Avrupa ülkeleri enerji fiyatlarındaki artıştan dolayı sanayi sektöründe iş kayıpları yaşadı.
- Sonuç: İşsizlik artışı, tüketimi düşürerek büyüme oranlarını etkileyebilir. Özellikle yüksek işsizlik oranları, devlet harcamalarının artmasına ve sosyal güvenlik yükünün yükselmesine neden olabilir.
- d) Döviz Kurları ve Sermaye Hareketleri
- Jeopolitik Risklerin Döviz Kurları Üzerindeki Etkisi: Belirsizlikler döviz kurlarında dalgalanmalara yol açmakta, güvenli liman olarak görülen dolar ve altına olan talebi artırmaktadır.
- 2023’te Dolar Endeksi (DXY) %7 yükseldi. Bu, gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin değer kaybetmesine yol açarak borç maliyetlerini artırdı.
- Sonuç: Döviz kurlarındaki dalgalanmalar, gelişmekte olan ülkeler için dış borç ödemelerinde zorluk yaratmaktadır. Ayrıca, yüksek döviz talebi, yerel para birimlerini zayıflatarak ithalat maliyetlerini artırır.
Finansal Piyasalar ve Yatırım Akışları:
- Belirsizlik Ortamında Yatırım Çekinceleri: Jeopolitik riskler, özellikle gelişmekte olan ülkeler için yabancı yatırımları caydırmaktadır. Güvenli liman olarak görülen ülkelere sermaye akışı artarken, riskli piyasalarda yatırımlar azalmaktadır.
- Uluslararası Finans Enstitüsü’ne (IIF) göre, gelişmekte olan piyasalardan 2023’te yaklaşık 1 trilyon dolarlık sermaye çıkışı yaşandı.
- Sonuç: Yatırım akışındaki düşüş, gelişmekte olan ülkelerin büyüme oranlarını olumsuz etkiler. Bu da istihdam kayıplarına ve daha düşük vergi gelirlerine yol açabilir.
Enerji Piyasaları:
- Enerji Krizi ve Fiyat Dalgalanmaları: Rusya-Ukrayna savaşının enerji piyasaları üzerindeki etkisi, özellikle Avrupa’da enerji bağımlılığı sorununu ortaya koydu. Avrupa ülkeleri enerji arz güvenliği sağlamak için yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımı artırmaktadır.
- Doğalgaz fiyatları 2022’de %300 oranında artış gösterdi. Avrupa’da enerji krizi nedeniyle elektrik fiyatları da iki katına çıktı.
- Sonuç: Enerji fiyatlarındaki dalgalanma, maliyetleri artırarak sanayi üretiminde düşüşe neden olurken, enflasyonu da yukarı çekmektedir. Uzun vadede ülkelerin yenilenebilir enerjiye yönelmesi bekleniyor.