Zelenskiy’nin hava sahası açıklaması
Türkiye-Rusya ilişkilerini de etkileyebilir mi?
Yıldıran Acar
Siyaset Bilimci
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 1 Eylül’de Rusya’nın hava sahasına ilişkin yaptığı açıklama, savaşın cephe hattının çok ötesine taşan sonuçlarını yeniden gündeme getirdi. Zelenskiy, Ukrayna’nın Rusya’ya yönelik İHA faaliyetlerinin artırılacağını belirterek Rus hava sahasının sivil havacılık açısından giderek daha riskli hale geldiğini söyledi. Açıklama, uluslararası havayolu şirketleri ve sigorta kuruluşlarına da doğrudan mesaj içeriyordu. Ancak açıklamanın zamanlaması Türkiye açısından da dikkat çekici.
Zelenskiy’nin bu sözleri, Vladimir Putin ile Recep Tayyip Erdoğan’ın Bişkek’te gerçekleştirdiği görüşmenin hemen ardından geldi. Yaklaşık 1,5 saat süren görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler, enerji, Akkuyu Nükleer Güç Santrali ve turizm başlıkları öne çıktı. Putin, Türkiye’yi Rusya’nın dış politika ve ekonomi alanındaki ayrıcalıklı ortaklarından biri olarak tanımlarken, 2025 yılında yaklaşık 7 milyon Rus vatandaşının Türkiye’yi ziyaret ettiğini belirtti. Erdoğan da Rus turistlerin Türkiye açısından önemine dikkat çekti.
Dolayısıyla Zelenskiy’nin açıklamasını sadece askeri açıdan değerlendirmek yeterli değil. Açıklamanın Rusya’nın ulaşım güvenliği, turizm ve dolayısıyla Rusya-Türkiye ekonomik ilişkileri açısından da sonuçları olabilir.
İHA savaşının yeni boyutu
İnsansız hava araçları Ukrayna savaşının başından bu yana önemli bir unsur. Fakat bugün gelinen noktada mesele sadece İHA sayısının veya menzilinin artması değil. Bu sistemlerin savaşın farklı alanlarında kullanılması, çatışmanın doğasını da değiştiriyor.
Putin de ŞİÖ Zirvesi kapsamında yaptığı değerlendirmede İHA’ların artık yalnızca havada kullanılmadığına dikkat çekti. Bu sistemlerin hava, kara, deniz ve su altında kullanılabildiğini belirterek insansız teknolojilerin modern savaşlara yeni bir boyut kazandırdığını ifade etti.
Bu değişim önemli. Çünkü İHA saldırısının etkisi artık yalnızca vurulan askeri veya ekonomik hedefle sınırlı kalmıyor. Havaalanları, ulaşım hatları, enerji altyapısı ve ekonomik faaliyetler de saldırıların oluşturduğu güvenlik ortamından etkilenebiliyor.
Zelenskiy’nin hava sahasına ilişkin açıklaması da bu nedenle ayrı bir önem taşıyor. Burada tartışılan yalnızca İHA’ların hangi hedeflere ulaşabileceği değil, Rusya hava sahasındaki riskin sivil havacılık tarafından nasıl algılanacağı.Savaş ortamında güvenlik algısı, kısa sürede ekonomik bir meseleye dönüşebiliyor.
Pegasus örneği ve bilgi savaşının ikinci aşaması
Bunun en somut örneklerinden biri Pegasus uçuşları üzerinden yaşandı.
1-2 Eylül gecesinde Rusya’ya yönelik bazı Pegasus seferleri iptal edildi. Gelişme, Zelenskiy’nin açıklamasının hemen sonrasına denk geldiği için sosyal medyada ve bazı haber akışlarında iki olay arasında doğrudan bağlantı kuruldu.
Oysa Pegasus’un yaptığı resmi açıklama farklı bir tablo ortaya koydu. Şirket, söz konusu uçuşların teknik arızalar ve operasyonel sorunlar nedeniyle iptal edildiğini açıkladı. Ayrıca uçuşların hemen ertesi gün planlandığı şekilde devam edeceğini ve Rusya seferlerinde genel bir değişiklik bulunmadığını bildirdi.
Bu ayrım önemli.
Çünkü bir uçuşun teknik veya operasyonel nedenle iptal edilmesi başka, bunun “Rus hava sahası güvenli olmadığı için uçuşlar durduruldu” şeklinde sunulması başka bir şeydir.
Tam da burada hibrit savaşın bilgi boyutu devreye giriyor.
Bir olayın kendisi kadar, kamuoyuna hangi çerçevede aktarıldığı da önem taşıyor. Gerçek bir uçuş iptali, gerçek bir havaalanı görüntüsü veya geçmişte yaşanmış bir gecikme alınarak yeni gelişmelerle ilişkilendirildiğinde ortaya bambaşka bir algı çıkabiliyor.
Dezenformasyonun çalışma biçimi
Dezenformasyonun etkili olması için her zaman tamamen sahte bir haber üretilmesi gerekmiyor. Bazen gerçek bir görüntünün yanlış tarihle paylaşılması, eski bir olayın yeni bir gelişmeymiş gibi gösterilmesi veya iki ayrı olay arasında gerçekte bulunmayan bir neden-sonuç ilişkisi kurulması yeterli oluyor. Rusya’ya yönelik İHA saldırıları sonrasında ortaya çıkan bilgi trafiğinde de bu yöntemin kullanılması, savaşın bilgi alanındaki boyutunu gösteriyor.
Örneğin daha önce yaşanmış uçuş gecikmelerine veya havaalanlarındaki yoğunluklara ait görüntülerin yeni olaylarla birlikte paylaşılması, izleyicide Rus hava sahasında sürekli ve kontrol edilemeyen bir kriz yaşandığı izlenimi oluşturabilir.Burada dikkat edilmesi gereken nokta, içeriğin tamamen yalan olup olmadığı değil, doğru bilginin yanlış bağlama yerleştirilip yerleştirilmediğidir.
Hibrit savaş açısından bu oldukça önemli bir yöntem. Çünkü hedef yalnızca askeri kapasiteyi zayıflatmak değil; toplumun güven duygusunu, ekonomik aktörlerin risk değerlendirmesini ve insanların günlük kararlarını da etkilemek olabilir.
Bir yolcunun “Rusya’ya uçmak güvenli mi?” sorusuna cevap ararken karşısına gerçek bir uçuş iptaliyle birlikte eski havaalanı görüntülerinin çıkması, doğal olarak endişeyi artırabilir. Bu endişenin gerçeğe dayanıp dayanmadığı ise çoğu zaman ikinci planda kalır.
Türkiye açısından asıl mesele ekonomi
Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinin önemli özelliklerinden biri, siyasi ve güvenlik alanındaki görüş ayrılıklarına rağmen ekonomik bağların devam etmesi. Turizm bunun en görünür örneği. 2025 yılında yaklaşık 7 milyon Rus turistin Türkiye’yi ziyaret etmiş olması, Rusya ile Türkiye arasındaki hava ulaşımının neden sadece bir ulaşım konusu olmadığını gösteriyor.
Enerji alanındaki ilişkiler de aynı şekilde uzun vadeli bir yapıya sahip. Bişkek görüşmesinde Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilk ünitesinin devreye alınmasına ilişkin takvimin gündeme gelmesi, ekonomik ilişkilerin kısa vadeli siyasi gelişmelerin ötesinde ilerlediğini gösteriyor.
Bu nedenle Rus hava sahasına yönelik risk algısının büyümesi Türkiye’yi de ilgilendiriyor. Rusya’ya uçuşların azalması, yolcuların seyahat planlarını değiştirmesi veya havayolu şirketlerinin operasyonlarını yeniden değerlendirmesi, Rusya kadar Türkiye açısından da sonuç doğurabilir. Özellikle turizm sektöründe iki ülke arasındaki ulaşımın düzenli ve güvenilir olması önemli. Burada bilgi savaşının ekonomik etkisi de ortaya çıkıyor.
Savaşın psikolojik boyutu
Bir savaşın ekonomik etkisi her zaman doğrudan saldırıyla ortaya çıkmıyor. Bazen insanların risk algısındaki değişim yeterli olabiliyor. Bir turist seyahatini erteleyebilir. Bir havayolu şirketi operasyon planını değiştirebilir. Bir sigorta şirketi risk hesabını yeniden yapabilir. Bunların her biri savaşın ekonomik alan üzerindeki etkisini genişletebilir.
Bu nedenle Rusya’ya yönelik İHA saldırılarıyla ilgili haberleri değerlendirirken askeri sonuçların yanında bilgi ortamını da dikkate almak gerekiyor. Özellikle sosyal medyanın hızında, bir olayın gerçek boyutu ile kamuoyunda oluşturduğu algı arasında kısa sürede ciddi bir fark oluşabiliyor. Gerçek bir gelişmenin üzerine eklenen yanlış bağlam, eski görüntüler veya doğrulanmamış iddialar bu farkı daha da büyütebiliyor.
Rusya açısından bu durum yalnızca iç kamuoyunu ilgilendiren bir mesele de değil. Rusya ile ekonomik ilişkileri bulunan ülkelerde de benzer bir algı oluşabilir. Türkiye bu ülkelerin başında geliyor.
Rusya-Türkiye yakınlaşması açısından yeni bir sınama
Putin-Erdoğan görüşmesinin hemen ardından Rus hava sahasının güvenliği konusunda yeni bir tartışmanın başlaması, zamanlama açısından dikkat çekiyor.
Buradan Zelenskiy’nin açıklamasının doğrudan Türkiye-Rusya ilişkilerini hedeflediği sonucuna varmak için yeterli veri bulunmuyor. Böyle bir niyet konusunda kesin hüküm vermek doğru olmaz. Fakat açıklamanın sonuçları itibarıyla Türkiye-Rusya ekonomik ilişkilerini ilgilendiren bir alana dokunduğu açık.
Bişkek’te iki ülkenin liderleri turizm, enerji ve ekonomik işbirliğini konuşurken, hemen ardından Rus hava sahasının güvenliği uluslararası gündemin başlıklarından biri haline geldi. Pegasus uçuşlarında yaşanan kısa süreli iptaller de bu tartışmanın Türkiye ayağını oluşturdu. Ancak şirketin resmiaçıklaması, iptallerin teknik ve operasyonel nedenlerden kaynaklandığını ve uçuşların devam edeceğini ortaya koydu.
Bu olay, hibrit savaşın neden yalnızca İHA saldırıları veya askeri operasyonlar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini de gösteriyor. İHA’ların kullanım alanları genişledikçe savaşın fiziksel sınırları da genişliyor. Buna paralel olarak bilgi alanındaki mücadele de hız kazanıyor. Bir saldırı, bir uçuş iptali ya da tek bir açıklama, kısa sürede ekonomik kararları ve toplumların güvenlik algısını etkileyebilecek bir gündeme dönüşebiliyor.
Türkiye açısından bakıldığında Rusya ile geliştirilen turizm, enerji, ticaret ve ulaştırma bağlarının savaşın bu yeni boyutundan nasıl korunacağı önem kazanıyor. Özellikle turizm ve hava ulaşımı konusunda ortaya çıkabilecek her belirsizlik, kısa sürede insanların kararlarına yansıyabilir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde sadece Rusya’daki İHA saldırılarının kendisini değil, bu saldırıların ardından ortaya çıkan bilgi akışını da yakından takip etmek gerekecek.
Pegasus örneği bunun küçük ama öğretici bir örneği. Teknik bir nedenle yaşanan uçuş iptali, birkaç saat içinde bambaşka bir güvenlik hikâyesinin parçası haline gelebiliyor. Savaşın bilgi alanındaki tarafı da biraz burada başlıyor: Olayın kendisinden çok, insanların o olay hakkında ne düşündüğü önem kazandığında.