İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Ekim 20, 2026 8 dk okuma

MUHTEMEL BİR ABD-ÇİN-RUSYA ÜÇLÜ ZİRVESİ NEDEN ÖNEMLİDİR?

MUHTEMEL BİR ABD-ÇİN-RUSYA ÜÇLÜ ZİRVESİ NEDEN ÖNEMLİDİR?
Ekim 20, 2026 8 dk okuma

Araştırmacı Yazar İlyas SÜPÜRGECİ

Medyada yer alan haberlere göre ABD-ÇİN-RUSYA üçlü zirvesinin hazırlıkları yapılıyor. Eğer gerçekleşirse, bu zirve dünya siyasetinde çok önemli bir gelişme olacaktır. Nedenlerini ve bu duruma nasıl gelindiğini çok kısa olarak ortaya koyalım:

■ İkinci Dünya Savaşı (1939-1945) sonrasında oluşan iki kutuplu dünya düzeninde, ABD ve Rusya iki küresel güç olarak dünya siyasetine yön vermekteydiler; her ne kadar BM Güvenlik Konseyinde beş daimî üye (ABD, Rusya, Birleşik Krallık, Fransa ve Çin) olsa da.

1970’li yıllarda, daha sonra Batı dünyasında üslenmiş büyük sermaye grubunun Çin’i dünya ekonomisine şartlı olarak entegre etmesi neticesinde, Rusya liderliğindeki Doğu Bloku bölünmüş oldu. Silahlanma yarışının ve komünist sistemin rekabetçi ve katılımcı olmayan niteliğinden kaynaklanan olumsuz tesirleriyle; Rusya liderliğindeki Sovyetler Birliği çöktü ve dağıldı. Böylece Rusya’nın dünya siyasetindeki etkisi zayıflamış oldu ve Rusya bölgesel bir güç kategorisine indirgendi.

■ 1990’lı yıllarda, Sovyetler Birliği’nin tasfiyesi ve Rusya’nın siyasi, ekonomik ve askeri yönden zayıflaması neticesinde, ABD dünyada tek süper güç olarak ortaya çıktı. Bu durum dünya siyasetinde büyük bir dengesizlik oluşturdu ve küreselciler bu durumu fırsat bilerek ABD’nin bu gücünü kendi çıkarları ve küresel hegemonya inşa etmek için kullanmaya başladılar; son derece cüretkâr ve şeytani bir gelecek vizyonu için harekete geçtiler. Hegemonya için gerekli olan gücün bütün bileşenlerini iki elin parmakları kadar sayıdaki elitler kendi ellerinde toplamak için; Ukrayna, Rusya ve Türkistan coğrafyasının bütün zenginliklerini sömürmek ve kontrol etmek ve Ortadoğu bölgesinde tam bir Siyonist hakimiyet kurmak istiyorlardı. Bunun yanında ucuz işgücü ile Çin’i küresel bir üretim merkezi haline getirmişlerdi ve bu sayede küresel elitler servetlerini sürekli kat kat büyütüyorlardı ve yüksek teknoloji alanında çok büyük atılımlar gerçekleştiriyorlardı.

■ 1990’lı yılların sonlarından itibaren, küresel güç dengesizliği Bitmeyen Savaşlar döneminin başlamasına neden oldu ve bu dönem günümüzde de devam etmektedir.

Bitmeyen savaşlar daha çok Geniş Ortadoğu coğrafyasında ve Sovyetler Birliği coğrafyasında yaşanmıştır ve yaşanmaktadır.

■ Bu geçen KÜRESELLEŞME döneminde Çin dünya siyasetinde tamamen küresel bir aktör haline dönüşmüş, ticaret ve ekonomi alanında ABD’den sonraki (hemen hemen denk) ikinci büyük güç haline gelmiştir; ABD için yükselişi durdurulamayan veya kontrol edilemeyen bir rakip olmuştur. Çin’deki Birleşik Krallık ve AB ülkeleri yatırımları ile bu Avrupa ülkelerinin Çin ile olan ticaret hacmi neredeyse ABD-Çin ticaret hacmini yakalamıştır; ABD’nin önemi azalmaya başlamış ve üretim kapasitesi gerilemeye başlamıştır. Küreselleşme döneminde Rusya Federasyonu’nda da zamanla Rus Oligarkları ticaret ve ekonomiye hâkim olmuş ve küresel ekonomiye bir şekilde entegre olmuşlardı; Putin liderliğindeki yönetim Rusya’da duruma hâkim olmuş, küreselleşmenin sağladığı nimetlerden faydalanmış ve Rusya’nın gücünü belirli ölçülerde toparlamayı başarmıştı.

■ Putin liderliğindeki Rus milliyetçileri bir taraftan Rusya’yı yeniden dünya siyasetinde etkili bir oyuncu haline getirmeye çalışırken, diğer taraftan Doğu’dan ve Batı’dan iki büyük jeopolitik tehdidin Rusya’yı yutmak üzere yaklaşmakta olduğunu görüyordu.

Doğu’dan devleşen bir Çin’in gelmekte olduğunu, Batı’dan ise sürekli genişleyen AB ve NATO’nun gelmekte olduğunu ve bunlarla eşgüdümlü olarak Ortadoğu ve Afrika bölgesindeki hakimiyet mücadelesini görüyordu. Putin yönetimi ABD yönetiminden her fırsatta Rusya’nın küresel saygın bir güç ve küresel bir oyuncu olarak kabul görmesini ve öyle muamele görmesini talep ediyordu; fakat ABD yönetimleri bunu sürekli reddediyor ve Rusya’nın sadece bölgesel bir güç olduğunu belirterek, Putin’in istediği payeyi bir türlü vermiyordu. Putin liderliğindeki Rus milliyetçisi yönetim kendisine verilmeyen bu payeyi güç kullanarak zorla elde etmek için yakın çevresinde, Ortadoğu coğrafyasında ve Afrika kıtasında önemli stratejik hamleler yaptı ve son olarak Ukrayna topraklarını 2022’de işgal etti ve başlattığı savaş halen devam etmektedir (bitirilemeyen savaşlardan biridir). Rusya bu savaşta yıpranmış, önemli bir güç ve prestij kaybına uğramış gözükmektedir. Diğer taraftan diğer Avrupa güçleri ile gittikçe tırmanan ciddi bir gerilim yaşamaktadır. Rusya Çin ve Hindistan ile stratejik ilişkilerini, İran ve K .Kore ile özel ilişkilerini geliştirmek zorunda kalmıştır.

■ ABD’de 2024 yılında ikinci kez başkan olan Trump liderliğindeki yönetim daha ilk günden itibaren şu sloganlarla nasıl bir dünya siyaseti izleyeceğini tüm dünyaya açıkça ve meydan okuyarak ilan etmişti:

  • Önce Amerika!
  • Küreselleşmeye son!
  • Göçmenlerin ABD’ye girişine son!
  • Amerika’yı yeniden büyük yapmak!
  • ABD Avrupa’yı savunmak zorunda değildir!
  • ABD aleyhinde çalışan BM kurumlarından çekileceğiz ve maddi katkıları keseceğiz!
  • Ya ABD ile birlikte olursunuz, ya da ABD teknolojisine sahip olamazsınız!

ABD başkanı Trump görevde olduğu sürece BM’i etkisizleştirmiştir. Savaşları bitirme sözü vermesine rağmen bu gerçekleşmediği gibi, Venezuela’ya müdahale etmiş ve İsrail ile birlikte İran’a saldırarak Ortadoğu coğrafyasındaki bitmeyen savaşlara yenilerini eklemiştir. Bu süreçte ABD yıpranmış, güç ve prestij kaybına uğramıştır.

ABD lideri geçen zaman içerisinde hem Çin lideri ile hem Putin ile zaman zaman ikili zirveler gerçekleştirmiş olsa da isteklerini karşı tarafa kabul ettirme konusunda başarı sağlayamadığı gözükmektedir.

Sonuç olarak; yıpranan ve bitmeyen savaşların içinde sürekli güç ve prestij kaybeden iki ülke olan ABD ve Rusya Federasyonu ve iki lider olarak Trump ve Putin; karşılarında ise sürekli güç biriktiren yeni dünya devi olan Çin. Peki uluslar üstü ve devletler üstü konumda olan, fakat pek göze görünmemeyi tercih eden devlet dışı aktör olarak küreselci hegemon elitler bu güç mücadelesi ve dünya siyaseti resminin neresinde duruyorlar; kiminle birlikte ve kime karşı duruyorlar?!

ABD-Çin-Rusya liderlerinin muhtemel üçlü zirvesi, büyük devletlerin devlet dışı küreselci hegemonik elitlere karşı mücadelede bir ortak duruşunu mu bize yansıtacak? Yoksa bu üç liderin muhtemel zirvesi küreselcilerin bir dayatmasının sonucu mudur?

Bu soruların cevabını araştırırken, Batı’nın Avrupa ayağının, Türk ve İslam dünyasının zirvede olmayacağını mutlaka göz önünde bulundurmak gerekiyor. Fakat Siyonistlerin masada Başkan Trump tarafından temsil edileceğine ve her şeyden haberdar olacaklarına şüphe yoktur. Hani uluslararası ilişkiler bağlamında meşhur bir söz vardır: Eğer diplomasi masasında oturma planında adınız yok ise muhtemeldir ki, mönüde yer alıyorsunuzdur!

Evet yeni dünya düzeni arayışında böyle bir zirvenin yapılacak olması çok önemli bir gelişmedir ve özellikle Rusya için çok anlamlı olacaktır; Uzun bir aradan sonra dünya siyasetinde, Rusya’nın saygın bir küresel güç ve aktör olduğunun ABD ve Çin tarafından kabul edilmiş olduğunun bir işareti olarak yorumlanabilecektir; ne kadar yıpranmış ve güç kaybetmiş olsa da. Elbette bu aynı zaman da ABD’nin de ciddi bir güç kaybı ve rakiplerine boyun eğmesi demektir.

Çin ise kazançlı çıkacak olan ve yükselişi önlenemeyen bir güç olarak ortada duruyor; fakat rakipleri olan Rusya ve ABD kendisine karşı işbirliği yaparsa durum ne olacaktır? ABD ve Rusya işbirliği Avrupa ve Geniş Ortadoğu için ne getirecek ve ne götürecektir?

Bu muhtemel zirve sizce de çok önemli bir gelişme değil midir?

İlyas SÜPÜRGECİ, 20.10.2026

PAYLAŞ: