İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Ekim 15, 2026 4 dk okuma

DÜŞMANIN OYUNUNU OYNAMA GAFLETİ VE BÖLGEDEKİ AĞIR SONUÇLARI

DÜŞMANIN OYUNUNU OYNAMA GAFLETİ VE BÖLGEDEKİ AĞIR SONUÇLARI
Ekim 15, 2026 4 dk okuma

DÜŞMANIN OYUNUNU OYNAMA GAFLETİ VE BÖLGEDEKİ AĞIR SONUÇLARI

Araştırmacı Yazar İlyas Süpürgeci

İran-Irak savaşı sonrasında Siyonist İttifak tarafından uygulamaya konulan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) bağlamında, İran’daki yönetimler “düşmanın oyununu oynamak” gafletine düşmüştür. İran’ın Afganistan’da ve Irak’ta işgalcilerle örtülü işbirliği yaptığı ve destek verdiğine dair ciddi iddialar vardır. Bu işbirliğinin karşılığı olarak, İran’ın Sünni coğrafyadaki Şii nüfus üzerinden vekil güçler oluşturmasına ve bölgede nüfuz kazanmasına göz yumulmuş ve çanak tutulmuştur. Bunda Siyonist İttifakın elbette bir hesabı vardı: İran’daki yönetimin tutkularını (Şii yayılmacılığı) ve korkuları (İran’ı uzaktan savunma kalkanı ve nükleer eşikteki caydırıcı güç inşasını istismar ederek, Siyonist İttifakın bölge üzerindeki oyununu sanki kendi oyunuymuş gibi oynamasını temin etmekti. Nitekim İran’ın Irak, Suriye, Lübnan, Yemen ve Bahreyn gibi ülkelerde ve Gazze’de yıllarca kendi kaynaklarından milyarlarca dolar kullanarak güç inşa ettiği görülmüştür. İran bunu yaparken aslında söz konusu ülkelere müdahale etmiş, parçalanmalarına katkı sağlamış ve terör ortamı oluşturmuştur. İran’ın bu müdahaleleri ve vekil güç oluşturma faaliyetleri Siyonist İttifakın (özellikle İsrail’in) bölge ülkelerindeki her türlü operasyonlarına “meşruiyet” kazandırmıştır.

İran’ın politikaları gerekçe gösterilerek İran üzerindeki uluslararası ağır siyasi ve ekonomik yaptırımlar on yıllarca sürdürülebilmiştir.

Siyonist İttifak İran’ı vekil güçleri üzerinden özellikle Irak’ta ve Suriye’de sahaya sürerek Türkiye’yi çok zor bir duruma sürüklemek istemişler ve bunda da başarılı olmuşlardır. Siyonist İttifak İslam dünyasını İran etkisi ve Türkiye’nin tepkisi üzerinden birbirine güvenmeyen parçalara ayırmış ve birbirine hasım haline getirmeye çalışmıştır. Türkiye bölgede yalnızlaştırılmaya ve tecrit edilmeye çalışılırken, yayılmacı ve gittikçe güçlenen cüretkâr Şii İran imajıyla Körfez ülkeleri korkutulmaya çalışılmış; İsrail etrafında stratejik ve güvenlik işbirliği anlaşması (Abraham Anlaşmaları) yapmaya ve Siyonist İsrail ile ilişkilerini normalleştirmeye zorlanmıştır; güvenlikleri karşılığında stratejik işbirliği kurulması. Ayrıca İran korkusu ile zengin Körfez ülkelerine özellikle ABD tarafından yüz milyarlarca dolarlık savunma sistemleri satılmıştır; fakat bunlar günümüzde bu ülkeleri ve enerji yatırımlarını koruyamamıştır.

İran’daki rejim, düşmanın oyununu kendi oyunu zannederek on yıllarca çok önemli kaynaklarını boşa harcamış, bölgedeki tüm Müslümanlara telafisi mümkün olmayacak çok büyük zararlar vermiş ve felakete yol açmış ve nihayetinde bugün İran halkının da çok ağır bir bedel ödemesine neden olmuştur.

Çıkarılacak dersler vardır:

  • Kendi oyunu zannederek düşmanın oyununu oynama gafletine ve tuzağına düşmemek gerekir.
  • Devlet yönetiminde tutkuların ve korkuların esiri olmamak gerekir; tutkular ve korkular zaaftır; rakipler veya düşman bunu istismar ederek, tuzakları fırsat ve fırsatları tuzak olarak göstermeye çalışır.
  • Stratejik akılla ve derinliği olan bütüncül(çepeçevre) yaklaşımla durum değerlendirilir, uzun vadeli gerçek milli çıkarlar tehlikeye atılmaz, odak noktasından uzaklaşılmaz ve asla olayların peşinden sürüklenilmez. Hareket serbestisi ve stratejik inisiyatif mutlaka elde bulundurulur.

Eğer rakiplerin veya düşman tarafından cepheden uzun süredir uygulanmakta olan itici basınç eğer ani olarak ortadan kalkıyorsa ve hatta teşvik ediliyorsan muhtemeldir ki; çok elverişsiz bir duruma kapaklanmak durumu (dengeyi ve inisiyatifi kaybetmek) söz konusudur. İlyas Süpürgeci 14 Ekim 2026

PAYLAŞ: