İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Şubat 4, 2026 8 dk okuma

HÜRMÜZ BOĞAZI JEOPOLİTİK DEĞERLENDİRME

Hürmüz boğazı Resim2
Şubat 4, 2026 8 dk okuma

 

 

HÜRMÜZ BOĞAZI JEOPOLİTİK DEĞERLENDİRME

Doç. Dr. Güray ALPAR

Hürmüz Boğazı diğer önemli boğazlar ve su yolları gibi sürekli dünyanın gündeminde. Yapılan veya yapılacak değerlendirmelerin daha isabetli olması açısından bu boğazdan ve ona dair önemli özelliklerden kısaca bahsetmekte yarar olduğu düşünülmektedir.

Uluslararası hukuk tanımında boğaz “iki deniz parçasını birleştiren doğal ve dar su yolu” olarak açıklanır. Hürmüz Boğazı, Umman ile İran arasında bir boğaz olup, Basra Körfezi ile Umman Denizlerini birbirine irtibatlandırır. Bu anlamda Basra Körfezi dünya doğalgaz ve petrol akışının en önemli geçiş noktalarından birisi olması nedeniyle önemlidir ve ekonomik anlamda günümüzde pek de alternatifi yok gibidir.

Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti’ne ait olan Basra Körfezi zaten bu jeopolitik önemi nedeniyle kaybedilmişti. Oysa Basra Körfezi Osmanlının dört büyük donanmasından birisinin bulunduğu yerdi ve Basra Körfezi’nde yer alan Kuveyt aynı zamanda Irak’ın denize açıldığı noktaydı.

II. Abdülhamid’in tahtan indirilmesinde rol oynamış Osmanlı Devlet Adamı Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın Kuveyt ve Katar’ı çölden ibaret ve önemsiz olmasını gerekçe göstererek İngiltere ile ihtilaf çıkarmamak adına bu ülkeye vermeyi kabul etmesi (11 Mart 1913 tarihli toplantıda muhalif görüşlere rağmen karar alınmış ve 11 Haziran tarihinde Mahmut Şevket Paşa suikast sonucu öldürüldükten sonra 29 Temmuz 1913 tarihinde Londra’da imzalanan antlaşma ile Osmanlı Devleti, Katar Yarımadası üzerindeki bütün taleplerinden feragat etmiştir) ise jeopolitik konusunda gerekli bilgi altyapısına sahip olamamanın bir sonucudur. (Bardakçı, 2014 ve Gerçeksever, 2005: 76). Diğer taraftan I’inci Dünya Savaşı döneminin İngiliz Savaş Kabinesi Sekreteri Sir Maurice Hankey, “Petrol kaynakları üzerinde kontrol tesis etmek İngiltere için birinci savaş hedefidir” demişti (Yergin, 2009: 172).

Bölge ve civarı günümüzde İran’la birlikte dünyanın en zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahiptir. Bu kaynakları dünyaya taşımada kullanılan Hürmüz Boğazı ise stratejik önemdedir. Hürmüz Boğazı, Orta Doğu’daki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretiminin Umman Denizi ve Hint Okyanusu üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılmasını mümkün kılıyor ve Irak, Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Orta Doğu’daki üreticilerin ham petrol ve kondensat sevkiyatında önemli ve stratejik bir konumda bulunuyor.

Hürmüz Boğazının kuzey kısmında İran güneyinde ise Umman bulunur. Genişliği 33 km ile 95 kilometre arasında değişir.

Hürmüz Boğazının en dar yeri yalnızca 3 kilometre genişliğindedir. Daha önce belirttiğimiz şekilde bu dar boğazda da her yerden geçmek mümkün değildir. Hürmüz Boğazı üzerinde irili ufaklı çok sayıda ada olması ve özellikle kuzeyde İran karasularında derinliğin azalması nedeniyle gemi hareketlerini belli noktalara zorunlu kanalize olur. Zaten bu boğazın tamamı bir şekilde İran tarafından hem gözlem ve keşifle hem de çeşitli silahlarla kontrol altında tutuluyor ve bu durumun her türlü geçişlerde mutlaka göz önünde tutulması gerekiyor.

Boğaz üzerinde sular petrol tankerleri için yeterince derin değildir. Derinlik Umman’ın Musandam Yarımadası yakınında en fazladır ve kuzeye İran’a gidildikçe bu azalır. Bu nedenle geçişler genelde bu yarımada kuzeyinde belirlenmiş şeritler boyunca yapılır ki buralarda derinlik 200 metrenin üzerindedir.

Hürmüz Boğazının karmaşık durumu yanında tek çıkış noktasına sahip olması da hassasiyeti artıran bir faktör olarak karşımıza çıkıyor.

Günlük olarak dünya petrol arzının yaklaşık üçte birinin ki bu 20 milyon varilin üzerine çıkmaktadır, buradan geçtiği düşünüldüğünde konunun boğazın kapatılması veya bu noktalarda bir geminin bile arızaya veya saldırıya uğramasına karşı hassasiyeti ortaya çıkar. Bu nedenle boğaz zaman zaman kapatılma tehditleri olsa da İran-Irak Savaşı döneminde bile kapatılmamıştır.

Basra Körfezindeki ülkeler buradan ihraç ettikleri petrol ve doğal gazı çoğunlukla (beşte dördü) Çin ve Hindistan başta olmak üzere Japonya ve Güney Kore gibi Asya’nın üretim yapan ülkelerine yaparlar ve boğazda yaşanan kriz ve yavaşlamalar dünya çapında fiyatlandırmalar üzerine ani etkiler yaratır.

Hürmüz ve Malakka Boğazları (Endonezya ve Malezya arasında) günde ortalama 30 milyon varilin üstündeki petrol geçişleriyle dünyanın en stratejik geçiş noktalarını oluşturmaktadır. Yüksek maliyet ve daha uzun ulaştırma yolları tercih edilirse petrol ve ticari tankerleri Malakka Boğazı yerine başka bir deniz yolundan geçebilir ancak Hürmüz Boğazı’nı kullanmadan petrol taşımak pek mümkün değildir. Bu arada deniz taşımacılığının demiryolu taşımacılığına göre en az 3 defa, karayolundan taşımaya göre 7 defa ve havayolu taşımacılığına göre ise 22 kat daha ekonomik olduğunu göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Hürmüz Boğazının İran kıyıları dağlık ve kayalıktır. Kıyı ovaları Buşehr kuzeyinde genişleme eğilimindedir. Basra Körfezinde İngilizler tarafından 18. Yüzyıldan itibaren hidrografik, meteorolojik ve okyanusografik çalışmaların yapıldığını biliyoruz. Deniz tabanının okyanusografisi, jeolojisi ve tortululması üzerine çalışmalar, 1950’ler ve 60’larda deniz tabanının hidrografik gemilerinden çalışan Amerikalı ve İngiliz bilim insanları ile petrol şirketi araştırma bilimcileri tarafından yapılmıştır. Sonrasında petrol şirketleri tarafından çoğunluğu gizli olarak daha derin jeolojik yapıya dair kapsamlı araştırmalar yapılmıştır.

Hürmüz Boğazı üzerinde İran’ın bariz bir coğrafi üstünlüğü ve baskısı vardır. Diğer ülkelerin askeri güçleri İran’a karşı daha zayıftır. Bu durum bölgede ABD başta olmak üzere güçlü devletlerin kendilerine güvenlik açısından bir rol biçmesi durumunu ortaya çıkarır. Bunun yanında diğer ülkeler de kendi aralarında bir savunma anlaşması imzalamışlar ve birine yapılan saldırının hepsine yapılmış sayılması esasını kabul etmişlerdir.

Hürmüz Boğazı karasularının 3 mil olarak uygulandığı dönemde herhangi bir soruna yol açmıyordu ancak İran 1959, Umman ise 1972 yılında karasularını 12 mile çıkarınca boğazın uluslararası su bölümü ortadan kalkmış ve tamamen İran ve Umman’ın bir parçası haline gelmiştir.

Bölge ABD Başkanı Biden tarafından ortaya atılan ve ABD ve AB, Hindistan’ı yakınlaştırmayı ve Çin etkisine karşı koymayı hedefleyen IMEC projesinin de en kritik noktası. Amaç Hindistan’ın Pekin tarafından kuşatılmış durumdan kurtulma ve gelişmekte olan ülkeler arasında lider olma stratejisine bir destek sağlamak olan proje önerisini İsrail Başbakanı Netenyahu “Orta Doğu’nun ve İsrail’in çehresini değiştirecek ve tüm dünyayı etkileyecek tarihteki en büyük işbirliği projesi” olarak nitelendirirken, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de koridoru “Hindistan, Orta Doğu ve Avrupa arasındaki en verimli güzergah” olarak tanımladı ve nakliye süresinin yüzde 40 oranında azalacağını ve bunun da maliyetlere yansıyacağını vurguladı. Bu bağlamda, Hindistan’la Avrupa arasında Süveyş Kanalı üzerinden 20-25 gün süren kargo akışlarının önemli ölçüde hızlanabileceği tahmin ediliyor. Ancak nakliye sırasında demir yolu ve deniz yolu arasındaki taşınma maliyetinin ne boyutta olacağı konusunda yapılmış bir çalışma bulunmuyor. İran’ın bu boğazı kontrol etme yeteneği de göz ardı edilmiş durumda. Bölgede istikrarı sağlayan bir güç durumunda olan Türkiye’nin bu projenin tamamen dışında tutulması ve Türkiye öncülüğünde sürdürülen Kalkınma Yolu projesi ise tamamen görmezden gelinmiş gibi duruyor.

Netice itibarıyla bu boğazın askeri ve ekonomik açıdan sadece bölgenin değil dünyanın da en jeopolitik öneme sahip bölgelerinden birisi olma özelliği taşımaktadır. Bu boğaz ve civarının güvenliğini sağlamak ise giderek daha da önem kazanmaktadır.

Kaynakça:

Gerçeksever, A. (2005). Kayıp kimlik Basra Körfezi. İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık.

Bardakçı, M. (2014). Mahmud Şevket Paşa’nın Sadaret Günlüğü, Türkiye İş Bankası Yayınları: İstanbul.

Yergin, D. (2009). The Prize:The Epic Quest for Oil, Money and Power. New York: Free Press.

PAYLAŞ: