İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Ocak 12, 2025 3 dk okuma

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI VE JEOPOLİTİK ÖNGÖRÜ ENSTİTÜSÜ

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI VE JEOPOLİTİK ÖNGÖRÜ ENSTİTÜSÜ
Ocak 12, 2025 3 dk okuma

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI VE JEOPOLİTİK ÖNGÖRÜ ENSTİTÜSÜ

Doç. Dr. Güray ALPAR

Emekli Tümgeneral

 

İngilizce, “think tank” kavramının karşılığı olan düşünce kuruluşları, ideal anlamda, bağımsız olarak, geçerliliği olan alternatifleri üreten araştırma merkezleridir.

Türkiye gibi jeopolitik eksenlerin tam merkezinde yer alan bir ülke için, ideolojik ve yönlendirilmiş maksatlı çıktılardan ziyade, bağımsız olarak gerçeği ortaya koyan ve farklı alternatif fikirleri üreten kurumların oluşması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu tür kurumların desteklenmesi bir toplumda doğru kararların verilmesi ve bu suretle ilerlemelerin sağlanması için uygun ortamı oluşturacaktır.

Üretilen düşüncenin, derin bir bilgi altyapısına dayalı olmak yanında, tarafsız ve her şeyden önce metodolojik bir araştırma ile alternatifli olması gerekmektedir. Bu bir noktada genel geçerli öngörüyü de işaret etmektedir. Şüphesiz bu anlamda, sadece belli ideolojileri destekleyen, sadece belirlenmiş fikirler çerçevesinde düşünce geliştiren ve istenilen çerçevede araştırma sonuçları üreten kurumlar da bulunmaktadır.

Diğer taraftan bir düşünce kuruluşunun her konuda fikir üretmek yerine, belirlenen alan çerçevesinde, detaylı olarak çalışmalar yapması da şüphesiz öngörülerindeki doğruluk payını artıracaktır. Bu konuda ülkemizde, sınırlı kaynaklarına rağmen, özveriyle çalışan çok sayıda düşünce kuruluşu bulunmaktadır.

Yeni bir oluşum ve farklı bir vizyon anlayışıyla oluşturulan ve özellikle jeopolitik konusunda faaliyetlerde bulunan “Jeopolitik Öngörü Enstitüsü” bu anlamda, her türlü reklam ve öne çıkma anlayışının ötesinde, ülkemizdeki düşünce kuruluşları anlayışını farklı bir noktaya taşımayı önceliklemiştir.

Dünya üzerinde her ülkenin coğrafyası kendine özgüdür. Ülkelerin politikalarının, o ülkenin coğrafi gereklerine göre oluşması gerektiği de bilinen bir gerçektir. Bir başka ülkede üretilmiş jeopolitik; tarihi, coğrafi vs. sonuçları hiçbir süzgeçten geçirmeden olduğu gibi tercüme edip, kendi ülkenizde uygulama alanına koyamazsınız. Diğer taraftan, coğrafyanın basit anlamda ve tek boyutlu olarak ele alınması da en büyük hata olacaktır. Çünkü coğrafya; tarih, kültür ve ekonomi gibi unsurlarla birlikte ele alınması ve değerlendirilmesi gereken bir unsur olarak jeopolitiğin esasını oluşturur.

Aynı şekilde coğrafyayı sadece kara alanı olmaktan çıkarıp, deniz ve hava ve hatta uzayı, siber alanı da içerecek şekilde, ele almak öngörülerdeki doğruluğu artıracaktır.

İşte bu alanlara; yapay zekâ gibi, coğrafya ve politikaları etkileyen alanlarda ilave edildiğinde, jeopolitik bir anlam ifade etmeyen kuru bir alan olmaktan uzaklaşıp, gerçekten de politika ve stratejilerin belirlenmesinde sağlam bir başvuru kaynağı haline gelir. Bunun zeminini hazırlamak da zaten bir düşünce kuruluşunda olması gereken en temel beklentidir.

Gerek kuruluşu gerekse faaliyetleri itibarıyla incelendiğinde, Jeopolitik Öngörü Enstitüsü’nün yukarıda belirtilen temel esasları başlangıçtan itibaren belirlediği, buna göre kuruluşunu oluşturduğunu ve yine bu doğrultuda ürettiği içeriklerin ve faaliyetlerin hep birbirini tamamlayıcı ve belirlenen üst hedefler doğrultusunda gerçekleştirildiği görülecektir.

PAYLAŞ: