İRAN HAREKATI VE HASMIN AĞIRLIK MERKEZİNİ DOĞRU TAYİN EDEBİLMENİN ÖNEMİ
ABD-İsrail ittifakı İran’a yönelik harekatının başında istediği sonuçları elde edemeyince yeni bir safhaya geçti: Her ne pahasına olursa olsun, başta Harg Adası olmak üzere Hürmüz Boğazının kontrolünü ele geçirmek…
Ağırlık merkezinin tayininde istihbaratın sorduğu kritik soru şudur: Düşman gücünü nereden alıyor ve gücünün asıl kaynağı nedir?
Ancak, İran gibi sıra dışı bir ülkede, Ağırlık Merkezinin tayini oldukça karmaşık ve zordur. Saldırganların başlangıçtan itibaren bu konuda yanıldıkları anlaşılıyor.
ABD-İsrail ittifakı harbin başında ağırlık merkezi olarak; dini lideri, rejimi ve başkenti hedef almışlardı; fakat geçen zaman (15 gün) içerisinde bekledikleri sonucu alamadılar. Eğer gelinen noktada saldırganlar Harg adasını mutlaka ele geçirmek istiyorlarsa, Harg adasının en azından ikincil ağırlık merkezi olduğuna karar verdiler demektir.
İran petrol ve gaz ülkesi ve Türkiye gibi çok sayıda ihraç kalemi yok; petrol geliri hayati öneme haiz. Ayrıca yeterli rafinerisi yok ve ihtiyaç duyulan akaryakıtı (en azından bir kısmını) dışarıdan alması gerekiyor. Dışarıya petrol sevkini yaptığı en önemli liman ve petrol dolum/depolama tesisleri ise Harg adasında bulunuyor. Kısacası CAN DAMARI HARG ADASI.
Harg adasından mahrum bırakılacak bir yönetim halkın ihtiyaçlarını karşılamada ve varlığını sürdürmekte zorlanacaktır. Amerikalılar can damarına basmaya başlayacak demektir.
Nereden bakarsanız bakın, burası 1961 yılında gerçekleştirilen ve büyük bir başarısızlık örneği olarak ortada duran “Küba Domuzlar Körfezi Çıkarması” gibi, ABD için büyük bir riski barındırıyor.
Harg adasına çıkmak için amfibi harekattan ziyade hava hücum harekâtı bütün risklerine rağmen duruma en uygun olanı gözüküyor. Amerikalılar henüz çok iyi bilmediğimiz bazı asimetrik etki üreten silah sistemleri kullanarak bu tür bir harekatın risklerini azaltmayı planlamış olabilirler. Mahdut hedefli bir Hava Hücum Harekatının İsfahan’daki nükleer tesislere de yapılabileceği ihtimali vardır. Bu anlamda İsfahan’da olduğu ileri sürülen %60 oranında zenginleştirilmiş Uranyumun ele geçirilmesi stratejik bir hedeftir.
Neticede hiçbir harekât kolay ve risksiz değildir. Sonuçta harekât bir süre daha ABD’yi bu bölgeye saplanmış durumda tutacak gibi gözüküyor.
İlyas Süpürgeci, 14.03.2026