İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Kasım 6, 2024 4 dk okuma

TRUMP’IN ZAFER KONUŞMASI VE “SAVAŞLARI DURDURACAĞIM!” SÖZÜ NASIL YORUMLANMALI-06 KASIM 2024

TRUMP’IN ZAFER KONUŞMASI VE “SAVAŞLARI DURDURACAĞIM!” SÖZÜ NASIL YORUMLANMALI-06 KASIM 2024
Kasım 6, 2024 4 dk okuma

TRUMP’IN ZAFER KONUŞMASI VE “SAVAŞLARI DURDURACAĞIM!” SÖZÜ NASIL YORUMLANMALI-06 KASIM 2024

Resmi olmayan sonuçlara göre Trump’ın, 47’nci Amerika Birleşik Devletleri (ABD) başkanı olarak seçildiği anlaşılıyor.

Trump zafer konuşmasını yaptı bile.

Yeni dönemin nasıl olacağına ilişkin yorumlar da başladı.

Enstitü olarak, Trump ve Harris’in ekonomi politikalarının nasıl olacağı, Ekonomi ve Finans Koordinatörümüz Doç. Dr. Merve Karacaer tarafından, geçen hafta içinde verilen bir konferansta açıkça dile getirilmiş ve konuyla ilgili hocamızın makalesi web sitemizde yayınlanmıştı.

Trump’ın seçim konuşmalarında vaat ettiklerini ne orada gerçekleştirebileceği tartışılabilir. Yapacaklarına karşı bırakın uluslararası alanı, ülke içinden dahi güçlü bir direnç ortaya çıkacağı muhakkak. Bu direncin, çok güçlü bir duruma gelmiş olan küresel sermaye çevrelerinin yanı sıra ABD bürokrasisi içinden de olacağını söyleyebiliriz.

Yine şu gerçeği de açıkça belirtmekte yarar var ki kuruluşundan itibaren ABD yapısı içerisinde kim gelirse gelsin fazla değişmeyen bir yapı var. Özellikle Amerikan çıkarları söz konusu olduğunda, bu yapı devreye giriyor ve belli konularda değişime asla izin vermiyor. Bu nedenle bazı konularda Trump, kendi görüşlerini uygulama fırsatı bulsa da uzun vadeli ulusal politikalar konusunda değişim yaratmakta biraz zorlanacaktır.

“Savaşları durduracağım!” konusu ise bir noktada sürekli olarak ortaya koyduğumuz, Baltık, Karadeniz, Akdeniz, Hint Okyanusu ve Güney Çin Denizi hattında, soğuk savaş dönemine ait Rimland bölgesinin, Biden döneminde yeniden dizayn edilme projelerindeki ABD rolünü ortaya koyan bir itiraf gibi gözükmektedir.

Bu noktada Trump’ın, Rusya-Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirme sözünü gerçekleştirmeye çalışırken, Çin ile olan savaşını, ağırlıklı olarak, ticari alana kaydıracağını söyleyebiliriz. Daha önce Irak ve Suriye’den çekilme kararında yaşadığı direnç göz önüne bulunduğunda ve İsrail ile olan ilişkileri dikkate alındığında ise Orta Doğu’ya yönelik politikalarının, bölge halkları için pek de olumlu olmayacağı şimdiden iddia edebiliriz. Vermiş olduğu sözlerin ne kadarını başarabileceğini ise zaman içinde göreceğiz. Nitekim Trump’ı ilk kutlayan liderlerden birisi Netanyahu. Trump’ın ilk başkanlık döneminde Trump ve Netanyahu, Orta Doğu’yu birlikte şekillendirmeye çalıştı ve bugünkü yaşanan gelişmelerin çoğu bu şekillendirmenin bir sonucu.

Trump’ın ilk başkanlık deneyimi içerisinde Türkiye ile ilişkilerinin pek de olumlu olmadığı görülmüştür. Yeni dönemde de iki ülke arasında şüphesiz görüş farklılıkları beklenebilir. Beklentimiz, ilkine göre daha tecrübe kazanmış bir Trump’ın, geçmişte yapılan hataları bir daha tekrar etmemesi ve bölgesinde etkin bir güç olan Türkiye ile ilişkilerini daha gerçekçi ve her iki ülkenin çizgilerini gözeten bir bakış açısıyla sürdürme başarısını gösterebilmesidir.

Sonuç olarak, Trump’ın seçim çalışmaları sırasında söylemiş olduğu sözlerde ne kadar samimi olduğunun yanı sıra ne kadarını ve ne oranda gerçekleştirebileceğine biraz ihtiyatlı yaklaşmakta fayda var. Geçmişine oranla yeni dönemde bazı değişimlere de hazırlıklı olmak gerekiyor. En önemli konu ise, Trump her ne kadar savunma harcamaları ve gücü yönünden dünyanın en güçlü olan bir ülkenin başkanı olarak seçilse bile, yeni güç merkezlerinin ortaya çıkmaya başladığı günümüz dünyasında, ABD’nin her şeyi tek başına gerçekleştirebilecek bir gücünün olmadığı da göz önünde bulundurmak gerekiyor.

PAYLAŞ:

Diğer Yazılar