YAŞAYANIN KALEMİNDEN KIBRIS’TA SAVAŞTAN ÖNCE YAŞANANLAR
E. Piyade Komando Albay Mithat IŞIK
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile ilgili birçok konular bugüne kadar gündeme geldi ancak olayların öncesinde ve sonrasında bizzat adada görev yapmış bir komando subayı olarak henüz konuşulmayan konuları ve karşılaştığım önemli olayları doğru bir şekilde “Kıbrıs Harekatı Öncesi Adada Durum” isimli kitabımda yazıya dökmeye ve gelecek kuşaklara aktarmaya çalıştım.
Ben piyade teğmen rütbesi ile Kıbrıs Barış Harekâtına Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayında katıldım.
Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı (KTKA), Londra ve Zürih anlaşması gereğince özel olarak kurulup 1960 yılında hükümet adına adada konuşlandırmış 650 mevcutlu bir birlikti. Aynı anlaşma gereği 950 mevcutlu Yunan Alayı da adada bulunuyordu.
Adada görev süresi bir yıldı. KTKA’nın değişimi 325 kişilik bir mevcutla yılda bir defa yapılıyordu.
Böylece her altı ayda bir yılını dolduran mevcudun tamamı değişiyordu.
Ben Türk Kuvvetleri Alayına 27’nci dönem değişim personeli olarak tayin oldum. İskenderun’da üç ay eğitim tamamladıktan sonra 25 Şubat 1974 tarihinde 325 kişilik bir mevcutla İskenderun’dan Deniz Kuvvetlerine ait bir askeri gemi ile adaya hareket ettik.
Adaya mermi ve silah götürmek yasaktı. Limanlar ve hava alanları Makarios yönetiminin
Kontrolündeydi. Kıbrıs’ta Türklerin, Türkiye ile bağlantısı Erenköy’den denizden sağlanıyordu. Biz değişim birliği olarak adaya Magosa limanından çıkmıştık.
Adaya mermi götürmek yasak olduğu için biz adaya sınırlı sayıdaki mermileri vücudumuza sararak götürmüştük. Bunu “Türk askerinin üzeri aranamaz” maddesi gereğince yapmıştık. Zaten bunu öyle yapmasaydık oradaki insanların hayatını korumamız imkânsız hale gelirdi. Rumlar ve Yunanlıları ise silah ve cephane yönünden kontrol eden ciddi bir mekanizma olmadığından onlar tüm adayı ortadan kaldıracak kadar silahlanmayı çok rahat bir şekilde gerçekleştirebiliyorlardı.
Adaya subay, astsubay, erbaş ve erlerin ne zaman götürüleceği değişimden önce Makarios’un imzasıyla bildiriliyordu.
Mağosa’da gemiden tek tek iniyorduk. İnişimizi Rum televizyonu kaydediyordu. Gemiden elimizde sırt çantaları ile inip Barış Gücünün kurduğu çadır piyonu çadırını bir masaya boşaltıyorduk. Fazla malzeme varsa alıyorlardı. Barış gücümüzün kurduğu çadırda Rum ve Barış gücü temsilcileri vardı.
Çadırdan çıkan personel Barış gücünün araçlarına biniyordu. Tüm personel araçlara binince defile şeklinde gitmek üzere araçlar hareket etti. Yol boyunca Rum ve Türk köylerinden geçiyorduk. Türk köylüleri bizi sevinçle, Türk bayraklarıyla karşılıyorlardı. Biz de onları selamlıyorduk.
LEFKOŞE’DE TÜRK KUVVETLERİ
Lefkoşe’de Türk kuvvetleri alayının karargâhı ve bir taburun bulunduğu Ortaköy’de son buluyordu.
Burada vücudumuza sarılı götürdüğümüz mermi ve tahrip maddelerini mücahitlere verilmek üzere ilgili yerlere teslim ettik. Ben alayın Gönyeli’de bulunan taburunda görevliydim. Gönyeli,
Lefkoşe – Girne yolunu kontrol eden stratejik bir bölgeydi.
Biz alay olarak Kıbrıslı Türkleri korumak için Lefkoşe – Ortaköy – Kaymaklı – Gönyeli – Hamit Mandırası – Koçtepe – İnönü Tepe – Türk Boğazı – Sent Hilarion Kalesi – Kırnı havaalanı –Kömürler Köyü – Kanlıdere arasında cephe çevre savunma tedbirleri alarak görev yapıyorduk.
Adanın diğer bölgelerinde yaşayan Türkler Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) mevzileri bünyesinde her köy, her mahalle topluca kendisini savunuyordu. TMT’yi Türk subayları yönetiyordu. Bazı bölgelerde TMT’nin yönetimini eğitim almış mücahit komutanlar yapıyordu.
Ben adaya 27 Şubat’ta giriş yaptım.
15 Temmuz 1974’te Yunanlı subaylar Nikos Sampson yönetiminde ihtilal yaptılar. Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran Makarios İngiliz üssüne sığındı ve oradan helikopterle Malta’ya kaçtı.
15 Temmuz’da biz de alarm durumuna geçip mevzilendik. 15 Temmuz’dan itibaren Rumlar ve
Yunanlılar bizim mevzilerimize havan ve top mermilerini sınırsız bir şekilde atıyorlardı. Biz Birleşmiş Milletler Barış Gücü nezdinde defalarca protesto ediyorduk. Ancak Rum ve Yunanlılar yanlışlıkla düştü diyerek yalan söylüyorlardı. Halbuki bilerek atıyorlardı. Rumlar ve Yunanlılar hazırlık yapmışlardı ve adadaki Türk varlığını kendilerince bitirmek istiyorlardı. Bizler orada olmasaydık zaten tüm dünyanın gözü önünde oldu bittiye getirip bir katliam sonrası amaçlarına ulaşacaklardı.
Bu ateşler 19 Temmuz gecesine kadar devam etti. Ben harekatın 20 Temmuz 1974 sabahı saat 07.15’de başlayacağını bize karargâhta komutanım bildirdiğinde öğrendim.
Nihayet 20 Temmuz 1974, sabah saat 07.15’te paraşütçüler Gönyeli ovasına inmeye ve deniz piyadelerimiz Girne sahillerine çıkmaya başladı.Bunun yönlendirmesini bizler yaptık.
Savaş başladı. Başlangıçta Türk birlikleri oldukça dezavantajlı bir konumdaydı. Ancak kuvvetli bir direnişle bütün bu zorlukları aştık ve harekât esnasında Yunanlılar ve Rumlarla çatışarak adayı ve oradaki sivil halkı savunduk.
Konuya ilişkin ayrıntıları Kıbrıs Harekâtı Öncesi Ada’da Durum isimli kitabımda anlattım.
Kitabın tanıtım konferansı ve imza günü 26 Mart 2026 Saat 13.30’da TESUD Genel Merkezinde yapılacaktır. Hepinizi konferansa bekliyoruz.
E. P. Komando Albay Mithat IŞIK
