İçeriğe geç
Değerlendirme ve Analizler Ocak 21, 2025 10 dk okuma

AYNI SUYA İKİNCİ KEZ GİRMEYE ÇALIŞIRKEN: SÖYLEMLER-GERÇEKLER

AYNI SUYA İKİNCİ KEZ GİRMEYE ÇALIŞIRKEN: SÖYLEMLER-GERÇEKLER
Ocak 21, 2025 10 dk okuma

AYNI SUYA İKİNCİ KEZ GİRMEYE ÇALIŞIRKEN: SÖYLEMLER-GERÇEKLER

Yeni bir diplomasi anlayışı ile karşı karşıyayız

Jeopolitik açıdan farklı bir durumla karşı karşıya olduğumuz kesin. Belki “öngörü” anlayışımız bile revize edilmek zorunda. Öyle gözüküyor ki klasik diplomasi değerlendirmeleri değil de bir iş adamı beklentileri üzerine çalışmamız gerekiyor.

ABD Başkanı Trump, büyük bir mücadele sonrası ikinci kez seçilerek başkanlık koltuğuna oturdu. Trump’ın ilkinde olduğu gibi bu döneminde de farklı bir yönetim anlayışını sergileyeceği, söylemlerinden açıkça anlaşılıyor.

Bir diplomat için söylem ve icra farklılığı olabilir. Belki de iş adamları da benzer bir tavır içerisinde olabilir ama Trump’ın önceki söylemleri pek de öyle gözükmüyor. İlk döneminde ona rağmen ABD içindeki değişik çıkar çevreleri ve güçler harekete geçmiş ve bazı konularda farklı hal tarzlarını geliştirmiş ve uygulamışlardı. Bu dönemde ise Trump daha güçlü ve kararlı görünüyor ve kadrosunu da ona göre oluşturmuş izlenimi veriyor.

Dilerseniz herhangi bir yorumda bulunmadan önce, onun bu döneme ilişkin söylediği bazı ana hususları vurgulayalım.

Sınırlarımızı koruyamıyoruz, olaylara zamanında müdahale edemiyoruz, işe yaramayan bir sağlık ve çok kötü bir eğitim sistemimiz var. Güney sınırlarında olağanüstü hâl ilan edilecek, asker gönderilerek işgal durdurulacak. Uyuşturucu kartelleri yabancı terör örgütü ilan edilecek.

Şimdi hepimiz bir aradayız. Bize Afrikalı, Latin Amerikalılar ve şehirli taşralı herkes destek verdi. Yeniden ülkemizin refahını konuşacak ve ülkemizi bir numara yapacağım. Kendime güveniyorum.

Egemenliğimiz, güvenliğimiz ve adalet yeniden gelecek ve gerçek olacak. Halk silahlı olarak kalacak. ABD çok daha güçlü, refah içinde, gururlu ve özgür bir ülke olacak.

Atik bir şekilde çok büyük yeniliklere sahne olacağız. Martin Luther King’in (1968 yılında bir suikast sonucu öldürülen ve şiddet içermeyen direniş ve itaatsizliği teşvik eden Siyahi Papaz ve siyaset sosyoloğu) hayallerini gerçekleştireceğiz.

Amerika dünyada her yere enerji satacak (Burada Ukrayna nedeniyle AB ve Rusya arasındaki enerji akışının kesilmesi nedeniyle ABD’ye mecbur kalan Avrupa Ülkeleri öne çıkıyor). Fosil yakıtları kullanacak, elimizin altındaki sıvı altını (petrolü) kullanacağız. Elektrikli araç zorunluluğu kalkacak.

Covid aşışı nedeniyle ordudan atılanlara görevleri iade edilecek.

Panama’yı geri alacağız.

Mars’a uzanacağız. Astronot göndereceğiz.

Birlik ruhunu yeniden getireceğiz. İnsanlarımız iyi niyet, din, dil, ırk ayrımı yapmadan birlikte yaşayacak. Bizi hiç kimse yıkamayacak. Karşımızda hiçbir şey duramayacak.

Trump dönemine ait diğer önemli hususlar

Trump yemin töreninden önceki miting esnasında da “Ukrayna’daki savaşı sona erdireceğiz. Orta Doğu’daki kaosu bitireceğiz ve 3. Dünya Savaşı’nın önüne geçeceğiz.” sözlerini verdi.

Trump’ın, 23 Aralık 2024 tarihinde sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Grönland’ın mutlaka ülkesinin kontrolünde bulunması gerektiğine ilişkin söylemini de buraya eklemek gerekiyor. Belki buna Meksika Körfezi ve Kanada ile ilgili ifadeleri de ilave edilebilir.

Yeni döneme ilişkin değerlendirmeler

Bu sözler değişik biçimlerde yorumlanabilir. Kasım ayında Trump’ın seçilmesinin hemen ardından yapmış olduğumuz değerlendirmeleri fazla değiştirmeye gerek yok. Bunun yanında jeopolitik değişim sabit fikirli olsa ve söylediklerini ne pahasına olsun gerçekleştirmeye çalışsa da Trump için de etkilediği ve etkileyeceği bir gerçek.

Daha önce bahsettiğimiz gibi Trump bu sefer daha hazırlıklı gözüküyor. Söylemlerini daha ilk günden hayata geçirmeye ve bu konudaki kararnameleri imzalamaya başladı bile. Söylediklerinin bir kısmı sadece kendi ülkesini ilgilendiriyor ve hemen uygulamaya geçirilebilir durumda. Mars’a gidebilir, enflasyonu ve fiyatları düşürücü tedbirler geliştirebilir, gereksiz harcamaları kısarak trilyonlarca dolar tasarruf sağlayabilir, bireysel silahlanmadaki kısıtlamaları engelleyebilir, Meksika sınırını kontrol edebilir, göçmenleri sınır dışına çıkarabilir ve trans bireylere dair görüşlerini uygulama alanına koyabilir. Buna rağmen yaptığı iç uygulamalara bile ülke içinden bir süre sonra dirençlerin ortaya çıkacağını bekleyebiliriz. Bunun ne kadar etkili olacağını ise dönem içerisinde göreceğiz.

Asıl değişimler dış politika alanında ortaya çıkacak

Bunun dışında asıl sorunların dışarıda oluşacağını söyleyebiliriz. Örneğin Grönland’a yönelik düşünceleri Transatlantik İttifak içerisinde tam bir şok etkisi yaratmış durumda.

(Grönland, ABD radar üssüne ev sahipliği yapıyor ve ABD için stratejik önemde. Trump, adanın Çin ve Rus gemilerini takip etmek için ‘kritik’ olduğunu söyledi. Ancak arkasında adanın, bataryalar ve yüksek teknoloji cihazların üretiminde kritik öneme sahip nadir toprak elementleri açısından oldukça zengin olması gerçeği de var). Çünkü topraklarına göz koyduğu “Grönland”, Danimarka’ya ait ve Danimarka, bu ittifakla özdeş NATO’nun başlangıçtan itibaren kurucu bir üyesi. Danimarka aynı zamanda bir Avrupa Birliği üyesi. Kanada’nın da kurucu üye olarak bir NATO ülkesi olduğu göz önüne alındığında Trump’ın aynı ittifak içinde yer aldığı ülkelere karşı tavrı nasıl bir tepki görecek? Kanada ayrıca bir İngiliz Milletler Topluluğu (Commonwealth üyesi ve vergi artışlarında bile Almanya ile birlikte, ABD’ye karşı hamlede bulunacaklarını belirttiler). İttifak nerelere taşınacak? Geleceği ne olacak?

Nitekim, Görönland Başbakanı Baurup Egede, “Grönland, Grönland halkına aittir. Satılık değiliz. Özgürlük mücadelemizi kaybetmeyeceğiz.” ve Danimarka Başbakanı Frederiksen bundan sonrasına ilişkin, “Durum daha öngörülemez hale geldi. Avrupa artık yeni bir gerçekliği yönetmek zorunda kalacak” derken bu hususu gündeme getirmek istiyorlardı.

Diğer taraftan Almanya Başbakanı, Scholz’un, “Danimarka hem AB hem de NATO üyesi. Sınırların dokunulmazlığı ilkesi, küçük ya da güçlü fark etmeksizin her ülke için geçerlidir.” ve Fransa Dışişleri Bakanı Barrot, “Avrupa Birliği’nin, diğer ülkelerin egemen sınırlarına saldırmasına izin vermesi kesinlikle söz konusu olamaz.” Gibi çok da kuvvetli olmayan ifadeler kullanmalarına rağmen bunun ittifak içinde bir değişime neden olacağı ve en azından güveni azaltacağı kesin gibi.

Panama Devlet Başkanı Mulino ise “Trump’ın sözlerini kapsamlı şekilde reddediyorum. Panama Kanalı bize aittir ve öyle de kalacaktır.” demesi ise ABD karşısında oldukça zayıf görünümlü bir devlet olmalarına rağmen, kuvveti reddedişin bir ifadesi olarak kayda geçti. Meksika’da da benzer bir direnç söz konusu.

Bu direnç ve kırılmalar hangi noktalara ulaşabilir ve sonuçları nasıl olabilir? Dünya ABD’nin bu kontrolsüz istemlerini hangi noktaya kadar hazmedebilir?

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, işgal altındaki Batı Şeria’ya yönelik saldırılarını artıracaklarının işaretini verdi. Ne ölçüde başarılı olacaklar. İsrail’deki bölünme hangi noktalara ulaşacak?

Bütün bu resmi söylemlerin giderek daha da artacağı ve Trump’a ve ABD’ye karşı bir direncin oluşabileceği şimdiden gözüküyor.

Trump’ın yeni döneminde de bir iş adamı mantığı ile hareket ettiği görülüyor

Trump’ın bir iş adamı mantığı çerçevesinde kendisine kar getirmeyen hiçbir savaşın içine girmeyeceği anlaşılıyor. Bu aşamada Rusya ve hatta Çin ile karşılıklı olarak anlaşması sürpriz olmayacak çünkü buna dair işaretleri zaten açıkça veriyor. Bunlar ABD bütçesini rahatlatacak ve harcamaları azaltacak. Trump’ın seçim kampanyasında, Tayvan’ın ABD’nin kendisini savunmasının karşılığını ödemesi gerektiğini söylemesi ilginçti ve işbaşına gelmesinin ilk 100 günü içerisinde Çin lideri ile görüşmek istediği biliniyor. Bunun yanında her ne kadar Orta Doğu’da da kaosu bitireceğinin işaretlerini verse de bunun için biraz daha beklemek gerekecek gibi. Üstelik Gazze’ye yönelik söylemlerden, sağlanan geçici ateşkes ve esir takasının ilerleyen safhalarda bozulması gündemde. İsrail’deki yönetim ve aşırılık yanlılar, Gazze’de işlerinin bitmediğini açıkça ifade ediyorlar ve ateşkesi sona erdirecek bahanelerin oluşması veya oluşturulmasının peşinde olduklarına dair beyanlarda bulunuyorlar. Trump’ın Filistin’deki hukuka aykırı Yahudi yerleşimcilere ilişkin Biden döneminde konulan kısıtlamaları kaldırması da bu yönde bir izlenim veriyor. Bu durum ise Trump’ın söylemleriyle tamamen ters gözüküyor. ABD bu bölgede sırf İsrail için kalıp parasını, gücünü ve imajını bitirmeye devam edecek mi?

Suriye’de ise YPG/PKK unsurları istikrarı bozuyor ve yönetim tarafından kendilerine teklif edildiği gibi mevcut Savunma Bakanlığı yapısına tabi olmayıp bağımsız bir unsur olarak kalmak istiyorlar. Bunlara yönelik ABD tavrı ise yakın bir gelecekte daha iyi ortaya çıkacak ve bölgenin ve bu noktada ABD’nin geleceğini belirleyecek.

Sonuç olarak açıkça yeni döneminde tüm dünyada etkisini hissettirecek birçok değişimin de yaşayacağı bir sürece girdiğimizi söyleyebiliriz. Her değerlendirmede mutlaka birtakım farazilerin olması gerekir. Bu doğruluk ve geçerlilik için bir zorunluluktur. Bu kapsamda yeni dönemde Trump şüphesiz bazı konularda istediği sonuçları elde edecek ancak tüm konuların tam olarak Trump’ın kontrolünde olacağını beklememek gerekir. Şüphesiz süreç Trump için sandığı gibi hiç kolay geçmeyecek, ABD hem içten hem de dışarıdan dirençlerle ve engellemelerle karşılaşacak. Trump’ın bunları aşabilmesi ise buna karşı hazırlıklarının gerçekçi olması ve karşılaştığı dirençlerin kuvveti ve sürekliliği ile doğru orantılı olacaktır. Öngörülerin sabit ve değişmez olması ise zaten mümkün olmayıp değişen şartlara göre revize edilmesi de zaman içerisinde mümkün olabilecektir.

PAYLAŞ:

Diğer Yazılar