ABD’NİN İMPARATORLUK SİYASETİ VE DÖNÜŞÜM

ABD’NİN İMPARATORLUK SİYASETİ VE DÖNÜŞÜM

Kurmay Kıdemli Albay (E) İlyas SÜPÜRGECİ

ABD İmparatorluk Siyasetinin gereği olarak;

■ Kendisine meydan okuyacak bir güç oluşumuna karşı siyasi, askeri ve ekonomik tedbirleri yürürlüğe koymuştur.

■ Eski Dünya coğrafyasındaki güçlerin aralarına bariyerler koymuştur ve şekillendirmiştir; bu devam eden bir süreçtir.

■ Küresel hegemonik güç veya imparatorluk olarak kendisinin koymuş olduğu kurallara diğer büyük güçlerin ve orta ölçekli güçlerin uymasını istemektedir ve daha ötesinde buna zorlamaktadır.

■ ABD koyduğu yeni kurallar doğrultusunda, kendisi ile işbirliği yapmak isteyen ülkeleri listeye kaydetmekte ve bu ülkelerle bazı mutabakatlar veya anlaşmalar yapmaktadır. Geniş Ortadoğu bölgesi ve Batı Yarım Küresi ABD imparatorluğu için öncelikli çıkar bölgesidir.

■ Uzun vadeli güç projeksiyonu için gerekli olan kritik ham maddeler, madenler ve kaynaklar ile küresel ticaret ve ulaşım yollarının kontrolü bağlamında; ABD yönetimi gerekirse askeri güç kullanmaya hazır olduğu görüntüsü vermektedir; fakat şimdilik şekillendirici ve zorlayıcı güç olarak kullanmayı tercih etmektedir.

■ Mevcut ABD yönetimi Federal Yönetim Sistemi içindeki güç paylaşımında, küresel Yahudi gücünün, Siyonist İsrail lobisinin ve Avrupa güç merkezlerinin etkisini kırmak ve ABD halkının çıkarları doğrultusunda bir güç dengesi oluşturmak istemektedir. ABD’nin kendi içinde böyle bir mücadele ve gerilim devam etmektedir. Bu mücadele ile ABD’nin İmparatorluk dış siyaseti doğrudan ilişkilidir. Federal Yönetim Sisteminde bazı değişikliklerin yapılabilmesi için sancılı bir süreç yaşanmaktadır. Öyle ki ABD’nin kendi içindeki çalkantı Okyanus ötesindeki kıyılarda adeta tsunami etkisi göstermektedir.

■ ABD’nin cevherinin Avrupa’dan gittiğini, evrim geçirerek bugünkü haline geldiğini ve Amerika Kıtasında ve Batı Yarıkürede kendisine özgü bir varlığa dönüştüğünü görmek gerekiyor. Bu varlığın kaderi yapılan çalışmalarla adeta Yahudi halkın kaderi ile kaynaşmış görüntüsüne dönüşmüştür ve Yahudiler için dünyanın en güvenli kalesi olmuştur. Bu belirleyici bir faktördür. ABD içindeki yeni güç dengesi ortak kaderi gözeten bir noktada yeniden oluşacaktır ve uzlaşma sağlanacaktır. Gerekli olan şey Amerikan halkının geleceğe güvenle bakmasını sağlayacak bir hikâyenin yazılmasıdır.

■ ABD içinde ve Avrupa içinde yaşanmakta olan gerilim ve mücadele alanlarından biri Batı kültürü içindeki çatışmadır; tanrısal inanca dayalı muhafazakâr kültür ile insan aklına dayanan liberal kültür arasındaki mücadele. Liberal değerleri öne çıkaran kültür ve yaşam tarzı küreselleşmeyi savunurken, diğeri ulus devletleri ve muhafazakâr Hristiyanlık değerlerine dayalı yaşam tarzına dönüşü savunmaktadır. Görünüşe göre ABD’de ve Avrupa’da tanrısal inanca dayalı kültüre dönüş üstün gelecektir. İnsan fıtratı bunu gerektiriyor; aidiyet duygusu ve her şart altında sığınacağı bir devlet ve ülkesinin olması. Küreselleşmenin kaynağı veya itici gücü geçmişte ABD kaynaklı iken, bugün küreselleşmeye son diyen siyasi güç de ABD kaynaklıdır. Küreselleşme kültürel anlamda bir yozlaşmadır ve insanlık bundan zarar görmüştür. Sonuç olarak; ABD dönüşürken, dünyanın geri kalanını da şekillendirmektedir. Bu çok çalkantılı bir süreçtir ve sonunda nereye varılacağı ABD’nin kendi içindeki dönüşümün nasıl sonuçlanacağı ile alakalıdır. ABD’nin imparatorluk siyasetinin başarılı olması ihtimali kuvvetlidir ve jeopolitik açıdan ABD’nin kendi içine kapanması ihtimali oldukça zayıftır.

İlyas Süpürgeci, 18.02.2026

Yazıyı Paylaş:
WhatsApp
Facebook
X
LinkedIn
Threads
Yazar Hakkında

İletişim Bilgilerimiz

Telefon Numarası
E-Posta Adresi